BÜLENT FALAKAOĞLU: YÜKSEK BÜYÜME VAR, İSTİHDAM KAMPANYASI VAR SONUÇ YOK: UÇAN EKONOMİ İSTİHDAM YARATMADI! (16. 06. 2017)

169

ülke ekonomisinin ilk üç ayda yüzde 5 büyüdüğü. . .

İstihdam seferberliğinin tam gaz sürdüğü bir dönemde. . .

Merakla beklenen mart ayı işsizlik verileri, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından
açıklandı.

Buna göre martta geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 619 bin kişi arttı. İşsiz sayısı da resmi rakamlara göre 3 milyon 642 bin kişi oldu.
İşsizlik oranı da 1. 6 puan yükselerek yüzde 11. 7’ye çıktı.

Tarım dışındaki işsizlik oranı da geçen yıla göre yüzde 1. 8 puanlık artışla yüzde 13. 7 olarak gerçekleşti.

Kentler işsiz kaynıyor yani.
100 binlerce yeni işsize, kentlerdeki işsiz yığılmasına rağmen ‘iyimserlik’ taşıyanlar da var. Söz konusu iyimserlik geçen aya göre işsizliğin azalmasından kaynaklanıyor.

İşsizlik şubat ayında yüzde 12. 6 seviyesinde bulunuyordu. Marta ise 11. 7.

Peki bir önceki aya göre 0. 9 puanlık gerileme durumun iyileştiğini gösterir mi?

Ya da bu gerilemeye başlatılan istihdam kampanyasının bir sonucu denebilir mi?
HANİ İSTİHDAM KAMPANYASI NEREDE?
Hatırlayalım.
İstihdam seferberliği, çalışma Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği önderliğinde 17 Ocak’ta başladı.

Seferberlik kamuoyuna Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 7 Şubat’ta duyuruldu.

Başlangıçta kampanya artı 1 istihdam diye ilan edildi.

Sonradan artı yüzde 5 istihdama dönüştü.

O zaman bakalım!
Ocak ayından-mart ayına çalışan sayısı ne kadar artmış?
2014 yılında, 1 milyon 127 bin.
2015 yılında, 499 bin.
2016 yılında, 718 bin.
2017 yılında, 817 bin.
Rakamlara bakınca siz bir fark görüyor musunuz?
Geçen yıl kampanya yoktu aynı dönem 718 bin kişi istihdam edilmiş. Bu yıl kampanya var ve istihdam edilen kişi sayısı 817 bin.

Aradaki fark 99 bin kişi.

Ocak ayından mart ayına istihdam artışı 2017’de çok fazla değişmiş mi?Hayır!
Rakamlara bakınca ‘Bir kampanya var’ demek mümkün mü?Hayır!
SANAYİDE İYİLEŞME YOK
Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı başta olmak üzere. . .

Hükümet yetkilileri kampanya boyunca 1 milyon 200 bin kişiye iş sağlandığını iddia ediyor. Bir: bu rakam da gerçeği yansıtmıyor.

İki: Kimse geçen aya göre yaşanan oransal azalmaya (yüzde 0. 9) bakıp da. . . İşlerin işsizler açısından iyi gittiğini söyleyemez.
Kışın çalışmayanlar vardır.
örneğin çiftçiler, turizm sektörü çalışanları, çAYKUR’un mevsimlik işçileri vs. . .
Bu nedenle istihdam verileri kış aylarından, yaz aylarına doğru sürekli artış gösterir. Açıp bakılsın her yıl ocak
ayından nisan ayına, istihdam yaklaşık 1. 5 milyona yakın artış gösterir. Mesala geçen yıl, ocak ayından nisana 1 milyon 363 bin kişi istihdam edildi.

Doğal olarak yaz aylarına doğru ilerledikçe işsizlik oranları azalır zaten!

Sanayi sektöründe
önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında sanayi sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0. 2 puan azaldı. İnşaat sektörünün payı 0. 2 puan, hizmet sektörünün payı 0. 4 puan arttı. Hizmet sektöründeki artış geçen yılki kadar olmadı.

