SEVDA KARACA: ANNELİK DE, ÇALIŞMAK DA KÖLELİK. . . AMA NEDEN’ (20. 06. 2016)

197

Erdoğan 5 Haziran’da KADEM’in hizmet binası açılışında “çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkar ediyor demektir. Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun, eksiktir, yarımdır” dedi. Bu açıklamaya tepkiler gecikmeden verildi. Ama “yarım kadınlık” tartışmasında bu sözün hemen ardından söylediği “biz çalışan kadınların anneliğini teşvik için çok önemli düzenlemeler yaptık. Teknolojik imkanlar, kadınlarımızın pek çok işi evinden, çocuklarının yanından yürütebilmesine fırsat veriyor. Velhasıl, iş hayatının anneliğin alternatifi haline getirilmesini kesinlikle kabul etmiyorum” sözü gölgede kaldı. Oysa anneliğin kadınların en önemli ve kutsal görevi haline getirilmesinin ardında yatan mesele bu cümlelerde gizli.
çALIŞAN KADINLARI AŞAĞILAYANLAR. . .
Mart günü Erdoğan, “Bana göre kadına en büyük zararı, hayatı ‘ekonomik özgürlük parantezi’ne mahkum eden anlayış vermiştir. Halbuki, hangi annenin yaptığı iş, paraya tahvil edilebilir? Bunun bedeli olabilir mi? Olamaz. Açık söylüyorum, benim için kadın öncelikle annedir”demişti. “Hamile kadınlar sokakta gezmesin” lafıyla gündeme gelen ömer Tuğrul İnançer, “çalışan kadın ‘Ben kocama muhtaç değilim’ diye evvela ailesini dağıtıyor. Kocasına muhtaç değil ama elin adamının, patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun buluyor. Kocasının emrinde olmayı haysiyetine uygun bulmuyor” diye kadınları aşağılamıştı.

çALIŞMAMAYI BİR ‘HAK’ SAYANLAR. . .
Şimdilerde muhafazakar kadın dergilerinde, internet sitelerinde en çok revaçta olan makaleler, kadınlara “annelik hakları” tarifi verenler. Bu dergilerin, sitelerin kadın yazarları “Dinimizce erkekler evin iaşesini sağlamakla yükümlü. çalışmamak, kocanızın eve ekmek getirmesini beklemek sizin hakkınız. Siz, çocuklarınıza bakmakla yükümlüyken kocanızın sizden çalışmanızı beklemesi haklarınızı gasp etmektir” buyuruyorlar. Bugün toplum merkezlerinde, yerel yönetimlerin aile danışmanlıklarında “Annelik en kutsal görev, en temel vazife ve haktır. Annelik gibi kutsal bir hak dururken üç kuruş için günde 8 saat başkasının emrinde çalışmak zorunda değilsiniz” sözleriyle karşılaşıyorlar. AKP’nin kadın derneği KADEM’in başkanı çıkıp “Kadın ve erkek tabiatı bakımından farklı. Kadınla erkeğin iş bölümü ve sosyal rolleri yeniden yapılandırılmalı”diye yazıyor.

Bir yanda kadınları “çalıştıkları için” aşağılayanlar, kötüleyenler. . . Diğer yanda kadınları çalışmanın bir “hak” olmadığına, evde oturup çocuk bakmanın “hak” olduğuna inandırmaya çalışanlar. . .
İki ucu da pis bu değnek, iktidarın elinde kadınların sırtını sopalamaya yarıyor.

