KESK: TOPLANTI VE GÖSTERİ DÜZENLEME HAKTIR, ENGELLENEMEZ!

207


Neredeyse her eylem ve etkinliğimizin fiilen yasaklandığı, engellendiği bu dönemde toplantı ve gösteri düzenleme hakkımızın temel bir hak olduğu; toplantı, gösteri, yürüyüş vb. demokratik eylem ve etkinliklerin hangi gerekçe ile olursa olsun engellenemeyeceğine dair mahkeme kararlarına bir yenisi daha eklendi.
3 Ağustos 2015 tarihinde Konfederasyonumuzun TİS taleplerimizi dile getirmek ve siyasi iktidarın TİS masasını göstermelik hale getiren uygulamalarını protesto etmek amacıyla Ankara’da AŞTİ önünden çalışma Bakanlığına doğru yapmak istediği yürüyüşe polis müdahale etmiş, üye ve yöneticilerimizden yaralananlar olmuştu. Valilik yürüyüşümüze ilişkin “kanuna aykırı gösteri ve yürüyüş” yapıldığı iddiasıyla Konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımızın bazı MYK üyeleri ile kimi üyelerimiz hakkında 2016 yılında dava açmıştı.
Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sonuçlanmış olup hakkında ceza istenen tüm arkadaşlarımız beraat etmiştir.
Kararda özetle: “…Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. Maddesinin, “Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir…”, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. Maddesinin, “Herkes, asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir” şeklinde düzenlemeleri ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 3. Maddesinin, “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” şeklindeki düzenlemesi nazara alındığında suç teşkil ettiği iddia olunan toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırılık öğesinin dahi tartışma konusu yapılabileceği anlaşılmakla sanıkların atılı suç sebebiyle ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiş…” denmiştir.
Karar, kanuna aykırı hareket edenin bizler değil anayasaya, uluslararası sözleşmelere rağmen eylem ve etkinliklerimizi engelleyen, saldıran, davalar açan siyasi iktidar olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.