TEMMUZ MAAŞ ARTIŞIMIZ CEBİMİZE GİRMEDEN VERGİYE GİDİYOR!

202


Konfederasyonumuz ve sendikalarımızın MYK üyeleriyle Konfederasyonumuz merkezinde bugün (14. 07. 2016)
saat 11. 00’da gerçekleştirilen basın toplantısında Eş Genel Başkanımız Lami özgen’in okuduğu metin aşağıdadır.
Temmuz Maaş Artışımız Cebimize Girmeden Vergiye Gidiyor!
Takvimler bugün 14 Temmuz 2016 tarihini gösteriyor.
3 milyona yakın kamu emekçisi ve 2 milyona yakın kamu emekçisi emeklisi yarın Temmuz maaşlarını alacak.
Birkaç gündür medyada kamu emekçilerinin Temmuz ayında maaşlarının ne kadar artacağı yazılıp çiziliyor. 3. Dönem “toplu sözleşmeden” kaynaklı olarak Temmuz maaşlarımızda yapılacak %5 artışın mesleğimize, kıdem ve derecemize göre nasıl yansıyacağına ilişkin tablolar yapılıyor.
Genel olarak kamu emekçilerinin mali durumunu tozpembe gösteren bu haberlerde TÜİK açıkladığı yılın ilk altı ayın enflasyon rakamı %3,63 olduğu için enflasyon farkı alamayacağımızdan ama buna rağmen karlı olduğumuzdan dem vuruluyor. “Memurlar için 2016 yılının ilk altı ayı yüzde 2,37 oranında refah payıyla bitti” manşeti atanlar bile var.
Yıllardır yaşadığımız kayıpları, sadece 2014 yılında net 123 TL ile maaşlarımızda ortalama %5,2 artış olurken %8. 17 oranındaki enflasyon karşısında yılı bir maaş kayıpla kapattığımızı görmeyen bu haberlere göre sanırsınız ki ülkenin kamu emekçileri, emeklileri refah içinde yüzüyor.
Oysa kamu emekçilerinin, emeklilerinin içinde bulunduğu gerçek duruma baktığımızda;
öncelikle emeği ile geçinen tüm kesimlerin daha fazla yoksulluğa, güvencesizliğe itildiği sürecin tüm hızıyla sürdüğü görülmektedir. Bir kişinin diktasına dayalı başkanlık rejimi için ülkeyi ateş çemberine çevirenler bu kaos ortamını emekçilerin hak ve özgürlüklerine yeni saldırılar yapmanın fırsatı olarak kullanmaya devam etmektedir.
Kamu emekçileri Sosyal Sigorta Sistemini tamamen tasfiye etmeyi hedefleyen zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi dayatmasından, sınırlı iş güvencelerinin tamamen ortadan kaldırılmasına ve bunun bir parçası olarak objektif olmayan- keyfi kriterlere dayalı bireysel performans sisteminin hayata geçirilmesi hedefine,
kadrolu yerine sözleşmeli öğretmen alımı politikasına geri dönüşe kadar bir dizi yeni saldırı ile karşı karşıyadır.
Bu saldırıları püskürtebilecek tek örgütlü gücün KESK olduğunu bilenler üzerimizdeki baskıları doruğa çıkarmış bulunmaktadır. Üye ve yöneticilerimiz nezdinde mücadelemizi hedef alan memuriyetten çıkarmalar, sürgünler, davalar, cezalar artarak sürmektedir. Üye sendikamız Eğitim Sen’in bu baskılara, hukuksuzluğa, keyfiliğe son verilmesi talebi ile Aydın’dan başlattığı yürüyüş yarın Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ile sona erecektir. Bu haklı ve onurlu eylemi KESK bütünselliğinde sahiplenileceğiz.
öte yandan güvencesiz, esnek ve bireysel performansa dayalı çalışma yaşamı kamu emekçileri açısından hem işini kaybetme tehlikesini, hem de kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için düşük bir geliri beraberinde getirmektedir.
Sendikal hak ve özgürlüklerini, demokratik haklarını kullanması gittikçe kısıtlanan kamu emekçileri siyasal iktidara biat eden malum konfederasyona bağlı sendikalara üye olmaya zorlanmaktadır.
Bu koşullarda kamu emekçilerinin Temmuz 2016 maaşlarını sağlıklı değerlendirmek için temel alınacak pariteler bellidir.
Bunları en genel haliyle; 1- Açlık ve Yoksulluk sınırı, 2- Yaşadığımız Enflasyon, 3 -ödediğimiz Gelir Vergisi Tutarları olarak sıralamak mümkündür.
Buna göre Haziran ayı açlık ve yoksulluk sınırı konusunda yapılan tırnak içinde en iyimser araştırmalar bile;

