TALEPLERİMİZİN KARŞILANMASI İÇİN HER BİRİMİZ SEFERBER OLACAĞIZ!

189

Mülakat haksızlığı, vergi adaletsizliği, ek gösterge adaletsizliği ve bütçeye ilişkin taleplerimizi, düzenlediğimiz basın toplantısında kamuoyuyla paylaştık.

30 Ekim 2021 Cumartesi günü, Merkez Temsilciler Kurulu Üyelerimiz, Şube ve İl Temsilcilerimizin de katılımıyla gerçekleştirdiğimiz basın toplantısında; başta Kamu Emekçileri olmak üzere yıllardır yok sayılan, pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonların taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye davet edildi.

Genel Başkanımız Bahadır BERDİCİOĞLU tarafından okunan açıklama aşağıdadır:

BASINA VE KAMUOYUNA

Değerli Basın Emekçileri;

Sendikamızın iki gün sürecek Merkezi Temsilciler Kurulu toplantısına bu gün başladık, önümüzdeki dönem mücadele programımızı oluşturacağımız çalışmalarımızın önemli başlıklarından birisi bütçe olacak.

2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi geçtiğimiz hafta TBMM Plan ve Bütçe komisyonuna sunuldu, önümüzdeki hafta görüşmeler devam edecek. Öncelikle seçilmişler değil atanmışlar tarafından hazırlanan bütçe tasarısı iktidar blokunun meclisteki çoğunluğu üzerinden yasallaştırılmaya çalışılacak.

Önümüzdeki yılın bütçesinin yani kaynakların dağıtılması ve bütçe gelirlerinin toplanmasının nasıl olması gerektiği ülke gerçekleri üzerine planlanması gerekirken yoksul halkımızın ve emekçilerin taleplerinin yer almadığı, işsizliğin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının yok sayıldığı aynı tas aynı hamam bir bütçe tasarısı ile karşı karşıyayız.

Bugün milyonların temel gündemi iğneden ipliğe her şeye devam eden zam yağmurudur. Bugün milyonlarca emekçinin temel gündemi TL’nin döviz karşında değer kaybı ile gelirinin, ücretinin, maaşının her geçen gün mum gibi erimesidir. Bu koşullarda kapıya dayanan kışı nasıl geçireceğidir.

Enflasyon her geçen gün artmaktadır, Eylül ayı itibari ile resmi enflasyon yıllık %19,58,  2021’in başından Eylül ayına yani son dokuz aylık resmi enflasyon %13,04. Bu rakamlar TÜİK’in takla attırarak ortaya çıkardığı resmi enflasyon rakamlarıdır. Her zaman altını çizdiğimiz üzere sokakta, çarşıda, mutfakta yaşadığımız hayat pahalılığı bu sanal rakamların çok daha üzerindedir. Nitekim sendikamız BES/AR’ın her ay yaptığı enflasyon araştırma verilerine göre yıllık genel enflasyon %42,83, yıllık gıda enflasyonu ise %74,43 oranında artmıştır. Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (EnaGrup) verilerine göre ise yıllık enflasyon son bir yılda %44,7 artmıştır.

İşsizlik ve yoksulluk artmaya devam etmektedir.  İş bulma ümidini kaybedenleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olanları, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları da ekleyerek ulaşılan geniş tanımlı işsizlik oranı ise %22’ye,  işsiz sayısı ise 7 milyon 855 bine dayanmıştır.

Buna karşın açlık ve yoksulluk sınırı hızla artmaya devam etmektedir. Türk-İş verilerine göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı yılın başından Eylül ayına kadar olan dokuz ay içinde 2.590 TL’den 459 TL artışla  (%17,72 artış)  3.049 TL’ye,

Dört kişilik ailenin gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise yine aynı dönemde 8.436 TL’den 1.496 TL artışla (%17,73 artış)  9.932 TL’ye çıkmıştır.

Bu koşullarda Anayasasında sosyal-hukuk devleti yazan bir ülkede siyasal iktidardan beklenen elbette ki toplumun ezici çoğunluğunu adeta uçurumun kenarına iten olumsuzlukları ortadan kaldıran adımlar atmasıdır. Bunun en önemli aracı ise kuşkusuz bütçelerdir.

Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür. Bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmelerine başlanan 2022 Bütçe yasa teklifi bu sürecin son halkasıdır.

15 Ekim 2021 tarihinde bütçe sunuşu esasında Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay tarafından sarf edilen “Bütçe, hazırlık sürecinde ilgili tüm tarafların ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak değerlendirilmiştir” cümlesinin hiçbir karşılığı yoktur.

BÜTÇE YAPMA HAKKIMIZ ORTADAN KALDIRILMIŞTIR!

Yıllardır olduğu gibi bu defa da halkın, emekçilerin, emek örgütlerinin, meslek örgütlerinin,  demokratik kitle örgütlerinin bütçeye ilişkin görüşleri, talepleri alınmamıştır. Sayıştay’ın bütçe denetleme yetkisi ise genel değerlendirme raporları ile sınırlanmıştır.

Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisinden tüketimde ödediğimiz KDV ve ÖTV’ye kadar her adımda bizden alınan vergilerin nereye, kime harcanacağına ilişkin bize hiçbir söz hakkı tanınmamaktadır. Kısacası emekçilerin, halkın bütçe hakkının son kırıntıları da ortadan kaldırılmıştır.

