KRİZE VE GÜVENCESİZLİĞE KARŞI BİRLEŞEREK MÜCADELE EDECEĞİZ!

230



Sendikamızın önümüzdeki döneme ilişkin mücadele programını, 1 Kasım 2018 Perşembe günü Genel Merkezimizde yaptığımız basın toplantısında kamuoyuyla paylaştık.
Genel Başkanımız Serpil Akpınar tarafından yapılan açıklama aşağıdadır:
BASINA VE KAMUOYUNA
Değerli Basın Emekçileri;


Büro Emekçileri Sendikası olarak 5-6 Ekim 2018 tarihinde “Krizin Bedelini ödemeyeceğiz” şiarıyla toplanan Merkez Temsilciler Kurulu’muzda yaptığımız değerlendirmeler ışığında Merkez Yönetim Kurulu olarak planladığımız mücadele programını bugün kamuoyu ile paylaşıyoruz.
24 Haziran seçim sonuçlarının ardından yeni sistemle ilgili olarak çıkarılan son OHAL KHK’leri ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri (CBK) ile ‘parlamenter sistem’ döneminden kalan tüm yasalar, yönetmelikler ve diğer mevzuat baştan aşağı değiştirilerek, “Tek Adam” sistemine uygun hale getirilmiştir.
Her ne kadar yeni sistemin adı ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ olarak ifade edilse de, ortada ne bir hükümet, ne de bilinen anlamıyla bir sistemden bahsetmek mümkün değildir. Ülke yönetimiyle ilgili bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı, denetimden yoksun tipik bir ‘otoriter rejim’ ile karşı karşıya olduğumuz açıktır. Yeni sistem açısından net olan tek şey, ülke yönetiminde doğrudan ya da dolaylı olarak rol alan ne kadar kurum, kuruluş, kurul vb varsa, neredeyse tamamının tek bir kişiye bağlı hale getirilmiş olmasıdır.
2008 küresel krizi için “ülkemizi teğet geçti” diyerek gerçeklerin üstünü örtmeye çalışan siyasi iktidar, Türkiye tarihinin en derin ekonomik ve siyasi krizini yaşadığımız bir dönemde “Ne krizi! Kriz, miriz yok” diyerek gayri ciddi yaklaşımlarını sürdürmeye devam etmektedir.
Her ne kadar yaşanan ekonomik kriz açıkça ifade edilmese de “Yeni Ekonomi Program” adı altında açıklanan Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Program ve 2019 Bütçesi küresel finans kuruluşları ve IMF’nin önerileri doğrultusunda hazırlanan kriz dönemine ilişkin planlamalardır.
Değerli Basın Emekçileri;1994, 2001 ve 2008 krizinden sonra yeni ve daha derin bir ekonomik krizi siyasi bir krizle birlikte yaşadığımız bu süreçte, krizin faturası emekçilere kesilmeye çalışılmaktadır. IMF’nin nisan ayında yayınladığı Türkiye raporunda yer alan öneriler doğrudan YEP’te yerini bulurken, kamusal emekliliğin tasfiyesi, esnek çalışma, kıdem tazminatının tasfiyesi, enflasyon farklarının gaspı gibi kazanılmış haklarımıza yönelik topyekun saldırılar ile karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, emekçileri zorlu bir süreç beklemektedir.
2019 yılı bütçesinden taleplerimiz, zorunlu bireysel emeklilik dayatması, kamuda esnek ve güvencesiz çalışmanın hayata geçirilmesine karşı Sendikamız bir mücadele programı ortaya koyacaktır.
2019 BüTCE SüRECİNDE YAPACAĞIMIZ EYLEM VE ETKİNLİKLER:
Maliye Bakanlığı’nda örgütlü olan sendikamız her yıl olduğu gibi bu yılda emekten yana bir bütçe için eylem ve etkinlikler içerisinde olmaya devam edecek. 2019 yılı bütçesinin harcama kalemlerine bakıldığında kamu yatırımları. sosyal güvenlik ve sosyal yardımlarda tasarrufa gidildiği bütçeden aslan payını daha önceki yıllarda olduğu gibi Milli Savunma ve İç İşleri Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığının aldığı görülecektir.
