İHSAN ÇARALAN: ZAMLAR GERİ ÇEKİLSİN, FİYATLARA NARH* KONULSUN! (02. 10. 2018)

165

Ağustos ayında doğal gaza konutlarda yüzde 9, büyük işletmelerde yüzde 14 zam, elektriğe konutlarda yüzde 9, sanayide yüzde 14 zam yapılmıştı. Doğal gaz ve elektriğe, aynı ölçülerde eylülde bir zam daha yapılmıştı. 1 Ekim’de de doğal gaza konutlarda yüzde 9 sanayide ise yüzde 18. 5, elektriğe de konutlarda yüzde 8, sanayi ve ticarethanelerde yüzde 18 zam geldi!
Konutlardaki zam ayın sonunda vatandaşın cebinden çıkacak. Ama sanayide yapılan zam ise önümüzdeki aylarda, yine vatandaşın cebinden çıkacak. Bu yüzden zamlar, “Tamam canım, bizim kullandığımız doğal gaza ve elektriğe yüzde 9 zam yapılmış ama patronların kullandığı doğal gaz ve elektriğe de bizim iki katımız zam yapılmış yüzde 18. 5 olmuş” denilerek geçiştirilemez. çünkü patronlar kullandıkları doğal gazın zammını ürettiği malları fiyatlarına yansıtarak, eninde sonunda “sanayide kullanılan doğal gaz zammı”nı da vatandaşın cebinden alacaktır.
SPEKüLATöRLER, KARABORSACILAR, SİYASETİN HİMAYESİNDE
Sadece doğal gaz mı; 24 Haziran seçiminden beri, “Şu kardeşinizi seçin bakın faizle enflasyonla mücadele nasıl olurmuş görün” diyen Erdoğan’ın resmen de “tek adam” olarak göreve başlamasından beri, iğneden ipliğe emekçilerin kullandığı her mala adeta zam yağıyor. Ama hükümet, bu zamların kendi 16 yıllık ekonomi politikalarıyla bir ilgisi yokmuş da aracılar, spekülatörler, stokçular, karaborsacılar,. . . zam yapıyormuş gibi, kimi marketlere göstermelik denetçiler göndererek, aracıları, marketçileri, hatta pazar esnafıyla geçim sıkıntısıyla “çatacak yer arayan” vatandaşı karşı karşıya getirerek kendisini aradan çeken bir yöntem izliyor.

Kuşkusuz ki, spekülatörler, karaborsacılar, aracılar, büyük süper-hiper market sahipleri, hatta küçük esnaf bile etiketlerle oynama düzeyinde zamlara katkı yapıyordur. Ama onlarınki sadece “kısmi bir katkı” dır. AKP Hükümetlerinin 16 yıllık ekonomi politikasının oluşturduğu ortamın büyüttüğü ve bugün de; “Oğlum beklediğin gün bugündür. Şimdi, dün bir yılda kazandığını bugün bir ayda kazanma zamanıdır” diyen spekülatör, stokçu, karaborsacı takımı ise elbette ki yerel ve merkezi siyasetin himayesinde “işlerini yürütmekte”dir.
KRİZİN YüKüNüN EMEKçİLERE
YIKILMASININ EN YAYGIN YOLU

