NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN: İŞÇİNİN ‘BAYRAM MÜJDESİ’ (09. 06. 2016)

181

Başbakanlar değişse de, AKP’nin “müjde” geleneği baki. Son olarak, aradan geçen 4 yıla rağmen, iş güvenliği yasasının hâlâ tam olarak yürürlüğe girmeyecek olması da “bayram müjdesi” kapsamında duyuruldu.
Sermaye için vergi muafiyetinden borç ödeme kolaylığına, yeşil pasaporttan kredi teşvikine kadar bir dizi düzenlemenin yer aldığı yeni ekonomi paketinden işçiler için ise iş güvenliği yasasının bir dizi hükmünün en az 1 yıl daha ertelenmesi çıktı.
İşçilerin bayram müjdesi, “Küçük bir-iki şeye henüz alt yapı hazır değil, bir zamana ihtiyacımız var” ifadeleriyle duyuruldu.
İşçinin doğrudan can güvenliğine tekabül eden bu “küçük bir-iki şey” kapsamında da, madenlerde işçilerin yer üstüne güvenli bir şekilde çıkmasını sağlayacak hayat hattı ve personel takip sisteminin kurulması en az 1 yıl daha ertelendi.
Göz göre göre gelen Soma’dan, Ermenek’ten ve nice iş cinayetlerinden biliyoruz ki; güvenli çalışmaya dair her erteleme -özellikle de madenlerde- iktidarın “ihtiyacım var” dediği zamanın doğrudan işçinin ömrüyle karşılanması ihtimalini beraberinde getiriyor. Tıpkı patronun tasarruf ihtiyacı karşılanırken olduğu gibi.
Soma katliamı, devlet erkanının övgülerine mazhar olan ve çalışma Bakanlığının denetiminden geçen bir maden ocağında yaşanmıştı. Ancak AKP iktidarı, ölümlere isyan etmeyi yas tutmanın alternatifi sayarak, toprağa gömülen 301 canın hesabını soran herkesi “hain” ilan etti. Bununla beraber, Soma’nın “milat” kabul edildiği dillere pelesenk olmuştu.
İktidara geldiği 2002 yılı sonrası iş cinayetlerinde 10 binlerce işçinin can vermesine karşılık AKP’nin “miladı” 2014 olarak belirlemesi, o işçilerin hatıraları ve aileleri açısından son derece rencide edici olduğu gibi sonrasındaki iş cinayetlerini de engellemedi.
Zira bu cinayetlerin gerçek nedeni olan sınıfsal tercihler, Soma katliamı sonrasında da tüm fütursuzluğuyla muhafaza edildi.
O kadar ki; bakanların resmi twitter hesaplarından kömür madenlerinde yaşam odasının aslında “yanlış” bir uygulama olduğu yolunda açıklamalar yapıldı. Bu açıklamaları, “araya giren hatırlı kişiler” dolayısıyla güvensiz madenlerin kapatılamadığı itirafı izledi. ILO’nun madenlerde iş güvenliğine ilişkin sözleşmesi Soma katliamından aylarca sonra onaylandı. İşçinin ölmemesi halinde patronu ödüllendirme politikalarıyla ise işçilerin yaşam hakkının aslında bir “istisna” olduğu resmen ilan edildi. çalışma yaşamı her geçen gün daha da kuralsız hale getirilirken, iş güvenliği yasasının kapsamı daraltıldı ve hâlâ tam olarak yürürlüğe girmedi. Yürürlük zamanı gelen hükümler sürekli ertelendi.
öte yandan yasanın yürürlükteki kısmı itibarıyla değerlendirecek olursak da işçilerin canı; yazdıkları raporu denetleme yetkisi olmayan, patrona bağımlı çalıştırılan uzman ve işyeri hekimlerine emanet! Nitekim devrim(!) niteliğindeki bu önlemlerin ardından 2016 yılının ilk 6 ayında en az 912 kişi iş cinayetlerinde can verdi.
“Kaza”, “fıtrat” ya da “talihsizlik” değil. Piyasa ideolojisinin işleyiş kuralı!
09. 07. 2016 – EVRENSEL