Bütçenin gelir kalemleri incelendiğinde ise 2019 yılında vergi gelirlerinin en az yüzde 20 oranında artırılması öngörülürken, vergi gelirlerinin büyüklüğü sıralamasında KDV (237 milyar lira), Gelir Vergisi (172 milyar lira), öTV (163 milyar lira) ve Kurumlar Vergisi (74 milyar lira) ilk dörtte yer almaktadır. Böylece halktan daha fazla KDV ve öTV adı altında vergi toplanırken ve ücretlilerden daha fazla Gelir Vergisi alınırken, sermayeden alınacak Kurumlar Vergisinin sınırlı tutulacağı anlaşılmaktadır.
Emekçilerden toplanan vergilerin sermayeye, savaşa kaynak olarak aktarılmaması kamu yararına kullanılması için sendikamız mücadele etmeye devam edecektir.
Bütçeye ilişkin planlamamızda, kadın erkek eşitsizliklerini yeniden üreten cinsiyet körü kamu politikalarına karşı, kadınların iktisadi kaynaklara, kamusal alana erişimini kolaylaştıran, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe hakkı özellikle vurgulanacaktır.
Bu kapsamda yaşanan ekonomik kriz emekçilerin satın alma güçlerinde %40’ın üzerinde kayba neden olmuş 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan toplu sözleşmenin bir hükmü kalmamıştır. Bu da yetmiyormuş gibi hükümetin enflasyonla topyekun mücadele adı altında başlattığı ironik kampanya ile emekçilerin alacağı enflasyon farkına göz dikilmiştir.
Değerli Basın Emekçileri;Buradan bir kez daha ifade ediyoruz! Enflasyon farkı zam değildir aksine açıklanan enflasyon farkları gerçek enflasyonu yansıtmamaktadır. Kamu emekçilerine enflasyon farkları ve ek zam acilen yapılmalı 2019 yılı için ise kamu emekçileri ile toplu sözleşme masasına oturmalıdır.
Bütçeye ilişkin taleplerimiz doğrultusunda;
Ek zam, enflasyon farkının ödenmesi ve vergi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi taleplerine öncelik verilerek
bütçe döneminde kampanyaların düzenlenmesi,
sosyal medyada hastag eylemleri, işkolumuzda bulunan kurumlara bütçeden taleplerimize ilişkin hazırlanan dosyaların verilmesi, yukarıda belirtilen taleplere ilişkin basın açıklamaları, basın toplantısı, faks eylemleri kokart takma eylemleri yapılması, yerellerde şubeler platformu, işçi sendikaları, emek ve meslek örgütlerine çağrıda bulunarak işçi ve kamu emekçilerinin taleplerinin ortaklaştırılması ve mümkün olan en geniş çevreyle eylemin ortak yapılması konusunda şubelerimizin çalışma yapması planlamıştır.
İhraç Edilen üyelerimize İlişkin olarak;
15 Temmuz’dan sonra oluşturulan OHAL Komisyonunun kaplumbağa hızı ile dosya incelemesi, büyük çoğunluğunun reddediliyor olması ve inceleme süresinin uzatılmasından hareketle, KHK ile ihraç meselesinin bütün kamu emekçileri açısından bir iş güvencesi sorunu olduğu yeniden vurgulanarak, ihraç edilen arkadaşlarımızın biran evvel göreve iade edilmesi için kamuoyu oluşturma ve mücadele yöntemleri ortaya koyma konusunda sendikamız etkin faaliyet yürütmeye devam edecektir.
TBMM’de ihraç milletvekilleri tarafından oluşturulan çalışma grubuyla, yapılan görüşmelerin sürdürülerek, kamuoyu oluşturmaya yönelik yazılı ve görsel basın faaliyetlerinin
aylık düzenli yapılması dışında Konfederasyonumuz tarafından dün açıklanan mücadele programında kamuoyu ile paylaşılan bölge mitinglerinin ana taleplerinden birisi ihraç olan üyelerimizin işlerine iade edilmesi olduğundan bölge mitinglerine yönelik çalışmalarımızda ihraç olan üyelerimizle ilgili taleplerimizin öne çıkarılması yönünde çalışmalar yapılması planlanmıştır?
KRİZ VE GüVENCESİZLİK KADINLARI DAHA çOK ETKİLİYOR!