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının, yani açlık sınırının, 1. 500 TL civarında,
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ihtiyaçları için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarının, yani yoksulluk sınırının, 4. 500 TL civarında, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin ise 1. 700 TL civarında olduğunu gösteriyor.
Yandaş konfederasyonun on gün önce açıkladığı rakamlar bile Haziran ayı açlık sınırının 1. 465 TL olduğunu göstermektedir. Ancak malum konfederasyon 4. 149 TL olarak açıkladığı yoksulluk sınırı rakamı ile yoksulluk sınırını en düşük gösteren kurum olma başarısını! göstermeyi de ihmal etmemiştir.
Enflasyon meselesine gelince;

Biz yıllardır Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) tarafından açıklanan resmi enflasyonla, sokakta-çarşıda-pazarda yaşadığımız gerçek enflasyon arasındaki devasa farka dikkat çekmeye çalışıyoruz. Asgari ücretli, emekli, kamu emekçisi, dar gelirli tüm kesimler bu farkı her gün gittikçe eriyen maaşlarında, ücretlerinde iliklerine kadar yaşıyor. Siyasal iktidarın “işçiyi, memura,
enflasyona ezdirmedik” propagandasının koca bir yalandan ibaret olduğunu biliyor.
Ekmekten, doğalgaza, elektriğe, toplu taşımdan trafik sigortasına, vergi resim ve harçlardan köprü ve otoyol ücretlerine kadar iğneden ipliğe her şeye fahiş zamların yapıldığı bir ülkede enflasyonun tek haneli olduğuna inanmıyor.
çünkü 2016 yılının hemen başında %33zam yapılan ekmek başta olmak üzere, son dört yıl içinde %70 zamlanan doğalgazı, %50 zamlanan elektriği görüyor.
Mahkeme kararlarına rağmen elektrik kayıp kaçak bedelini bile vatandaşın sırtına yıkmanın yasallaştırıldığı bu dönemde yaşanan gerçek enflasyonun daha da aratacağını biliyor.
öte yandan AKP iktidarı son yıllarda ramazanları ve bayram tatillerini de zam furyasının fırsatı haline getirmiş bulunmaktadır. Dokuz günlük Ramazan Bayramı arasının ardından tekel ve tütün ürünlerine zam yapılmıştır. Hemen bayram öncesinde açıklanan başbakanın tabiriyle “ekonomik müjdeler paketi” ile sermayeye, patronlara müjde verilmiştir.
Bugüne kadar,
yatırımı, üretimi, istihdamı teşvik etme gerekçesiyle ‘vergi affı’, ‘sosyal güvenlik primi affı’, ‘vergi barışı’ gibi farklı adlarla sermayeye, patronlara defalarca kolaylık sağlandığı bilinmektedir. Bordro mahkûmu işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin peşin peşin ödediği vergiden patronlar defalarca muaf tutulmuştur. Tanınan bu kolaylıklar ne işgücü istihdamına ne de yatırımlara, dolayısıyla üretime yansımamıştır.
Buna rağmen neredeyse iki yılda bir devlet eliyle vergi kaçırmayı teşvik eden ‘af’ların çıkarılması adetten olmuştur.
Bayram öncesinde ilan edilen
“Ekonomik müjdeler paketi”
ise bugüne kadar vergi kaçıranlara getirilen afların en pervasızıdır. Söz konusu paketle büyük patronlara -sermayeye “varlık barışı” adı altında kara paranın aklanması başta olmak üzere vergi kolaylıklarından,
kredi-para imkanlarına, yatırım teşviklerinden yeşil pasaporta kadar her türlü destek sağlanmaktadır.
Geçmişe dönük vergi takibinden kurtulmak için, rüşvet, yolsuzluk ve uyuşturucu paraları dahil olmak üzere servetini yurtdışına çıkaranlara
“barış” ilan edilmektedir. Kaynağı ne olursa olsun, yılsonuna kadar yurt dışarıdaki varlığını ülkeye getirip bankada hesap açanlar kuruş vergi vermeyecektir. En önemlisi vergisi verilmeyen gelirleri gizlemeyi kolaylaştıran paket emekçi sınıfların üzerindeki vergi yükünü daha da artıracaktır.
Son müjde paketi ile sermayeye, büyük patronlara, yandaşlara, kara para aklayanlara her türlü vergi, teşvik kolaylığı sağlanırken sıra emekçi sınıflara gelince artan oranlı gelir vergisi tarifesi devreye sokulmaktadır
AKP iktidarı yıllardır toplu sözleşme görüşmeleri başta olmak üzere her platformda ifade ettiğimiz bu adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik bir adım atmamış,
aksine,
Gelir Vergisi oranlarını belirleyen brüt kazanç dilimlerini sürekli olarak düşük tutma politikasını ısrarla sürdürmüştür. Buna göre %15 oranında gelir vergisi kesilen brüt kazanç dilimi üst sınırı 2013 yılında 10. 700 TL olmuştur. Bu rakam 2014 yılında gerçekleşen resmi enflasyon %8,17 olmasına rağmen sadece 300 TL yani %2,8 artırılarak 11. 000 TL olarak belirlenmiştir.
2015 yılında 12. 000 TL olarak belirlenen dilim 2016 için sadece %5 artışla 12. 600 TL olmuştur. Bu durum kamu emekçilerinin de içinde olduğu maaşlı-ücretli kesimin, daha yılın ilk yarısı olmadan bir üst kazanç dilimine yani
%15’lik dilimden
%20’lik dilime çıkmasına yol açmaktadır.
Buna göre düşük maaş alan kamu emekçileri Eylül, ortalama maaş alanlar Temmuz, göreceli yüksek maaş alanlar ise Nisan ayından itibaren bir üst vergi dilimine girecektir. Bunun için Temmuz ayında yapılacak %5 artışın maaşlarındaki gerçek karşılığı
%1 ile %3 arasında kalacaktır.

