MUSTAFA SÖNMEZ: ABD İLE GERİLİM IMF İHTİMALİNİ ARTIRIYOR (03. 08. 2018)

165

Tarafsızlığı ve adilliği tartışma konusu olan 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin ardından başlatılan yeni politik sistem ve ardından kurulan yeni kabine hemen ekonomik sorunlarla boğuşmak durumunda kaldı. Ancak ekonomide yetkiyi damadı Berat Albayrak’a
delege etmiş görünen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faiz ile ilgili kararını hem Albayrak’a hem de ona bağlanan Merkez Bankası’na dikte etmekten aslında geri durmamış gibi.
Seçim sonrası oluşturulan yeni kabinenin en önemli icraatı olarak beklenen 24 Temmuz’daki
Merkez Bankası toplantısından faizlerin aynı tutulması yönünde karar çıkması Merkez Bankası’nın değil, “tek adam”ın kararı olarak algılandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Erdoğan’ın
damadı Albayrak’ın piyasalarla kavga etmeme güvencesi vermiş olmasına rağmen piyasanın en az 1 puan artış beklediği politika faizinde bir değişikliğe gidilmemesi Erdoğan’ın buyruğu olarak okundu.
Bu karar öncesinde 4. 60 TL bandına kadar inme eğilimi gösteren dolar fiyatı
şok edici faiz kararı sonrası 5 TL’ye doğru yol aldı ve 4. 94 TL’yi görünce kâr amaçlı satışlarla biraz indi. Ancak izleyen günlerde yeniden çıktı ve 4. 90 basamağına yerleşerek gözünü psikolojik sınır olan 5 TL’ye dikti. Bu da 1 Ağustos akşam saatlerinde gerçekleşti.
Türkiye ekonomisi böylece ağustos ayına 5 TL’lik dolar fiyatı ile yüzde 25’e yaklaşan TL faizleri arasında sıkışmış olarak girdi.
Anlaşılan o ki “tek adam” yüksek döviz ile yüksek faizin tahribatı arasına sıkıştırılan Türkiye ekonomisinde
faize yüz vermektense dövizin fiyatına şimdilik rıza gösterir durumda.
Ne var ki ikisi de hızla tahribat yaratıyor. Yüzde 15’i geçen tüketici ve yüzde 24’ü geçen üretici fiyatları gerileme yönünde bir umut vermiyor. Hem üretici hem tüketici fiyatlarında yeni artışlar gündemde ve 2018’in tüketicide yüzde 20, üreticide de en az yüzde 25 enflasyon ile kapanması ihtimali sık sık dile getiriliyor. Tırmanan enflasyonda döviz artışının ithalatta yarattığı maliyet artışları belirleyici durumda.
Merkez Bankası 31 Temmuz’da yayımladığı
[
1 Şubat’ta 166 iken 1 Mayıs’ta ancak 199’u bulmuştu. 1 Ağustos’ta ise sabah saatlerinde 321 iken akşam saatlerinde 334 ile tarihi rekor kırdı.
Aynı göstergenin Yunanistan için 317 olduğunu belirtmek işin vahametini anlatmak için yerinde olacaktır. Temmuz sonu ülke CDS’leri yükselen ülkelerden Brezilya için 214, Rusya için ise 132. Yüksek CDS ancak daha yüksek faizle para bulabilmek demek.
Yeniden hatırlatmakta yarar var: Türkiye’nin önümüzdeki 12 ayda bulması gereken dış kaynak 230 milyar dolar dolayında. Bunun
[

Washington’daki Uluslararası Din özgürlüğü Konferansı’nda yaptığı açıklamada tutukluluğu ev hapsine çevrilen
[

” adı altında neler gelebileceği düşünülmeye başlandı ve 1 Ağustos akşamı adalet ve içişleri bakanlarına yaptırım kararı geldi.
ABD geriliminin karşılıklı restleşmelerle yarattığı tahribat ekonominin ateşinin yükselmesine yol açıyor. Bu da öncelikle dolar fiyatının tırmanmasına neden oluyor. Ne var ki dövizdeki tırmanış karşısında TL faizinin artırılmaması firmaları döviz ile faiz arasında sıkıştırıyor. Hem kredi borçlusu firmalar hem de kredisini geri toplamada zorlanan banka sistemi ciddi basınç altında.
Daha şimdiden Türkiye banka sistemi kredi derecelendirme kuruluşlarının göz hapsinde. Bunlardan
[

bir ülke haline geldiğini iddia eden AKP’nin, bu durumu kabullenmeye ve kamuoyunda bu duruma düşmüş görünmeye sonuna kadar direneceği bilinse de ağırlaşan şartlar kulvara girmeye zorluyor.
3AĞUSTOS 2018 – mustafasonmez. net