Emeğin, sermaye çıkarlarına uygun biçimlendirilmesine dayanan, kuralsız, esnek, güvencesiz ve örgütsüz çalışma öncelikle kadınlar üzerinden kurgulanmaktadır. Ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak sermayenin her daim sarıldığı kadın emeği, ancak iş ve aile yaşamını uyumlaştırma anlayışıyla, istihdamda kendine yer bulabiliyor.
özellikle yarı zamanlı çalışma,
toplumda var olan cinsiyete dayalı iş bölümünden dolayı, en çok kadın çalışanları zorda bırakacaktır. Kadınlara evin yolunu gösteren yarı zamanlı çalışma, mali ve sosyal hakların, emeklilik süresi hesabının yarıya inmesi demektir. Diğer yandan, kamusal hizmet olması gereken çocuk ve yaşlı bakım sorumluluğu her daim kadınların omzuna yüklenmektedir.
Bir yandan da, milliyetçi, tekçi, dinci muhafazakâr politikalar, cinsiyet ayrımcılığını pekiştirmekte, kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, tacizi ve mobbingi arttırmaktadır.
Krizler,
kadınların günlük yaşamını iyiden iyiye esir almış, her zaman olduğu gibi kadınlar ekonomik krizin en yakıcı sonuçlarını yaşamaktadır.
Kadın emekçiler açısından kabul edilemez bu tabloya karşı Sendikamız, krize yoksulluğa, güvencesizliğe karşı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününde KESK bütünlüğünde mücadele programını hayata geçirecektir. Ayrıca, işyerlerine özellikle mobbinge, güvencesizliğe karşı ve kreş hakkı için bilgilendirme, sosyal medya çalışmaları ve çeşitli etkinlikler yapacaktır.
KAMUSAL EMEKLİLİK SİSTEMİNİN TASFİYESİNE, ESNEK çALIŞMA VE İŞ GüVENCEMİZE YöNELİK SALDIRILARA KARŞI YAPACAĞIMIZ EYLEM VE ETKİNLİKLER
YEP’te de ifade edildiği üzere sermaye kesimine kaynak aktarmak için Bireysel Emeklilik Sisteminin kapsamının genişletilerek zorunlu hale getirilmesi planlanmaktadır. önceki yıllarda reform adı altında getirilen emeklilik yaşı düzenlemelerinin yarattığı mağduriyetler ortada iken yapılacak düzenlemeyle emekliliğin finansmanı emekçilerin sırtına yüklenmek istenmektedir.
BES olarak emeklilik hakkını kademeli olarak 65 yaşına çıkarılmasına mezarda emeklilik diyerek nasıl karşı çıktıysak sosyal güvenliğin piyasalaşmasına karşıda mücadele etmeye devam edeceğiz.
Emeklilik yaşının düşürülmesi, zorunlu Bes dayatmasından vazgeçilmesi ve her türlü ek ödemenin emekli aylığına dahil edilmesi talebi ile Aralık ayı boyunca işyeri çalışmaları, dilekçe kampanyaları ve basın açıklamaları yapılması;
YEP’le birlikte daha somut olarak ortaya konulan esnek çalışma, performans, norm kadro uygulamalarına karşı yine Aralık ayı itibariyle yoğunlaşan bir kampanyanın planlanması, Konuya ilişkin eğitim çalışmalarının yapılması, işyerlerinde aydınlatma faaliyeti için yayınların çıkarılması planlanmıştır.
İşkolumuzdaki bütün kurumlarda vergi ve ücret politikalarıyla bunların emekçilere yansımalarını gündemde tutacak “Vergide ve ücrette Adalet İstiyoruz” talebiyle çalışma yürütülecektir.
İş güvencemizin gasp edilmesine karşı, Vergide ve ücrette adalet sağlanması, dolaylı vergilerin kaldırılması, ücretlerimizdeki gelir vergisi oranının düşürülerek, vergi dilimi artışından etkilenmeyecek şekilde düzenlenmesi, aynı masalarda aynı işi yapanlar arasındaki ücret farklılıklarının kaldırılması, taleplerimiz için mücadelemiz devam edecektir.
YAŞASIN öRGüTLü MüCADELEMİZYAŞASIN BESYAŞASIN KESK[rn]
MERKEZ YÖNETİM KURULU