BASINA VE KAMUOYUNA! DÜŞÜK ÜCRET, BASKI, İŞ YÜKÜ YARGI EMEKÇİLERİNİN KADERİ DEĞİLDİR!

219

DüŞüK üCRET, BASKI, İŞ YüKü YARGI EMEKçİLERİNİN KADERİ DEĞİLDİR!
Yargı emekçileri ne yazık ki 2017 yılı Kasım ayında üst üste yaşanan intiharlarla gündeme geldi. İlk olarak İstanbul Anadolu Adliyesinden zabıt katibi Fatih Ersoy, arkasından Antalya Bölge İdare Mahkemesinden Cevahir Toker ve son olarak çemişgezek Adliyesinden Süleyman Aydın intihar ederek yaşamlarına son verdiler.
ülkemizde yaşanan siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlara bağlı olarak son 5 yılda 60 bin 850 kişinin intihar girişiminde bulunduğu ve bu intiharların 16 bin 28’inin ölümle sonuçlandığı sağlık kuruluşlarının kayıtlarından tespit edilmiştir.
Yine kamu emekçilerinin yaşamaya mahkum bırakıldıkları açlık sınırındaki ücretler, iş güvencesinin ortadan kaldırılarak bir gecede KHK ile işinden edilme endişesi, ihraç edilenlerin dışarıda iş bulup yaşamlarını sürdürmelerine dahi izin vermeyen, açlıkla terbiye etmeye yönelik uygulamalar, işyerlerinde artan mobbing, baskı, personel eksikliği nedeniyle fazla çalışma, liyakatsız atamalar vb gibi nedenlerle ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak kıskaç altına alınmıştır. Bu kıskaç kamu emekçilerini her geçen gün intihara sürüklemektedir. 15 Temmuzla beraber ilan edilen OHAL süresi boyunca yayınlanan KHK’larla işlerinden atılan kamu emekçilerinden 56’sı intihar ederek yaşamlarına son vermişlerdir. çalışma yaşamında olanlarda da durum değişmemekte olup, daha Ekim ayının son günlerinde iki gün içinde üç hekimin yaşadıkları yoğun stres nedeniyle art arda intihar etmelerine tanık olduk.
ADALETİN KAPISI EN çOK YARGI EMEKçİLERİNE KAPALI
Yargı emekçilerinin sorunları ise yapılan adalet saraylarının büyüklüğüyle yarışır hale gelmiştir. Alındığı gün biten maaşlar, her geçen gün artan dava sayısına karşı eksik personelle hizmet vermeye çalışmak, az adamla çok iş yapmak,
bunca iş yüküne rağmen en küçük hatada disiplin soruşturması tehdidiyle karşılaşmak, kurumun “diğerleri” muamelesi yapılarak, yaşanan her olumsuz olayda, hatada ilk gözden çıkarılan olmak yargı emekçileri için sıradanlaşmıştır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi son günlerde ortaya çıkan klavye uygulamaları ile yargı emekçileri bir kez daha baskı altına alınmaktadır.

Görevde yükselme sınavlarındaki mülakat uygulaması ise kurumda adaletsizliğin zirve yaptığı sorunlardan birisi olmuştur.
Girdiği üç yazılı sınavda da 85-90 puan alan bir yargı emekçisi mülakatta elenmektedir.
Uzun yıllardır yargı emekçilerinin sorunlarını birçok kez dile getirdiğimiz, bildirdiğimiz halde çözüm konusunda başta Adalet Bakanlığının hiçbir adım atmaması vahim bir durumdur.
Bugün üç yargı emekçisi arkadaşımızın intiharı sadece kişisel sebepler denilerek geçiştirilemez. Arkadaşlarımızı intihara sürükleyen; çalışma koşullarının yarattığı stres ve aldıkları düşük ücret nedeniyle yaşadıkları ekonomik krizdir. Bu nedenle başta Adalet Bakanlığı olmak üzere bütün yetkilileri yargı emekçilerinin sesini duymaya ve taleplerimizi kabul etmeye çağırıyoruz.
– Yargı emekçilerine insanca yaşayacakları bir ücret için derhal ek zam verilmelidir.
– Şu anda Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak üzere ödenen yol ücretlerinin tüm yargı emekçilerine ödenmelidir.
– Zabıt Katibi yargı emekçilerine VHKİ kadrosu verilmelidir.
– Mübaşir yargı emekçileri Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmelidir.
– Zabıt Kâtiplerinin yeşil pasaport alabilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.
– Disiplin soruşturması yönünden 2802 Sayılı Yasanın ilgili hükümleri kapsamından çıkarılarak yargı emekçilerinin de 657 Sayılı Yasa kapsamında disiplin soruşturmasına tabi tutulması konularında düzenleme yapılmalıdır.
– Fazla
mesai ücretleri
genişletilerek tüm yargı emekçilerine ödenmesi sağlanmalıdır.
– Atama ve görevde yükselmelerde mülakat değil, liyakat esas alınmalıdır.
– Artan iş yüküne karşın yeteri kadar personel alımı yapılması yerine yargı emekçileri üzerindeki baskı arttırılarak sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalardan vazgeçilerek yeterli personel istihdamı yapılmalıdır.
Taleplerimiz için her türlü fiili ve meşru mücadelemiz devam edecektir.

MERKEZ YÖNETİM KURULU