DR. MURAT ÖZVERİ: ‘DELİ OL AMMA OYUNCAK DELİ DEEL, ADAMAKILLI DELİ’ (16. 08. 2014)

183

Güç korkutur.

Gücü kullananın, kullandığı gücü kendilerinden aldığına, kendileri için kullandığına, bu ezen gücün gerçekte kendi güçleri olduğuna kitleler inanmışsa, gücün korkutuculuğu daha da artar.

Bugün milyonlarca AK Parti seçmeni, Tayyip Erdoğan’da kendi güçlerinin somutlaştığına inanıyor.

Milyonlarca insan onun kükremesini, kendi kükremesi olarak kabul edip, onunla özdeşleşiyor. Bu gerçekten de sindirici, korkutucu, insanı kabuğuna çekilmeye zorlayan, “Sesimi çıkartmayayım, gün ola harman ola” dedirten bir güç.
Kötü günlerdi. Kenan Evren’in hep başımıza kaktığı gibi günde yirmi gencin öldüğü, 12 Eylül öncesinin karanlık günleriydi. Oturmuş iç hesaplaşmalarıma dalmıştım. Deli Ahmet geldi. Köyün delisiydi; yüz üstü önüme uzandı, ne oluyor der gibi baktı. Aklıma geldi sordum, “Sana neden deli Ahmet diyorlar?” “Deliyim de ondan” dedi. “Bana da deli diyorlar” dedim. “Sen de delisin” dedi. Kızdım.
“Bak bizim oğlan” dedi; “Hacı Mustafa kimdir? Milleti kırdıran silah kaçakçılarının ibrikçisi. Bu, ibrikçi ağalarından aldığı güçle, yedi köyde yapmadık arsızlık bırakmadı. Onun bunun namusuna dolandı, itlik uğursuzluk yaptı. Kimse sesini çıkarmadı. Gitti Nejat’a dolandı. Nejat’ın gardaşını yok ettiler. Nejat ne etti? Jandarmaya, savcıya, hatta Meclise dilekçe verdi gardaşının katillerini bulmak için. Hacı Mustafa’nın ağaları güçlü. Nejat’ın gardaşını öldürüp gömdükleri mezara, savcının keşfe geleceğini önceden haber aldılar. Mezarı boşalttılar. Gelenler mezarı patates kuyusu diye zabıt altına alıp gittiler. Nejat baktı olmuyor, iş başa düştü, Hacı Mustafa itini vurdu. Vurunca, millet Nejat’ın adını değiştirdi. Nejat, oldu Deli Nejat. “
Eee dercesine yüzüne bakınca “Bizim oğlan” dedi, “Nejat deli olmasaydı, Hacı Mustafa itinin yaptıklarına ses çıkartmayanların kimisi p. . . . . . olacak, kimisi dümbük. Onların böyle olmaması için Nejat’ın deli olması lazımdı, oldu. “
Kalktı, giderken birden bana dönerek, “Bu dünyada deli olmak lazım bizim oğlan, deli, amma oyuncak deli deel, adamakıllı deli, sen de deli ol, adamakıllı deli” dedi.
Deli Ahmet’in ne demek istediğini üniversite yıllarımda okuduğum Erasmus’un “Deliliğe övgü” kitabını okuyunca anlayabildim. Korkunun, herkese her şeye karşın gerçekleri dile getiren, gerçeklerle yüzleşme cesaretleri olmayanların “deli” diyerek kenara ittiği adamakıllı delilerin inatçı çabalarıyla dağılabildiğini anladım.

Nuray Mert Hocanın “Ya Halka Gerçekleri Anlatın Ya da Gevezeliği Bırakın” yazısındaki “Türkiye’deki siyasal-toplumsal tabloyu anlamak için daha ciddi, daha derinlikli tahlillere ve en önemlisi, düşündüklerini çekinmeden söyleyenlere ihtiyacımız var. Yoksa, hepsi gevezelik olarak kalmaya mahkum”* satırlarını okuyunca, nur içinde yatsın Deli Ahmet’i anımsadım. Evet dedim, gün deli olmak zamanı ama oyuncak deli değil, adamakıllı deli.

16. 08. 2014 – EVRENSEL