SOMA’YI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

118

Soma’yı Unutmadık, Unutturmayacağız!

Bundan 10 yıl önce, 13 Mayıs 2014’te, Soma’da meydana gelen ve 301’i canımızı yitirdiğimiz yüzyılın en büyük işçi katliamının acıları ve bıraktığı izler, ailelerde yarattığı travma ağırlığından hiçbir şey kaybetmedi.

Onuncu yıldönümü vesilesiyle Soma’da yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini saygıyla anıyor, yakınlarına ve tüm maden emekçilerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Soma katliamı göz göre göre gelmiştir. Başka ülkede olsa, 301 işçinin ölümü karşısında alarma geçilir, başta Bakan olmak üzere hızla sorumluluğu olanlar görevden el çektirilir ve yargı süreci başlatılırdı. Katliama yol açan nedenler sorgulanır, köklü değişikliklere gidilir, azami tedbirler alınırdı. Ne yazık ki, iktidar her zaman yaptığı gibi “gereken neyse yapılacak, sorumluların üzerine gidilecek” türünden açıklamalarla yetinmiş, olayı fıtrata bağlamış, sonrasında ise unutturma yoluna gitmiştir.

Bu acı gerçek, ülkemizde emeği ile geçinen milyonlarca işçiye ölümden, sakatlanmaktan ve sömürülmekten başka bir şeyin reva görülmediğini ortaya koymaktadır. Oysa gün gibi açıktır ki, iş cinayetlerinin başlıca nedeni; neoliberal ekonomi politikalar sonucunda iş güvencesinin azalması, esnek çalışma biçimlerinin artması, çalışma koşullarının ağırlaşması; özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeron çalışmanın yaygınlaşmasıdır.

Sermayeyi ve aşırı kârı esas alan bu vahşi sistem değişmedikçe, özelleştirme ve taşeron politikasından vazgeçilmedikçe, işçi sağlığı ve iş güvenliğinde ciddi adımlar atılmadıkça bu ve benzeri işçi katliamları son bulmayacaktır.

Nitekim de öyle oldu! Soma’dan sonra Ermenek, Şirvan, Amasra, İliç gibi madenlerde onlarca işçi yaşamını yitirdi.

AKP iktidarı döneminde özelleştirmeler zirve yapmış, kamunun işletmesi gereken madenler teknik bilgi ve alt yapı olarak yetersiz, deneyimi ve deneyimli uzmanı bulunmayan yandaş şirketlere bırakılmıştır. Kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması nedeniyle Soma’da olduğu gibi katliama dönüşen işçi cinayetleri yaşanmaktadır.

Soma gibi büyük bir facianın ardından yürütülen, gerçek sorumluların yargılanmadığı dava da göstermiştir ki, AKP iktidarında işçilerin yaşamı da dahil her şey sermayenin çıkarı için gözden çıkarılabilmektedir.

İşçiyi her türlü korumadan uzak bırakan, sadece mühendis ve hekimi iş kazaları tazminatlarından sorumlu tutan, devleti ise her türlü sorumluluktan arındıran bir politika ile karşı karşıyayız.

Son olarak Antalya’da teleferik kazasında dönemsel sorumluluğu bulunmamasına rağmen yeni seçilmiş muhalif partili belediye başkanını tutuklayan iktidar kendi döneminde gerçekleşen 301 işçinin ölümü sonrasında siyasi sorumluluğu olan tek bir kişiyi tutuklamadı! Bununla da yetinmeyip dava sürecinin içini boşalttılar. Yaşananları kadere bağlayıp sonucuna katlanmamızı istediler.

Göz göre göre gelen katliamın fıtrat olmadığını çok iyi biliyoruz. İş cinayetleri ve işçi katliamları kader değildir. Olmamalıdır, engellenebilir, durdurulabilir. Yeter ki, çalışmaların öznesine insan konsun.

Biz yaşamını alın teriyle kuran emekçiler, güvenceli koşullarda çalışmak ve emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.

Gerçek sorumluların hesap vermesini istiyoruz.

İşçileri köleleştiren taşeron ve rödovans sistemlerine tümüyle son verilmesini istiyoruz.

Bunların asgari talepler olduğunu biliyoruz.

Bir şey daha biliyoruz: İş cinayetlerinin son bulması, ancak ve ancak işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın kendilerini ilgilendiren tüm konularda söz, yetki ve karar hakkının olduğu eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye ile mümkündür.

Bunun mücadelesini veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.

Bir daha Soma olmasın,

Bir daha Ermenek,

Şirvan,

Amasra,

İliç olmasın diye mücadeleyi yükselterek devam ettireceğiz.

KESK YÜRÜTME KURULU