İ. SABRİ DURMAZ: İŞSİZLİĞE KARŞI TOPYEKÜN MÜCADELE İHTİYACI (17. 11. 2018)

167

TÜİK önceki gün Ağustos ayı işsizlik verilerin yayımladı. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı
Ağustos‘ta
yüzde 11. 1
oldu. Böylece Ağustos’ta işsizlik oransal olarak
yüzde 0. 5
artarken sayısal olarak da işsizler ordusuna
265 bin kişi
daha eklendi.
TÜİK
genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 20. 8, kadınlarda yüzde 15. 1, genç kadın işsizliğini ise
yüzde 26. 4
olarak açıkladı. Burada açıklanan oranların Ağustos ayı gibi; işsizliğin en az olduğu, krizin etkilerinin henüz istihdama yansımadığı,
“seçim rüşveti”
olarak devreye sokulan işçi istihdamının etkilerin devam ettiği bir ayda olduğunu dikkate alan iktisatçılar, yılın sonunda
genel işsizlik oranının yüzde 15‘lere
genç işsizlik oranının yüzde 28‘lere dayanacağını belirtiyorlar.
İşsizlik rakamları böyle! Ama
“rakam”
olarak da kalmıyor.
Nitekim TÜİK’in işsizlik rakamlarını açıklamasından bir gün önce,
Deniz Yıldırım
adlı işsiz vatandaş, iş bulamadığı için Meclise gidip Ağrı AKP Milletvekili Etem çelebi ile de görüşemeyince, Meclisin çatısına çıkarak intihar etmek istedi, milletvekilleri tarafından vazgeçirildi.
Deniz Yıldırım, intihar girişimlerinde son örnek ama ilk örnek de değil.
Nitekim sadece bu yol çinde; 30 Ocak 2018’de Balıkasir’de
Muhterem Birgül,
20 Eylül 2018’de Şanlıurfa’da bir
işsiz genç, 20 Eylül’de işsiz
Sıtkı Aydın
Meclisin Dikmen kapısında kendilerini yaktı; 21 Eylül 2018’de de Kocaeli-Körfez’de
İsmail Devrim, çocuğuna pantolon alamadığı için
intihar etti!
Gerekçeler, yapılan eylemin biçimi elbette tartışılabilir; intihar etmenin bir
“kurtuluş yolu olmadığı”tartışılmazdır. Ama şu da bir gerçek ki, işsizlik ve onun yol açtığı çaresizlik,
insanların kendilerini öldürmesine yol açan bir ruh halini
kışkırtıyorsa, sorunun ne kadar büyüdüğünü gösterir.
Evet
işsizlik sorunu, bugün milyonlarca işçinin sorunudur. Sadece işsizlerin değil ama aynı zamanda
“halen”
çalışan işçilerin de en büyük sorunudur. çünkü
kapitalizmde, bugün
(çalışan)
işçisi, yarının(işsiz)
işçisi demektir.
Tıpkı
bugünkü işsizlerin dünün işçileri olduğu
gibi!
Bu yüzdendir ki,
çalışan işçileriyle işsiziyle bütün işçiler ülkemizin işçi sınıfını oluştururlar. Bu yüzden de
işsizlikten
söz ederken sadece işten atılmış olan işçilerin değil
tüm işçi sınıfının sorunundan söz ediyoruz.
Kapitalist sistemde bir işçi için en büyük tehdit,
“eve ekmek götüremez duruma gelmesi”,
“çocuklarına, bakmak zorunda olduğu ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamaması”dır!
Elbette ki her işsiz kalan, çocuğuna pantolon alamayan her işçi intihar etmediği gibi, nedeni ne kadar ağır olursa olsun intiharın işçinin sorunlarını çözen bir çare olmadığı çok açık bir gerçektir. Ve intihar, işsizlerin şöyle ya da böyle
sınıf dışına, sınıf mücadelesi dışına düşüren yol ve yöntemler
“işçi ahlakı”bakımından sorunlu, eleştirilmesi gereken yöntemlerdir.
Evet,
“işsizlik kapitalizmin yol arkadaşı”dır. Bu yüzden de işsizliğe karşı mücadele bireysel değil toplumsal;
çalışan ve işsiz işçilerin, işsizliğe karşı mücadele talepleri etrafında birleşip ortak mücadeleye girdikleri ölçüde olanaklıdır. Ancak böyle işsizliğin zararlarını azaltmak, onu işçi yığınları için dayanılacak sınırlara çekmek mümkün olabilmektedir.
İşçilerin özellikle de kriz dönemlerinde artan işsizlik karşısında çaresizlik içinde kıvranmalarını önleminin tek yolu;
işçilerin örgütlenmesi, sendikaların ve her çeşit işçi örgütlerinin işsizlerle çalışan işçilerin dayanışmalarını sağlamak,
işsizliği ve işçiler üstündeki yıkıcı etkisini azaltmak için örgütlenmeleri ve gereken önlemlerin alınması
için mücadele etmeleridir.
Bugün kriz koşullarında işsizliğe karşı mücadele için;
– İşten atmaların yasaklanması,
– Zorunlu ücretsiz mesailerin kaldırılması,

ücretler azaltılmadan çalışma sürelerinin aşağı çekilmesi,

İşsizlik fonunun sermaye yağmasına izin veren uygulamalara son verilmesi ve fonun işçilerin denetimine veren düzenlemelerin yapılması,

Fondan işsiz kalan her işçinin yararlanmasını sağlayacak biçimde düzenlenmesi. . . gibi önlemlerin alınması,
dönemin en önemli taleplerinin bir bölümü
olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu yüzden bugün krizin faturasına karşı topyekün mücadelenin en önemli ayaklarından birisini de
“işsizliğe karşı topyekün mücadele”
oluşturmak durumundadır.
17 KASIM 2018 – EVRENSEL