HALEPÇE, BEYAZIT, GAZİ KATLİAMLARINI UNUTMAYACAK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

213



Ne yazık ki tarihi bir nevi “katliamlar tarihi” olan bir ülkede yaşıyoruz.
Baharın gelişini müjdeleyen Mart ayında yaşanan Halepçe,
Beyazıt, Gazi katliamları üzerlerinden onlarca yıl geçmesine rağmen hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor.
Bundan tam 40 yıl önce 16 Mart 1978’de İstanbul üniversitesi öğrencisi yedi devrimci genç kontrgerilla tarafından katledilmiştir.
Günler öncesinde katliam hazırlığı yapıldığı yönündeki istihbarata rağmen hiçbir önlem alınmamış, katliama açıkça göz yumulmuştur. Sorumlular bilinmesine rağmen yıllar süren davanın üstü kapatılmış, katliamın arkasındaki güçler açığa çıkartılmamıştır.
Tarihe Beyazıt Katliamı olarak geçen bu katliamdan 10 yıl sonra ise tüm dünya Halepçe vahşetine tanıklık etmiştir. 16 Mart 1988 günü Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen hava saldırılarında Halepçe Kasabası ve civarı kimyasal silahlarla bombalanmış, tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan katliamda çoğu çocuk ve kadın 12 bin kişi yaşamını yitirmiştir. Bölgeye ilişkin hesapları olan emperyalist ülkeler ve gerici bölge yönetimleri yaşanan bu vahşeti seyrederek en az Saddam Hüseyin rejimi kadar büyük bir insanlık suçuna imza atmıştır.
Mart ayı katliamlarına 12 Mart 1995 tarihinde Gazi katliamı eklenmiştir. Alevi yurttaşlarımızın gittikleri kahvehanelerinin ve cem evinin hedef alındığı silahlı saldırılarda bir kişi hayatını kaybetmiştir. Saldırıları protesto etmek için toplanan halkın üzerine ateş açılması sonucunda yaşanan olaylarda 22 kişi katledilmiştir. Katliamın gerçek faillerinin ve arkasında yer alan güçlerin değil, birkaç tetikçinin yargılandığı davada hukuk, devlet kurşunu karşısında bir kez daha suskunluğa gömülmüş, katliamcılar aklanmıştır.
Beyazıt katliamı faillerini yakalamak için peşlerinden giden polislere “dur” emri verenler ile Gazi katliamında 22 vatandaşımızın katlinde “vur” emri verenler aynı insanlık dışı zihniyetten beslenmektedir. Halepçe`de çocuk, kadın demeden katledenlerle Roboski katliamına imza atanlar, IŞİD çeteleri tarafından gerçekleştirilen katliamlara zemin hazırlamaktan geri durmayanlarla Suruç’ta 33, Ankara Tren Garı’nda 102 canımızı aramızdan koparan katliamların faillerinin açığa çıkarılarak cezalandırılmasını engelleyenler halkları düşmanlaştırmada sınır tanımayan aynı zihniyetin ürünüdür.
öte yandan yaşanan katliamların utancıyla yüzleşmek yerine inkarı yüceltenler,
sorumlularından hesap sormak yerine üstünü kapatanlar yeni katliamlara, cinayetlere davetiye çıkarmaya devam ediyor. ölümleri, katliamları sıradanlaştıran nefret ve kin söyleminin yarattığı şiddet sarmalı daha da derinleşiyor. 20 aydır sürdürülen OHAL ile demokrasinin son kırıntıları dahi rafa kaldırılırken,
Afrin operasyonu ile halklar arasındaki köprüler onarılamaz bir biçimde tahrip ediliyor. Sürekli pompalanan şoven ve ırkçı söylemle barıştan ve kardeşlikten yana saf tutanlar hedef olarak gösteriliyor.
Kaderini ve iktidarını gerilim ve kutuplaştırma siyasetine bağlayanlar OHAL’ e dayanarak çıkardığı KHK’ler ile demokrasi, hukuk, adalet talep eden her kesimin sesini kısmaya, bu kesimleri hedef alan saldırıları cezasız bırakmakla kalmayıp teşvik eden düzenlemeler yapmaya devam etmektedir.
Bu olumsuz tabloya rağmen yeni katliamlar yaşanmasını engelleyebilecek tek şey demokrasinin, adaletin barışın ve kardeşliğin hakim olduğu, hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesin eşit yurttaş olarak kabul edildiği, farklılıklarımızın zenginlik olarak görüldüğü bir ülke mücadelesini yılmadan, usanmadan sürdürmekten geçiyor.

KESK olarak en başından beri barış ve kardeşliğin tesis edilmediği bir ülkede emeğin haklarından da söz etmenin mümkün olmadığını söylüyoruz.
Bunun için her zaman savaşa karşı barıştan şovenizme, ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinden yana saf tuttuk.
Halkların birlikte yaşama umudunu yok etmeye çalışanlara karşı bundan sonra da birbirimize daha fazla kenetlenmeye devam edeceğiz.
Ya
şadığımız katliamların hesabını bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek, barış ve kardeşliğin ülkesini kurarak soracağız.
Halepçe, Beyazıt, Gazi Katliamlarında hayatını kaybedenler şahsında bugüne kadar yaşadığımız tüm katliamlarda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, tüm insanlığın barış içerisinde yaşayacağı bir dünya ve ülke mücadelemizi sürdüreceğimizin altını çiziyoruz.