İ. SABRİ DURMAZ: ‘ESNEK ÇALIŞMA’YA KARŞI MÜCADELENİN YENİLENME İHTİYACI (24. 03. 2018)

166

Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı Jülide Sarıeroğlu’nun, memurlar için
“yarı zamanlı çalışma”
nın hayata geçirileceğini
“müjdelemesi”yle birlikte,
“esnek çalışma”
konusu yeniden gündeme geldi.
Nitekim; Sarıeroğlu’nun açıklamasının arkasından hem SES Genel Hukuk ve Toplusözleşme Sekreteri
Aylin Akçay
ve KESK Hukuk ve TİS Uzmanı
özgür Yılmaz, hem Yazarlarımız
Sevda Karaca
ve Eğitim Sen’in Eğitim Uzmanı da olan
Erkan Aydoğanoğlu
gazetemizde,
“yarı zamanlı çalışma”yla neyin hedeflendiğini ve çalışma yaşamında hangi sonuçlara yol açacağını da
çok anlaşılır biçimde
ortaya koydular.

“Yarı zamanlı çalışma”
çalışma yaşamının
“esnekleştirilmesi”
yöntemlerinin dünyadaki yaygın biçimlerinden birisi. Ve şimdi Hükümet iki yıl önce
“torba yasa”yla çıkarılan düzenlemenin
kamuda uygulamaya sokulabilmesi
için yönetmelik hazırlıyor.
Sarıeroğlu‘nun kamu çalışanlarına müjdesi de bu!
Uzunca bir zamandan beri, işçilerin, kamu emekçilerinin gündeminin çok gerilerine düşen
“esnek çalışma”nın bu vesileyle yeniden güdeme gelmesi emek mücadelesi bakımından önemli olmuştur.
çünkü; Erdoğan-AKP Hükümeti ve sermaye güçlerinin, emek mücadelesinin bugün geriletildiği koşullarda hayalleri olan ama uygulayamadıkları esnek çalışma yöntemlerini her fırsatta devreye sokacağını bilmek için kahin olmak gerekmez.

Bu da esnek çalışmaya karşı mücadelenin yenilenmesi gerektiği anlamına gelmektedir.
– çünkü
“esnek çalışma”
, son 30 yıldan beri, gerek kamuda gerekse özel sektörde, sermaye güçlerinin çalışma yaşamına yönelik en önemli ve en kapsamlı saldırısıdır.
– çünkü
“esnek çalışma”
nın karşıtı olarak
“kurallı çalışma”, işçi sınıfının kazandığı haklarını kalıcı hale getirmenin (Kazanımların kuşaktan kuşağa aktarılmasının) şartı olarak 200 yıllık işçi sınıfı mücadelesinin ilerlemesi içinde oluşmuştu. özellikle 20. yüzyıldaki, işçilerin burjuvaziye dayattığı kazanımların yasalara geçirilmesi, çalışma yaşamında işçilerin kazanımlarının
“güvenceye alınması”çalışma yaşamını bir kapitalist toplumda olabileceği kadar kurallara bağlamayı da getirmişti.
Bu yüzden de “küreselleşme” süreci denilen
neoliberal ekonomik politikalar
döneminde işçi sınıfının kazanımlarının
ortadan kaldırılması saldırısının
“koçbaşı”,
esnek çalışmanın kurallı çalışmanın yerine geçirilmesiydi
dersek bir abartı yapmamış oluruz.
çünkü
“esnek çalışma”
demek, çalışmanın kurallarının ortadan kalkması,
işçinin önceki kuşaklardan kalan kazanımlarının altının oyulması
demektir.
Ancak
“esnek çalışma”

sunulurken; işçilere bir müjde olarak sunuldu. İşçiye;
“Esnek çalışmaya geçtiğimizde, işe istediğin zaman gideceksin, istediğin kadar çalışacaksın, istemediğinde de dinleneceksin,. . . “, “Tıpkı Marx’ın dediği gibi; istediğin zaman çalışıp istediğin zaman tembellik hakkını kullanacaksın. . . . “
gibi senaryolar eşliğinde, esnek çalışma propaganda edildi.
Bu parlak jelatinlere sarılmış şekeri
patronlar ve hükümetleri,

o günlerde işçiler ve kamu emekçilerine yutturamadılar. Ama
fiilen
ve her fırsatta yaptıkları
yasal düzenlemelerle
esnek çalışmanın zeminini oluşturacak girişimleri de hiç eksik etmediler.
Her önemli TİS görüşmesinde esnek çalışma yöntemlerinin uygulanması için gerekli maddeler
“masada”
oldu ama patronlar bu maddelerin kabul edilmesinde ısrarcı olmadılar. En son metal TİS’i de dahil her seferinde bu maddeleri geri çektiler. Sendikacılar, esnek çalışma dayatmasını kabul etmedik diye övündüler. Ama sendikal bürokrasinin de göz yummasıyla
fiiliyatta esnek çalışmanın yöntemleri giderek yaygınlaştırıldı.

Emek mücadelesi geriletildiği ölçüde de patronlar ve hükümetleri, esnek çalışmanın adım adım alt yapısını oluşturma yolunu tercih ettiler.
“özel İstihdam Büroları”
Yasası’nın çıkarılması,
“Taşeron çalışma Yasası”, kamuda belli meslekler dışında kadrolu personel alımına son verilmesi. . . şimdi de
“yarı zamanlı çalışma”nın hayata geçirilmesi bunun örnekleridir.

Dolayısıyla
“esnek çalışma”
işçilerin ve kamu emekçilerinin kazanılmış haklarının savunulmasında
yeniden emek mücadelesi gündeminin üst sıralarına çıkarılmak durumundadır.
Aksi halde patronlar ve hükümeti,
“torba yasaları”,
OHAL
ve
KHK‘leri kullanarak,
“kurallı çalışma”nın yerine esnek çalışma yöntemlerini geçiren uygulamalara hız verecektir. Ki, burada
en önemli sorumluluk sendikalara düşmektedir. Ama sendikaların bu konuda adım atamsı için de
ileri emekçi kesimlerin ve mücadeleci sendikacıların
“esnek çalışmaya”

karşı
mücadeleyi yenileyen
bir tutuma girmeleri belirleyici önemdedir.

24 MART 2018 – EVRENSEL