Söz konusu hedefler bugüne kadar bütçe gelirlerinin omurgasını oluşturan vergilerin üçte ikisi omuzlarına yıkılan bordroluların yükünün daha da artacağını net olarak ortaya koymaktadır. Toplanan vergilerin nerelere, kimlere kaynak olarak aktarılacağına baktığımızda emekçilere, halka yol, su, elektrik olarak dönmeyeceği de görülmektedir.

AKP İktidarı Döneminde Kadın Emeği Sömürüsü artmıştır. Diğer taraftan bilindiği üzere pandemi sürecinde en fazla yoksullaşan, istihdamdan koparılan işsiz kalan, daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmuştur. Dolayısıyla, tüm kadınların eğitim ve gelir getirici istihdam imkânlarının arttırılarak yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalara yer veren,   kadın emeği üzerindeki çifte sömürüyü ortadan kaldırılmaya dönük önemlerle ekonomik anlamda güçlendirilmelerini hedefleyen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye olan ihtiyaç çok daha yakıcı hale gelmiştir.

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) adı altında yürütülen ‘müşteri garantili’ projelere 2019 bütçesinde 9,7 Milyar TL, 2020 bütçesinde 18,9 milyar TL, 2021 bütçesinde 34,5 milyar lira ayrılmıştır. 2022 bütçesinden ise en az 42 Milyar TL ayrılması bekleniyor. En az diyoruz,  çünkü döviz kurundaki artışın önümüzdeki günlerde nasıl seyredeceğini bilemiyoruz. Dolayısıyla döviz üzerinden müşteri garantisi verilen bu projelere bütçede öngörülenden çok daha fazla bir kaynak aktarılması ihtimali artmıştır.

Değerli Basın Emekçileri,

EMEKTEN HALKTAN VE BARIŞTAN YANA BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!

Bütçede aslan payının bir diğer ortağı ise savunma ve güvenlik harcamaları adı altında silaha, çatışmaya, savaşa ayrılan kaynaklardır. Savunma ve güvenlik harcamaları ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi krizin derinleşmesine, iç ve dış politikada izlenen gerginlik stratejisine, Suriye’den, Libya’ya, Afrika’ya uzanan emperyal arayışlara paralel olarak gittikçe artmaya devam etmektedir.

Bütçeden aslan payının önemli bir ortağı ise toplumu, özellikle gençleri mevcut rejime uyumlu hale getirme konusunda siyasal iktidar nezdinde gittikçe vazgeçilemez bir ideolojik aygıta dönüşen Diyanet İşleri Başkanlığıdır.

Değerli Basın Emekçileri,

Ağustos ayında yandaş sendika Memur Sen’le hükümet arasında mutabakata varılan satış sözleşmesi ile kamu emekçilerin geleceği karartılırken, adil bir ek gösterge talebi de oyalama sürecine girmiştir. 2022 yılı bütçesinde kamu emekçilerinin talep ve beklentileri yok sayılmıştır. Başta işkolumuzda olmak üzere sözleşmeli çalışanların kadroya alınması, 3600 ek gösterge talebi, 666 sayılı KHK ile gasp edilen haklarımızın geri verilmesi başta olmak üzere taleplerimiz görmezden gelinmiştir.

Sendikamız tarafından bir süredir yürütülen kamuya giriş ve görevde yükselme sınavlarında mülakatın kaldırılması ve kamuda liyakat sağlanmasına ilişkin eylem ve etkinlikler, Merkez Temsilciler kurulumuzca da değerlendirilerek mücadele programımızda yerini alacaktır.

Büro işkolunda hizmet veren bizlerin taleplerinin yanı sıra hizmet verdiğimiz kesimlerin taleplerine de duyarlılığımız bu dönemde de devam edecek, başta adil bir vergi sistemi, kamusal sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi, yargı sisteminin bağımsız olması, gençlerin KYK borçlarının silinmesi içinde mücadele kararlılığında olacağız.

Değerli Basın Emekçileri;

Mevcut gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştiren,

Yıllardır omuzlarımıza yıkılan vergi yükünü daha fazla artıran,

Pandemiden etkilenen milyonların temel gelir güvencesi talebine yer verilmeyen,

Bunun yerine bizim cebimizden alıp işverenlere-patronlara, yandaş müteahhitlere teşvik, prim desteği , ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı,  savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu BÜTÇEYİ KABUL ETMİYORUZ!

İçinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, EMEKTEN, HALKTAN, BARIŞTAN VE EKOLOJİDEN YANA BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!

BUNUN İÇİN:

  • Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını,
  • Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
  • Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,
  • Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini,
  • Yıllardır “satış sözleşmeleri” ile oluşan mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesini,
  • Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
  • Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak kaydıyla “temel gelir güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmasını,
  • Geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,
  • Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,
  • Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını,
  • İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını,
  • Kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin güçlendirilmesini,
  • Her türlü ek ödemenin emekli aylığına dahil edilmesi ve adil bir ek gösterge sistemi oluşturulmasını,
  • Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini İSTİYORUZ.

Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz.

Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta Kamu Emekçileri olmak üzere yıllardır yok sayılan, pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!

MERKEZ YÖNETİM KURULU