KADIN İŞçİLER VİCDAN AZABINDA
Peki gerçeğimiz ne? Bugün özellikle yoksul mahallelerde kadınların çoğu “özgürleşme, bağımsızlaşma, eşitlik” kıstasıyla değil, gerçekten geçinme olanağı kalmadığı için istemeyerek de olsa çalışmak zorunda hissediyor kendilerini. çünkü insanca çalışacak bir iş bulmaları mümkün değil. Uzun saatler, kötü koşullar, sağlıksız ortamlar, şiddet dolu ilişkiler “kural” haline geldi çalışma yaşamında. çalışmak tam da bu nedenle bir “kölelik”. Evet, pek çok kadın “İmkanım olsa çalışmam, çocuklarıma bakarım” diyor. çünkü bu kölelik koşullarında çalışmak bir yandan da çocuklarını hiç istemedikleri kurumların, kişilerin ellerine teslim etmek anlamına geliyor. çünkü kadınlar bu koşullarda çalışırken çocukların bakımı ve eğitimi için ne doğru düzgün bir kreş, ne de doğru düzgün bir okul yok. Kadınlar bir yandan kendi bedenlerini ve ruhlarını çürüten, çifte mesailerinin yorgunluğunu artıran bu çalışma koşullarını bir “mahkumiyet” olarak görürken, çocuklarını da bir bilinemezliğe terk ettiklerini düşünüyor. Yaşanan tüm zorlukları bireysel bir mesele olarak değerlendirip “Ben çalışmak zorunda olduğum için çocuklarım bu durumda” diye vicdan muhasebesiyle baş başa bırakılıyorlar.

Kadınları bu koşullarda çalışmaya mahkum edip, sonra da “çalışmak annelik görevlerini ihmal etmektir” diyenler haklılar! “Annelik görevleri”ni devletin elini çektiği her türden eğitim, sağlık, sosyal hizmet alanının boşluklarını yoktan yaratarak doldurmak olarak tarif ettikleri için haklılar! Kadınlar “anneliği” bir tür ev köleliği, bir tür vicdan azabı olarak yaşamak zorunda bırakıldıkları için, işteki köleliğin yükünden evdeki köleliklerinin gereğini yerine getiremeyebiliyorlar. Tam da bu yüzden hem “işteki kölelikleri” devam etsin, hem de evdeki düzen bozulmasın diye kadınları yarı zamanlı, evden parça başı da yapılabilecek, gerekirse çocukları da kullanabilecekleri bir düzene mahkum etmeye çalışıyorlar.
DERTLERİNİN ‘ANNELİK’ OLMADIĞI AçIK
Kadınların “anneliğini” dillerine pelesenk edenlerin derdinin “anneler” olmadığı açık. Bunun bir örneği daha ortaya çıktı geçenlerde. Sağlık Bakanlığı, yayımladığı bir genelge ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu kurumlarında görev yapan kadın çalışanların süt izinlerini kullandıklarında döner sermaye gelirlerinin kesileceğini duyurdu. Yani kadınların süt izni olarak kullandıkları saatler “çalışmadığı saat” olarak işlenecek ve kadın çalışanlar döner sermayeden gelir elde edemeyecek. Peki ne olacak? Zaten yoksulluk sınırında olan maaşlar ile yaşamak zorunda olan kadınlar ya sütteki bebeği bırakarak işe geri dönecekler, ya da gelirlerinin daha da düşmesini göza alarak süt izinlerini kullanmaya devam edecekler. Hatırlarsınız; kadınların insanca çalışma haklarının gaspı anlamına gelen “yarı zamanlı çalışma” ve özel istihdam büroları aracılığıyla kiralık işçiliğin önünün açıldığı yasa, kadınların “anneliği” öne sürülerek çıkarılmıştı. Sigortalı çalışan kadınlar, tam zamanlı ve güvenceli çalışırken de ücretsiz izin, süt izni gibi haklarını kullanmakta sorun yaşıyorken, işlerini kaybetme riski taşıyorken, bu yasayla beraber iyiden iyiye analık haklarını kaybetmiş oldular.
Anneliği kutsayıp “Biz çalışan kadınların anneliğini teşvik için çok önemli düzenlemeler yaptık. İş hayatının anneliğin alternatifi haline getirilmesini kesinlikle kabul etmiyorum” diyenler yalan söylüyorlar. Annelik de, çalışmak da onların düzeninde kölelik demek.
Oysa başka bir annelik de, başka bir çalışma hayatı da mümkün. . .
20. 06. 2016 – EVRENSEL