ERGİN YILDIZOĞLU: ‘RÜZGAR İŞÇİDEN YANA’ (10. 10. 2016)

165

“Rüzgâr işçiden yana esmeye
başlıyor” demiştim ama
Thatcher‘in, serbest piyasacı, Tory Partisi’nin konferansında, Başbakan
Theresa May‘in “artık işçi sınıfının partisi
biziz”
sözlerini duyunca,
“bu kadarı
da absürt oldu”
diye düşündüm.

O konuşmayı,
Financial Times, “Theresa
May kapitalist seçkinlere çattı”;
Wall
Street Journal,
“İşçiden yana dönüyor”
gibi başlıklarla aktardı.
The Economist,
“illiberal yönelim. . . au revoir, laissezfaire”
diyordu.
Britanya Ticaret Odası
Başkanı, tepkisini“işadamları çocuk
piyeslerinin kötü karakterleri değildir”
sözleriyle ifade etti. Bir Muhafazakâr Parti görevlisine göre
“Kapitalizmi kapitalistlerden
belki de yalnızca Tory Partisi
kurtarabilir“di. . .
1. 2 katrilyon dolar. . .
ABD’de, Avrupa’da, “plütokrasinin” entelijansiyası, mali kriz içinde yükselen toplumsal muhalefeti önceleri ciddiye almadılar.
Meydan İşgal Olayları
gelir dağılımı üzerine tartışmalara yol açtı ama sönümlendi gitti. Brexit Avrupa Birliği’nin dağılma olasılığını, yükselen ırkçı-milliyetçi- küreselleşme karşıtı tepkiyi gündemin başına taşıyınca birden “şafak attı”: Kimi muhafazakâr yorumcular,
“bir mali kriz
daha gelirse hepimizi mülksüzleştirir
hapse atarlar“, Avrupa
“1931’e geri gider”,“dikkat edilmezse bu dalga hepimizi
altına alır” demeye başladılar.

Bir mali kriz daha gelecek gibi: Dünya ekonomisi, 50-60 triyon dolarlık hasılasıyla, 152 triyon dolarlık bir borç yükünü (IMF) taşımaya çalışıyor. Dahası, bu borç dağı üzerinden üretilen mali enstrümanları da içeren türev piyasalarının hacmi 630 triyon dolar ile 1. 2 katrilyon dolar arasında bir yerde. (The Market Watch, Chang, 29/01/2016). Chang’ın, 199 trilyon dolar olarak hesapladığı toplam borcun yüzde 75’i ABD, AB, Japonya ve çin ekonomilerinde (sırasıyla yüzde olarak: 29, 26, 20, 6) yoğunlaşmış.

Merkez bankalarından mülti-trilyon dolarlık destek alan
serbest piyasanın
gizli eli, şirketlerin milyon dolar maaşlı
yönetici seçkinleri
bu krizi aşamadı. Bu başarısızlık giderek halkın tepkisini çekti. Şimdi bu tepkinin kapitalizmi hedef almasını önlemek için,
kapitalizmi
bu beceriksiz kapitalistlerden kurtarmakgerekiyor. Bu da gündeme, devlet müdahalesini, neo-liberalizmden başka bir şeyi getiriyor.
‘Değişim gelmek zorundaydı’
Theresa May, konuşmasında, bugüne kadar başarıyla geldik, “Şimdi yine değişmemiz
gerekiyor”, “değişim gelmek
zorundaydı”
diyordu; Brexit’e değinirken
“ekonominin. . . demokrasinin
yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığa hizmetettiğine”
işaret etti. May’e göre “Devletin
gücü
işçi sınıfından
insanların hizmetineverilmelidir”. . . “Merkez bankalarının
politikaları acil ilaç oldu ama ekonomi
kötüleşti. Varlıklılar daha zenginleşti, yoksullar
daha yoksullaştı”, “Gelir daha adaletlidağılmalıdır”, Serbest piyasa
“onarılmalıdır”. May, “Devlet müdahalesinin yapabileceği
iyi şeyler olduğunu anımsamanın
zamanıdır” dedi.

May, “Kalpsiz patronları, vergi kaçıran
uluslararası şirketleri, çalışanlarının emeklilikfonları batarken kendilerine muazzam
ikramiyeler veren genel müdürleri” suçladı:”Sizi uyarıyorum bu böyle gidemez” dedi. May’e göre, kendilerini “dünya
vatandaşı” olarak tanımlayanlar
“vatandaş
sözcüğünün anlamını bilmiyor”. May, İngiltere’de şirket yönetişimini yeniden düzenleyerek işçi ve tüketici temsilcilerini de yönetim kurullarına sokmak istiyor.

Evet, Thatcher’in partisi işçi sınıfının partisi olmaya karar veriyor ama hangi işçi sınıfının? Bir parti stratejistinin sözleriyle:
“İşçi Partisi’nin, monarşiye, militarizme,göçmen düşmanlığına karşı çizgisini
benimsemeyen”, terörizme, suça karşı mücadelede hakların kısıtlanmasına aldırmayan işçilerin. . . Absürt olan da işte bu noktada korkutucu olmaya başlıyor!
10. 10. 2016 – CUMHURİYET