SEVDA KARACA: KARAMAN’DAKİ TECAVÜZDE ENSAR’I VE AKP’Yİ TARTIŞMAK SUÇ MU’ (28. 03. 2016)

172

Karaman’da Ensar Vakfı’nın yurdunda çocukların cinsel şiddete uğradığı ortaya çıktı. İlk andan itibaren tartışmada; “Mesele vakıf ya da AKP değil, çocukların yaşadığı istismar. Vakfı ve AKP’yi tartışmak doğru değil” cümlesini duyduk. Doğru. Suçun failinin hangi sınıftan, hangi inançtan, hangi siyasi görüşten olduğunun bir önemi yok. Bu suç, yalnızca belli bir döneme özgü bir sorun değil. Bu suç münferit ya da sapık ruhlu adamların işlediği bir suç değil. Bu suç, her dönemde, toplumun her kesiminde işlenen, ama üstü elbirliğiyle örtülen büyük bir insanlık suçu.
Peki bu başat ilkeleri kabul etmek, bu suçta AKP’nin ve vakfın sorumluluğunu tartışmayı önemsiz kılar mı? Bu tartışmayı yapmak, sorunu çarpıtmak mıdır?

Eğer, tüm sorumluların açığa çıkarılması ve yargılanması bu başat ilkelerin arkasına sığınarak engelleniyorsa, kesinlikle hayır! İşlenen suç organize bir suçtur.

AKP döneminde köy okulları kapatıldı. çocuklar 4+4+4 sistemi nedeniyle ailelerinin yaşadığı yerlerde değil, uzak kent merkezlerinde okula gitmek zorunda bırakıldı. Buralarda devletin bu çocuklara barınma, yemek ve başkaca ihtiyaçlar konusunda sağlaması gereken hiçbir olanak resmi kurumlar aracılığıyla sağlanmıyor. Aksine böylesi vakıf ve evlerin önü sonuna kadar açılıp ailelerin çocuklarını buralara yerleştirmeleri teşvik ediliyor.
Ama buralar hiçbir denetime açık değil, nerede nasıl işletildiği, hangi nitelikteki personelin çalıştığını bilmiyoruz. Daha kaç çocuğun benzer istismarlara maruz kalabileceğini soramıyoruz. Neden?

Yasalara göre, vakıflar ya da şahıslar ilkokul ve ortaokul düzeyinde yurt ya da barınma yeri açamaz! Ama görülüyor ki Milli Eğitim Bakanlığı kendi görevini seçilmiş bu vakfa devretmiş. Hem de yasal olmayan bir biçimde. Ama bu vakfın yurdunda gerçekleşen suç için hukukun temel ilkelerinden “suçun şahsiliği” ilkesi dillerinde. Pardon, yasa mı demiştiniz?

çocukların buralarda yaşadığı istismarı gündem edip devletin ve vakfın sorumluluğunu tartışmaya açan,”sizin amacınız çocukların istismar edilmesini kınamak değil, değerli hizmetlerde bulunan bir vakfı hedef göstermek” diye yaftalanıyor. Kamuoyu tepkisi artınca tepkiler “vatana, millete ihanet” suçlamasıyla etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Böylesi bir olayın vahameti karşısında toplumun vakfın, devletin sorumluluğuna ilişkin kuşkusu dinmeyince, insanları “onlar ve biz” olarak bölmenin gayretine girişiliyor. Hesap soranlar “inanan insanları itibarsızlaştırmaya çalışmak”la suçlanıyor.

“Derdiniz çocuk istismarını önlemek değil, dindarları dövmek” diyor Yeni Şafak Yazarı özlem Albayrak. . . “Paralel yapı, Geziciler ve PKK’lılar ittifakı, elbette CHP ve HDP desteğiyle, bu iğrenç hadiseyi Ensar Vakfı’na mal etmeye çalışıyor” diyor Sabah yazarı Hilal Kaplan. . . “Siz vatanınıza, milletinize, milletinizin değerlerine, bizim inançlarımıza ve bizim Sevgili Peygamberimiz’e böyle saldırdığınız müddetçe, biz daha da güçlü olacak, 79 milyon daha dirayetli şekilde karşınızda duracağız” diyor AKP Ankara Milletvekili Aydın ünal. “Bir kere rastlanması kurumumuzu (Ensar Vakfı nereden sizin kurumunuz oluyor?) karalamak için gerekçe olamaz” açıklaması yapıyor Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı. Bakan’a yöneltilen eleştirilere “ülkemize yönelik karalama kampanyası” diyor Bakanlık. “Paralel yapı liderliğinde bir algı operasyonu düzenlenmeye çalışılıyor. Biz Ensar Vakfı’nın insanlığa ve ülkemize faydalı olduğuna şahitlik ediyoruz’
diye şehadet getiriyor Başbakan Davutoğlu. . .

Yazarından vekiline, bakanından başbakanına Ensar’a kalkan olanlar, yönettikleri devletin hukuk kurallarına aykırı biçimde kurulan ve hiçbir denetime açılmayan bu yurtlarda ne yaşanıyorsa onun sorumlusu!Vakıf korunması, kollanması, sahip çıkılması, ikbaline zeval getirilmemesi gereken tek şey onlar için.
çocuklar zerrece umurlarında değil!
Suçun muhatapları sorumluluklarının açığa çıkmaması için “inanan-inanmayan”, “bizden olan-olmayan” ayrımları yaratıp, konunun esasını çarpıtabiliyor. Ama biz iktidarın ve vakfın sorumluluğunu soramıyoruz!
Soracağız.

Devletin yerine getirmediği görevleri nedeniyle benzer koşullara mahkum edilen, kaderleri bu vakıfların inayetine terk edilen çocukların yüksek yararı için soruyoruz, soracağız. İktidarın bu yaşananlarda payı yok mudur? Bu vakfın ikbali neden çocukların yaşadıklarından daha önemlidir?
Kimse kusura bakmasın. Soracağız, hesap isteyeceğiz
çünkü bizim için ikbaline zeval getirilmeyecek tek birşey varsa, o da çocuklardır.
28. 03. 2016 – EVRENSEL