örneğin 4. derecenin 1. kademesindeki 25 yıllık bir öğretmenin Haziran ayına kadar maaşında yapılan gelir vergisi kesintisi 330 TL civarındadır. Söz konusu öğretmen %20’lik dilime girdiğinde maaşından yapılan gelir vergisi kesintisi 440 TL’ye çıkacaktır. Bu da maaşında 110 TL azalmaya yol açacaktır. Yarın maaşlarda yapılacak %5 lik artış söz konusu öğretmenin maaşını yaklaşık 150 lira artıracaktır. Ancak gelir vergisi kesintisinden yaşadığı kaybını hesaba kattığımızda gerçekte yalnızca 40 TL zam alacağı, bunun da %1,32 artışa denk geldiği görülecektir.
Yine 1. derecenin 4. kademesindeki bir hemşirenin maaşından,
Haziran’a kadar 337 lira gelir vergisi kesilirken %20’lik dilime girdiği Temmuz ayında 1105 TL yükselerek 442 TL olacaktır.
Düşük maaşlı kamu emekçileri bir kaç ay geç de olsa gelir vergisi diliminin artmasında etkilenecektir. örneğin 3. derecenin 2. kademesindeki bir kamu emekçisi aylık 195 TL gelir vergisi öderken, bu rakam %20’lik dilime geçtiği Ekim ayında
260 liraya yükselecektir.
Yandaş konfederasyon yönetimi ‘tarihi başarı’ nutukları atadursun kamu emekçilerinin hem sendikal hak ve özgürlükleri sınırlanmakta hem de ekonomik kayıpları artmaktadır.
KESK olarak, Kamu emekçilerinin emeğinin ve alın terinin hükümet ve yandaş konfederasyon işbirliği ile gerçekleştirilen satış sözleşmeleri ile gasp edilmemesi için mücadelemizi her platformda sürdüreceğiz. Tüm baskılara rağmen zulüm, sömürü ve talan düzenine karşı eşitlik, özgürlük, barış, adalet ve insanca bir yaşam taleplerimizle işyerlerinde, sokaklarda, hayatın her alanında inadına sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Buradan bir kez daha sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerine çağrıda bulunuyoruz. “İnsanca yaşam ve insanca çalışma” için sürdürdüğümüz mücadelemizin talepleri sadece KESK’in değil, tüm kamu emekçilerinin talebidir. Gelin bu talepler için mücadeleyi birlikte yükseltelim. Emeğimizi, alın terimizi gasp etmek isteyenlere karşı omuz omuza birlikte olalım.



kck/bodybykrnkck/htmlbyk