Demek ki seferberlikle işe alınacak sektörlerde bir artış olmamış.
öyleyse ortada bir fırsatçılık var demektir!
VERGİ VERME, İŞSİZLİK FONUNU YAĞMALA

Sermaye cephesinden yani patronlar açısından ‘oh ne ala’ denilecek bir durumla karşı karşıyayız.

Yeni istihdam edilenlerden vergi ve SGK parası alınmıyor.
Yeni istihdamda SGK ve gelir vergisi parasını almayan devlet, işçinin parasını patrona bırakıyor?
İstihdam seferberliğinin eski işçilerin atılıp yerine teşvikli işçi alınmasına yol açtığı söylenebilir.

3 milyon 600 bin işsizin 2 milyon 850 bini bir yıldan az süredir işsiz. 1-2 aydır işsiz olanların
sayısı 1 milyon 124 bin.

Bunların bir
kısmının teşvikten yararlanabilmek adına patronları tarafından işsiz bırakılanlar olduğu rahatlıkla söylenebilir.

İstihdam kampanyasının olduğu bir dönemde nasıl olur da kayıt dışı işsizlik artar. Mart 2017 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0. 2 puan artarak yüzde 33. 1 olarak gerçekleşti.
Bu artış fırsatçılığın sadece teşvikli işçi alımıyla sınırlı olmadığının göstergesi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 milyon işsiz rakamının telaffuz edilmesine kızarak. . . “Kargaya ayıp olmasın ama, bu rakamı söyleyenlerin kılavuzu karga” demişti.

Bu sözüyle Erdoğan, “Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz” atasözüne atıf yapmıştı. Oysa Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verileri işsizliğin yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

TÜİK diyor ki. . .
Umudu olmadığı için iş aramayan ama çalışmaya hazır olan 2 milyon 334 bin kişi var. Bunları işsiz saymıyorum.
Yaklaşık 100 bin mevsimlik işçi var.

Bunlar şu an çalışmıyor ama işsiz saymıyorum. Kiraya, ekmeğe, ulaşıma ödediği geçici olmayan ama işi geçici olan 100 bin insan işsiz sayılmıyor.

Yaklaşık 2. 5 milyon kişiyi resmi işsizlere (3. 6 milyon) eklenirse işsiz sayısı 6 milyonu geçiyor.

Bir de bunlara
Ev kadını olma, öğrencilik, emeklilik ve çalışamaz halde olma gibi nedenlerle iş aramayıp ancak işbaşı yapmaya hazır olanları ekleyin. Ki bunların sayısı 1 milyon 893 bin.
Kargamız TÜİK’in kendisi.
Gerçek olan şu: Bu ülkede enflasyon yüksek dolayısıyla hayat pahalı. İşsizlik yüksek dolayısıyla yoksulluk çok.

GENçLER VE EĞİTİMLİLER İŞSİZ
Genç
işsizliği yakıcı bir sorun olarak durduğu yerde duruyor. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 4. 4 puanlık artış ile yüzde 21. 4 oldu.
Her 5 gençten biri işsiz.
Gençler arasındaki bir diğer sorun ise ‘aylak’ gençlik meselesi.
Yani işte, ne eğitimde, ne askerde olmayan, iş aramadığı için işsiz sayılmayan bu yüzden ‘aylak’ diye tanımladığımız gençlerin oranı da bir hayli yüksek.

ülkenin gençliğinin hali bu.
Bir diğer sosyal yara ise. . .
Eğitimli işsizliğindeki artış.
Okur yazar olmayanlar hariç tüm eğitimlilerde işsizlik oranı arttı.
En yüksek artış, üniversiteli ve meslek liseli eğitimlilerde.
Meslek veya teknik lise eğitimlilerde işsizlik oranı 10. 2’den yüzde 25’lik artışla 12. 6’e çıktı.
üniversitelilerdeki işsizlik oranı ise geçen yılın aynı dönemine göre 9. 7’den yüzde 30’luk artışla 12. 2’ye yükseldi.

Bu rakamlar gösteriyor ki. . .
Defalarca vurguladığımız gibi: Ne gençler kendi geleceklerine güvenle bakabiliyor ne de bu ülkenin geleceğine güvenle bakmak mümkün.
16. 06. 2017 – EVRENSEL