ÇİĞDEM TOKER: IMF: HAZİNE GARANTİLERİNİ AÇIKLAYIN (25. 04. 2016)

171

Uluslararası Para Fonu’nun son Türkiye raporu, cuma günü yayımlandı.

Kısa adı IMF olan (International Money Found) Fon’un
“4. madde”
kapsamında hazırladığı rapor, 87 sayfadan oluşuyor.

AA’nın, birkaç övücü cümleyle kısacık haberleştirdiği raporda, sanıldığı/sunulduğu gibi, yalnızca övgüler yer almıyor.

önemli veriler ışığında, bir kısmını bu yazıda paylaşacağım uyarı ve eleştiriler esirgenmemiş.

***


Bu köşeyi izleyenler
“devletin cebinden
beş kuruş çıkmayacak”
göz boyamasıyla sunulan Yap-İşlet-Devret (YİD) modelli büyük projelerde, şirketlere sağlanan değişik garantilere yer verdiğimizi anımsar. Şubatta yayımlanan
“ön rapor”
vesilesiyle aktardığım kritik bir tavsiye bu kez, daha vurgulu ve ayrıntılı biçimde tekrarlanmış: Hazine garantileri.

IMF’nin nihai 4. madde raporunda, YİD modelinin kullanıldığı ve kısaca Köİ olarak anılan Kamu özel İşbirliği projelerinin, yolsuzluklar ile olası bağlantısı açıkça telaffuz ediliyor. Köİ projelerinin 2009’dan itibaren hızlı bir artış gösterdiği vurgulanarak,
“Bu projeler için daha
güçlü bir merkezi gözetim, raporlama,
onay ve yolsuzluğa karşı önlemlere ihtiyaç
vardır”
deniyor.

Hükümetin hâlâ böyle bir yayın yapmadığını belirten IMF heyeti, risk yönetimi açısından bu raporlamayı tekrar vurguluyor. Vurgularken de diyor ki:
“Ey Türk Hükümeti, Köİ projelerinin
envanterini ve mali risklerini açıklarsanız,
böyle bir açıklama hem ekonomik etkinliği
arttırır, hem de borçlanma maliyetlerinizidüşürür. “
700 bin mülteci öğrenci
IMF raporunda, istihdam açısından tablonun pek parlak olmadığına dair tespitler sıralanmış. İşsizlik oranının yüksek olduğu, özellikle çalışan kadınların durumunun OECD ortalamasının altında olduğu belirtilip şöyle deniliyor:

“Bu kötü performansın nedenleri arasında,
işe alma ve çıkarma maliyetlerinin yüksekliği,
eğitim uyumsuzluğu da dahil olmak
üzere katı işgücü piyasası kurallarıvardır. Buna ek olarak, son zamanlarda
çalışma izinleri verilmiş olan 2 milyondanfazla mülteci baskısını ekleyin. “

Asgari ücret, sığınmacılar ve enflasyon ilişkisinin bir arada aynı paragrafta anıldığı, ilginç bölümde,
“Yetkililer, ihtiyatlı bir
asgari ücret politikası izlemeli ve sığınmacılarınişgücü piyasasına entegrasyonu
için yardımcı olmalıdır”
deniyor.

Asgari ücretteki artışın, Türkiye’de işgücü piyasasındaki verimlilikten daha hızlı gerçekleştiği belirtiliyor. Asgari ücretteki hızlı artışın yakın gelecekte enflasyon hedefleri üzerinde etkisinin olacağı belirtiliyor.

IMF; sığınmacıların, Türkiye’de ekonomik ve sosyal açıdan zorlu bir tablo oluşturduğunu, bu tablonun ciddi bir mali çabaya ihtiyaç duyurduğunu vurguluyarak, tam 700 bin mülteci çocuğun okul gereksinimi olduğu açıklanıyor.

Rapordaki bu bölüm,
“kaçırılmış bir fırsat
treni”
tonunda sona eriyor:

“Eğer işgücü piyasasına entegre edilebilselerdi,
sığınmacılar ekonomik büyümedebir patlama yaratabilirdi. “

Rusya krizinin sonuçları da irdelenmiş raporda. İki ülke arasındaki krizin, 3. 5 milyar doları turizm geliri olmak üzere, yaklaşık 8 milyar dolarlık bir kayba yol açtığı belirtilmiş. Ticarete ilişkin kısıtlama ve yaptırımların 2015 sonunda duyurulması nedeniyle, Türk ihracatçıların, ürünlerini farklı pazarlara yönlendirmesinin zaman alacağı da vurgulanmış. Rapordan seçtiğim son eleştiri, açıklanan reform programına dair. IMF, yapısal reform ajandasındaki maddeleri
“önceliklendirme”
ve uygulama açısından zayıf bulduğunu açıkça kayda geçirmiş.
25. 04. 2016 – CUMHURİYET