MUSTAFA SÖNMEZ: TÜSİAD’TAN MUHALEFET CESARETİ (25. 11. 2016)

166

Türkiye ekonomisi, ABD’deki seçim sonuçlarından ve FED’in aralık ayında faiz artırma ihtimalinin artmasından etkilenerek önemli bir türbülansa girdi. En önemli gösterge ise TL’nin dolar karşısında hızlı değer erozyonu
Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı, diğer yükselen ülkelerin yerel paralarının kayıplarının çok ötesine geçmiş ve sürekli erozyon halinde. Son bir ayda dolara karşı
[
311 milyar doları bulurken, döviz varlıkları, yani dışarıdaki mevduatları, yatırımları, alacakları 100 milyar dolar dolayında. Bu, net olarak 211 milyar dolarlık bir döviz borcu demek.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu “çöp” seviyesine indirmelerinden önce 1 doların fiyatı 2. 96 TL iken, geçen bir buçuk ayda, özellikle de ABD seçimlerinin ardından hızla yükseldi ve 3. 40 TL’yi gördü. Bu durumda, dönemin başında 211 milyar dolarlık net döviz borcunun karşılığı 622 milyar TL iken, doların 3,40 TL’yi görmesi ile borcun TL karşılığı 717 milyar TL’ye ulaştı. Bu, 95 milyar TL’lik bir kur zararı anlamına geliyor. Dolar cinsinden ifade edildiğinde borçlu şirketlere bir buçuk ayda çıkan, neredeyse 25 milyar dolarlık bir fatura. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu Koç Grubu’na ait Tüpraş Rafinerisi’nin piyasa değerinin 5 milyar dolar olduğu anımsandığında, sadece net döviz açığı üstünden uğranılan zararın beş Tüpraş varlığı olduğu sonucuna varılabilir ve hasarın anlamı daha iyi anlaşılabilir.
Ekonomik türbülans bitmiş değil ve Türkiye’nin risk primi sürekli yükseliyor. örneğin, geçen hafta biterken yükselen ülkeler içinde en riskli Brezilya’nın CDS primi 310’a çıkmışken Türkiye’ninki 296’yı görmüştü ve ikinci sıradaydı. Oysa, ABD seçimleri öncesi bu prim 250’lerdeydi.
Peki bütün bu olan bitenleri AKP hükümeti nasıl karşılıyor? Söz birliği edilmişçesine konulan teşhis şu: Dünyada ABD seçimi sonrası tüm yükselen ülkelerden sermaye çıkıyor ve yerel paralar değer kaybediyor; Türkiye’ye özgü değil bu durum. Ancak, cevabı verilmeyen soru şu: Tüm yükselenlerin etkilendiği doğru da neden Türk Lirası daha çok değer kaybediyor? Türkiye için daha endişe verici bir durum mu söz konusu?
Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkla yüzleşmeye yatkın olmayan iktidar, üçüncü çeyrekteki gerilemeyi istisnai görürken ekonominin toparlanacağını, yatırımların artacağını, cari açığın büyümeyeceğini iddia ediyor. Ama dış kaynağa bu ölçüde bağımlılık söz konusu iken ve dış kaynak çıkma eğilimindeyken bunlar nasıl gerçekleşecek? Hele ki sermayeyi daha çok ürkütecek AB ile ilişkileri koparmak, Şanghay Beşlisi’ne katılmak gibi serüvenci söylemler ulu orta ifade edilirken…
Tüm bunlara iş dünyası örgütleri nasıl tepki veriyorlar? 1970’lerden AKP’nin iktidar olduğu 2002’ye kadar Türkiye’de ekonominin rotasını belirleyen ana baskı gücü, kısa adı
[

.
Peki 2016’nın sert sonbahar şartlarında TüSİAD ne yapacaktı? Rejimin başkanlık sevdasıyla artan risklere, ekonomideki kötü gidişattan kendi payına düşene ne karşılık verecekti? TüSİAD’ın, bilhassa da ABD’deki seçimle iş dünyasının sızlanmalarına daha duyarlı olduğu söylenen Trump sonrası, rejime karşı eleştiriler yöneltmesi, hukuka daveti söz konusu olacak mıydı? Bu, geçtiğimiz hafta yaşandı. TüSİAD, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün özellikle AB ile ilgili kaygılarını dile getirdiği toplantıda
[

aldı: “Panik yaratmayın”
öyle görünüyor ki Trump ile birlikte Orta Doğu’da ve Türkiye’de dengeler yeniden şekillenecek. İşadamları örgütü TüSİAD, işadamı Trump’tan cesaret bulup endişelerini daha yüksek sesle anlatacak gibi. 25. 11. 2016 – AL MONİTöR