Bu yüzden de hükümet bir yandan izlediği politikaların bugün TL’nin dolar karşısında aşırı değer kaybının ve onun sadece başlıca değil bütün tüketim mallarına zam olarak yansıtılmasıyla zamları, krizin yükünü işçilere, emekçilere yıkmanın en yaygın yolu olarak kullanmaya başladı.
Doların TL karşısında değer kazanmasına bağlı olarak her malın fiyatının hızla artması karşısında, hükümet ve kimi aklı evvel medya mensubu ve siyaset erbabı, “Canım tamamen yerli ve milli bir besin maddesi olarak domatesin fiyatının dolarla ne ilgisi var?” diyorlar ama, gerçek bu kadar basit değil. çünkü domates için kullanılan enerjiden ilaca, tohumdan gübreye bütün girdiler dolarla ölçülüyorsa, dahası “serbest piyasa ekonomisi”ne bağlılık yemini edilerek, biat tazeleniyorsa, domates ya da ekmek, et, süt,. . . fiyatları da dolarla ölçülür.
Kriz bu mekanizmanın üstündeki örtüyü yırtarak, örtünün altındaki gerçeğin herkesçe görülür hale gelmesini sağlamıştır. Siz ağustos, eylül, ekimde olmak üzere doğal gaza ve elektriğe her ay, konutlarda yüzde 9’ar, sanayide ve ticarethanelerde elektriğe yüzde 18. 5’lere varan zamlar yaparsanız, zamların bütün tüketim mallarına yansıması kaçınılmaz olur. Dolayısıyla da enflasyon artar, enflasyon arttı diye faizler yükseltilir, faizler yükseltince fiyatlar artar,. . . bu böyle sürüp giden bir “kapan”a dönüşür.
İŞTEN çIKARMALAR YASAKLANSIN ‘EK ZAM’ YAPILSIN
1980’lerde, 90’larda özalcı ekonomi bu döngünün nasıl bir kapan olduğunu gösterdi. Ancak AKP iktidarının özal hayranlığı ve elbette asıl olarak da serbest piyasa ekonomisine bağlılığı ona başka bir yola girme imkanı da tanımamaktadır.
Bu son zamlarla da açıkça görüldüğü gibi sermaye ve hükümetinin, krizin yükünü işçi sınıfı ve emekçilere yıkmak için hangi önlemlere başvurduğu ve vuracağı daha iyi anlaşılmaktadır. Ki, bu önemlerin bir yanını; işletmelerde çalışma koşullarının ağırlaştırılması, yükselen enflasyonun ücretleri eritmesi ve işten çıkarmalar olarak nasıl ete kemiğe bürüdüğünü gördük.
Nitekim işçiler, patronların önlemlerine karşı;
– İşten çıkarmaların yasaklanması,
– çalışma koşullarının iyileştirilmesi,
– Enflasyonun yol açtığı kayıpların giderilmesi için ücretlere ve maaşlara ek zam yapılması,. . . gibi taleplerle karşı çıkıyorlar. Bunları gazetemize gelen işçi mektupları ve emekçiler hakkında yapılan haberlerde de görüyoruz.
ZAMLAR GERİ çEKİLSİN
Bu son elektrik ve doğal gaz zamları da çok açık biçimde göstermiştir ki; sermaye ve hükümetinin krizin yükünü işçilere, emekçilere, halk yığınlarına yıkmasının en etkin ve en yaygın yollarından birisi de, temel tüketim mallarına (doğal gaz, elektrik, akaryakıt, su,. . . ) ve temel hizmetlere (sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, ulaşım,. . . ) yaptıkları zamlardır.

Bugün yapılan zamlarla bir kez daha görüldü ki, krizin yükünü reddetmenin öteki önemli ayağını;
– Zamların geri çekilmesi,
– Spekülatörlerin, karaborsacıların, stokçuların denetim altına alınarak teşhir edilmesi, haklarında gerekli idari ve cezai işlemlerin yapılması,
– Fiyatlara narh konularak, aracıların, marketlerin ve esnafın belirlenmiş fiyatları aşıp aşmadıklarının sıkı bir biçimde denetlenmesi oluşturmaktadır.
Açıktır ki gerek Hükümet eliyle yapılan zamlar gerekse iğneden ipliğe bütün zamlar ve bu zamlar etrafındaki mücadele 80 milyonu doğrudan ilgilendirmektedir. Bu yüzden de teşhir faaliyeti de bu geniş kitleyi birleştirecek bir üslup ve ona uygun çağrıların da bu gerçeği görerek yapılması çok önemli olacaktır.

(*) Hükümet, belediye gibi resmi bir kurumun, zorunlu tüketim maddelerine değişmeyecek bir fiyat sataması.
2 EKİM 2018 – EVRENSEL