AFETLERİN AZALTILMASI İÇİN NİTELİKLİ KAMU HİZMETLERİNE İHTİYAÇ VAR

301

Afetler kaçınılmaz olsa da sonuçlarını azaltmak mümkündür.

Birleşmiş Milletler (BM) 13 Ekim’i 1989 yılında Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü olarak kabul etti. BM Genel Kurulu böylesi bir günün kabul edilmesi çağrısında bulunurken temel olarak risklerin farkına varabilmek ve bu riskleri azaltabilme kültürünün geliştirilmesini amaçlıyordu.

Kapitalist sistem kar etmeyi sürdürmek için her türlü sömürüyü yapmaya devam ediyor. Hükümetlerin izlediği neoliberal politikalar her türlü emek sömürüsünün yanı sıra doğanın talan edilmesine de yol açıyor. Daha fazla konut yapılması için ormansızlaştırma, dere yataklarını doldurarak bina yapılması, izinsiz ve kaçak imar planları, çarpık kentleşme vb. uygulamalar afetlere karşı riskleri azaltmanın önündeki temel engellerden bazıları. Ayrıca, hükümetlerin çevreye zarar veren başta inşaat, maden ve kimya sektöründeki fabrikaları yeterince denetlememesi de afetler karşısındaki risklerin azaltılması bir yana arttırılmasına yol açıyor.

22 yıllık AKP iktidarı da küresel düzeyde izlenen bu politikaları ülkemizde uyguluyor. Doğayı talan eden dolayısıyla afetler karşısındaki riskleri daha fazla arttıran politikaları ve uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Hükümet yetkilileri doğaya yönelik sınırsız ve kontrolsüz müdahaleler sonrasında yaşanan afetleri “doğal” olarak nitelendiriyor. Buradaki amaç hem izledikleri politikaların yol afetlere açtığı gerçeğini gizlemek hem de bu afetlerin önlenebilir olmadığı gibi bir yanlış algı oluşturmaktır.

En son 6 Şubat’ta Kahramanmaraş ve Elbistan merkezli yıkıcı depremler afet risklerini azaltma konusundaki durumumuzu net bir biçimde ortaya koydu. 6 Şubat’ta Pazarcık ve Elbistan merkezli iki deprem 11 ilimizde tarifsiz yıkımlara yol açtı ve tüm ülkeyi büyük bir yasa boğdu. Resmi rakamlara göre Türkiye’de en az 50 bin 783, Suriye’de ise en az 8 bin 476 kişi hayatını kaybetti ve yüzbinlerce kişi ise yaralandı. Yerleşim yerleri yerle bir oldu. Yaşanması değilse bile gerekli risklerin azaltılmasına yönelik gerekli politikalar izlenerek ağır sonuçlarının azaltılması mümkün olan deprem felaketinin etkileri kısa sürede silinmeyecek.

Yaşanan afetin büyüklüğü ve yol açtığı acıları karşısında kelimeler yetersiz. Bu afetin yol açtığı yıkım afetler karşısında ne kadar hazırlıksız olduğumuzu en acı ve ağır bir biçimde gözler önüne serdi. Depremde de gördüğümüz üzere afetler bilhassa toplumun yoksul kesimleri ile azınlıklar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, mülteciler vb. kesimler açısından büyük eşitsizliklere yol açıyor. Bu eşitsizlikleri gidermenin yegane yolu herkes için nitelikli kamu hizmetleridir.

Kapitalist sistemin ve hükümetlerin izlediği neoliberal politikalar karşısında nitelikli kamu hizmetlerini güvence altına alan bir sisteme ihtiyaç var. Afetlere hazırlıklı olma düzeyinin arttırılması için, taleplerimiz:

  • Kamu hizmetlerinin sunulması ayrıca orta ve uzun vadeli yatırım yapılmasını sağlayacak yeterince bütçe ayrılması,
  • Kamu emekçilerinin başta ücret olmak üzere çalışma koşullarının iyileştirilmesi,
  • Afet risklerini azaltma eğitimlerinin tüm kamu emekçilerine verilmesi,
  • Afetlerde kamu hizmetlerinin nasıl sunulacağına kapsamlı rehberler, kılavuzlar hazırlanması ve bu çerçevede kamu emekçilerine eğitimler verilmesi,
  • Afet sırasında sunulan kamu hizmetleriyle toplumun her kesimine ulaşabilmek için anadilinde ve de mülteciler gibi farklı kesimlerin ihtiyaç duyacağı tüm dillerde hizmet verilmesi,
  • Kamuoyunda farkındalık arttırıcı çalışmaların kadınlar, çocuklar, engelliler, mülteciler, yaşlılar, azınlıklar vb. kesimlerin özel ihtiyaçları dikkate alınarak yürütülmesi,
  • Tüm bu süreçlerde başta sendikalar, meslek örgütleri olmak üzere ilgili kurumlarla gerçek ve anlamlı bir istişare süreci gerçekleştirilmesi.

KESK olarak, insan eliyle gerçekleştirilen her türlü ihmalin ve felaketin gerekli tedbirler alınarak önlenebileceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz. Yapılması gereken afetlere yol açan neoliberal politikalardan vazgeçerek kamu hizmetlerini güçlendirmektir.