NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN: PROJE OKUL (10. 10. 2016)

163

Liselilerin geçtiğimiz haziran ayında başlayan ve art arda yayınladıkları bildirilerle gündeme gelen tepkileri, veliler ve eski mezunların da katılımıyla büyüyor.
Tepkilerin odağında ise MEB onayı ile hayata geçen “proje okul” uygulamaları ve bu okullara öğretmen ve idareci atamak konusunda Bakana verilen sınırsız yetkiler var.
‘Bakanın yetkilerinin sınırsızlığı’ konusunda yapılan değerlendirmeler bize ait değil. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu konuyu Anayasa Mahkemesine taşırken böyle gerekçelendirmiş.
“Bakana, doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumları belirleme ve bu kurumlara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri konusunda sınırları belli olmayan ve herhangi bir ölçüte dayanmayan çok geniş bir yetki verildiği görülmektedir” diyor.
Mesele aslında yeni değil. 652 Sayılı KHK’ye 2014 yılında eklenen bir madde ile düzenlenmiş. Buna göre ulusal ya da uluslararası proje yürüten okulların Bakanlık tarafından “proje okul” diye belirlenip, öğretmen ve idareci kadrosunun da Bakan tarafından atanacağı hükme bağlanıyor. Yani bu kadrolar yürürlükteki mevzuata, bundan kaynaklanan sınavlara ve norm kadro düzenlemelerine bağlı kalmaksızın atanacak. Dahası, Bakanın proje okullara ilişkin ölçütü belli olmayan bu atama yetkisi, herhangi bir hukuksal boşluğa yer vermeyecek biçimde, atama ve norm kadroyla ilgili olan diğer düzenlemelere de ekleniyor. Bununla beraber atama ve görevlendirmelerin usul ve esaslarına ilişkin olarak MEB tarafından bir düzenleme yapılacağı belirtiliyor.
Ancak henüz usul ve esaslara ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmaksızın Bakan, atama ve görevlendirmelere başlıyor. Dahası proje okullarda görev yapan birçok öğretmen görevden alınıp başka okullara tayin ediliyor. Gelen tepkiler üzerine ise Bakanlığa bağlı bir genel müdürlüğün web sitesinde bir yönerge yayınlanıyor. Ama bu yönerge Resmi Gazete veya Tebliğler Dergisi’nde yer almıyor.
Konuyu tüm boyutlarıyla yargıya taşıyan Eğitim Sen, bu süreçte yapılan pek çok tayinle ilgili olarak mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verdiği ancak yargı kararlarının dikkate alınmadığını belirtiyor.
Nihayet 1 Eylül 2016 tarihi itibarıyla proje okullar yönetmeliği Resmi Gazetede yayınlanıyor.
Yönetmeliğe göre okulların sadece öğretmen kadroları değil öğrenci seçme ve kayıt koşulları da merkezi sistemin dışına çıkartılıyor. “Gerekli görülmesi halinde bünyesinde ortaokul bulunan proje okullarına öğrenci alımının okul yönetimince yapılacak yazılı veya yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre belirlenebileceği” belirtiliyor. Yani idareci kadrosunu Bakan belirliyor, öğrencileri ise Bakanın belirlediği idareciler seçiyor. Bununla beraber “Aynı ünvanla aynı eğitim kurumunda sekiz yıldan fazla süreyle yönetici veya öğretmen olarak görev yapılamaz” hükmüyle okulların mevcut eğitim kadrosu dağıtılıyor.
Proje okul uygulamasına ve bu konudaki düzenlemelere tepki gösteren eğitimciler, bu okulların halihazırda Türkiye’nin en köklü ve başarılı okulları olduğuna dikkat çekiyor ki, bu proje okul olabilmenin bir gereği zaten. 1 Eylül yönetmeliğine göre proje okul olabilmek için gerekli şartlar arasında okulun tarihi bir nitelik taşıması, eğitsel ve sosyal faaliyetler bakımından diğer okullar arasında ön plana çıkması, fiziki altyapı-donanım ve insan gücüne sahip olması gibi koşullar var.
Yani Bakanlık, öğretmen ve öğrenci kadrosuna müdahale etmek istediği okulların en başarılı ve nitelikli okullar olduğunu yönetmelikte açıkça belirtmiş, gizlemiyor!
Yönetmelikte yazmayan ise bu okulların aynı zamanda birbiri ardına laiklik bildirileri yayınlayan, proje okul uygulamasıyla gelen kadroların kendilerine yaptığı hukuksuz baskıları teşhir eden, dayatmaya sırt dönen, tek tipleştirmeye karşı fikir özgürlüğünü savunan, bilimsel eğitim ve eleştirel düşünceden taviz vermeyen, sorgulayan ve bu çerçevede geleceğine sahip çıkan öğrencilerden oluşması.
Uzaklaştırılanlar ise işte bu nitelikte öğrenci yetiştiren eğitimciler.
10. 10. 2016 – BİRGÜN