SEVDA KARACA: ‘HAYIR’ TÜM KADINLAR İÇİNDİR (13. 04. 2017)

170

Bugün kadınlar referandum öncesi “hayır”larını dile getirecek ortak bir eylemle. Sözlerini ve taleplerini referandumda sonuç ne çıkarsa çıksın sonraya da taşımaya devam edeceklerinin bir göstergesi olacak bu eylem. çünkü kadınların “hayır”ları referandumda sonuç ne olursa olsun dile getirilmesi çok hayati temel meseleleri içeriyor.

Bir tekstil atölyesinde elleri ayakları su toplayıncaya kadar çalışan, bir fabrikada hem üretim yapan hem de “yeri geldi mi” her türlü ayak işini yapan, evde parça başı iş yapıp aracıya veren, bir atölyede üç ay çalıştırılıp ihtiyaç bittiğinde de kapı gösterilen, bir fabrikada sadece 6 aylığına çalıştırılmak üzere taşeron bir firmadan “kiralanan”, hiç tanımadığı bir evde 8. kattaki cama çıkıp yüreği sıkışarak cam silen, kendi çocuğu evde diğer çocuğuna emanetken başkasının çocuğuna üç kuruş paraya bakmak zorunda kalan kadınların hayati talepleri sonuç ne olursa olsun değişmeyecek çünkü.
Koca koca fabrikalardan, küçük küçük atölyelerden gelen işleri bir yandan binlercesini üç kuruşa yetiştirmeye çalışıp eve “katkı” sunmaya çabalarken, bir yandan da hasta olmasın diye gözünün içine baktığımız çocuğumuza hemşire, yaşlımıza bakıcı, engellimize dayanak olma derdimiz bitmeyecek. Bütün bu “bakım işleri” bizim anneliğimizin, eşliğimizin, evlatlığımızın, iyi insanlığımızın nişanesi haline getirilirken, devletin elini eteğini sağlıktan
-çocuk bakımından- eğitimden çekmiş olmasının ceremesini “hem doktor, hem öğretmen, hem temizlikçi, hem aşçı, hem terzi, hem şu hem bu” olarak çekiyor olduğumuz gerçeği değişmeyecek çünkü.
Hiçbir güvencemiz olmadan, yarın ne olacak bilmeden, emeklilik hayali bile kuramadan günde 12-14 saat evin kirasını, çocuğun kreş parasını bile çıkaramadan çalışmak zorunda kalışımızın derdi azalmayacak.
“Kadın dediğin itaatkardır, uysaldır, şefkatlidir” diye diye, “Vur ensesine al lokmasını” diye tanımlana tanımlana, en küçük bir hak talebimizde kadınlığımıza yapılan saldırılara maruz kala kala yaşamak zorunda bırakılışımızdan bir şey eksilmeyecek.

Evde, sokakta, iş yerinde, parkta, otobüste bir saldırıya, bir şiddete maruz kaldığımızda eğer ki adalet mekanizmasına başvurabilmek için önümüze çıkan tüm engelleri aşabilmişsek o yargının cinsiyetçi zihniyeti bize “Ne yaptın da tahrik ettin?” diye sormaya, şiddeti uygulayanlara “Yürü koçum, kim tutar seni” diyen kararlar vermeye devam edecek.

Biliyoruz ki bu ülkede kadınlarla erkeklerin, tek adam rejimi getiren bir anayasa değişikliğine değil, eşit haklarla insanca bir yaşam sürdürebilmelerini güvence altına alan demokratik bir anayasaya ihtiyacı var! “Hayır”ımız böyle bir anayasanın tartışılması içindir.
Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezasız kalmayacağı bir ülke için adalet sisteminin bağımsız olmasını sağlayan, kimsenin niyetine, düşüncelerine bırakılmayan, kadınlara ve çocuklara yönelik suç işleyen kim olursa olsun aklanmayacağı bir hukuk düzeni içindir.
Biz insanca yaşanacak ücret ve insanca çalışabilecek iş isterken bizlerin birikimleriyle oluşturulan bütçenin ve fonların sermayeye peşkeş çekilmemesi içindir. Patronların cebini ve ihtiyaçlarını değil işçilerin, kadınların ve gençlerin ihtiyaçlarını gözetecek ekonomik bir düzen içindir.
Kadınların ne giyeceğine, nasıl davranacağına, nasıl bir ‘kadın’, nasıl bir ‘anne’, nasıl bir ‘eş’ olacağına kimsenin karışamayacağı bir düzen, eşitliği her alanda güvence altına alacak yasal düzenlemeler içindir.
Kadınların meclisteki ve ülke siyasetindeki temsil gücünün artması için gerekli düzenlemelerin hayata geçmesi, seçim sisteminin demokratikleştirilmesi içindir.

OHAL ilan etme, bütçe hazırlama, kararname çıkarma, Meclisi feshetme, hatta savaş ilan etme yetkisini tek bir adamın eline teslim etmeyen; inanç, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeyen, demokratik esaslara dayalı bir halk meclisi içindir. Gençler için göstermelik seçme ve seçilme hakkı değil; parasız eğitim, güvenceli iş ve gelecek, sağlıklı bir hayat ve barış içinde bir ülke kurmak içindir.
“Hayır” tüm kadınlar içindir.
13. 04. 2017 – EVRENSEL