SEVDA KARACA: TÜRK TİPİ KADIN HAKLARI KADINLARA NE VAAT EDİYOR’ (14. 03. 2016)

175

Türk tipi başkanlık, Türk tipi anayasa, Türk tipi medya, Türk tipi yardım, Türk tipi sanat, Türk tipi içecek, Türk tipi gençlik, Türk tipi sendika, Türk tipi aile… Toplumsal ve siyasal hayatın her alanı için önerilen, kıstası Erdoğan’ın inşa etmek istediği topluma uygunluk olan “Türk tipi”nin kadın hakları versiyonunu 8 Mart’ta öğrendik.

Türk tipi kadının ne olduğunu açıkladı önce Erdoğan: “Kimse kusura bakmasın, benim için kadın esas olarak anadır” dedi. Bu kadının Erdoğan kıstaslı haklarının ne olduğunu devamında öğrendik: “Bana göre kadına en büyük zararı, hayatı ‘ekonomik özgürlük parantezi’ne mahkum eden anlayış vermiştir. “
Erdoğan bu tariflerle iktidara geldiği günden beri diline doladığı “tek tipçi devlet anlayışının” şekil vermeye çalıştığı kadınlara kendi alternatifinin ne olduğunu ilan etti. Yeni bir tek tipçilik: “Türk tipçilik!”
Hatırlayalım; başta Erdoğan olmak üzere tüm AKP sözcüleri “Kemalist cumhuriyetin tek tipleştirici, otoriter” zihniyetinin kadınları mağdur ettiğini anlatıp duruyordu. En büyük kozları “başörtüsü yasakları” idi. Kadınları bu zihniyetten kurtaracaklarını söyleyerek iktidarlarını sağlamlaştırdılar. Tek tipçi anlayışıyla yok sayılan kesimlerin, özellikle de kadınların mağduriyetine oynayıp, demokrasi havarisi kesilerek oy tahvil ettiler. 14 yıldır bu propaganda üzerinden geniş kadın kesimlerini kendine bağlayan iktidar, neoliberal muhafazakar toplum inşasında önce kadınların haklarından kırptıklarıyla harç karıp, hayalini kurduğu “Türk tipi memleket”e kadınların kanlarıyla sıva çekti.

“Kadın-erkek eşit değildir”in ardından “eşitlik adı altında kadın her türlü sömürü ve istismara açık hale getirildi” diyerek yükselttiği çıta şunu gösteriyor: Erdoğan kıstaslı “Türk tipi kadın hakları” içinde asla ve kat’a eşitlik yok! üstelik,en basit ekonomik ve sosyal haklarını isteyen kadının hak ettiği tek şey sömürü ve istismar olabilir!
Peki;
“Eşitliğin” kadınlara sömürü ve istismar getirdiğini söyleyenler, “Türk tipi kadın hakları” ile kadınlara ne vaat etmektedir?

Bugün Türkiye’de 23 milyon kadın ilköğretimden sonra okula gidememiş. Son 4 yılda 13-15 yaşında evlendirilenlerin sayısı 3. 5 milyondan fazla. Kadın istihdam oranı yüzde 28, istihdamı artırma yolu olarak sunulan “esnek ve yarı zamanlı çalışma” ise kadınlara ev içi köleliğin katmerlenmesinin yanı sıra hiçbir gelecekleri olmadan çalışmayı “vaad” ediyor. Bir bahaneyle öldürülmez de sağ kalırsa eğer, her dört kadından biri fiziksel şiddet mağduru olarak yaşamını sürdürmek zorunda…
“Türk tipi kadın hakları”na sahip olmanın birinci koşulu annelik olsa da, anne olan her kadının peşin peşin bu haklardan faydalanacağını da ummayın. Üç çocuk doğurmamışsanız, anne olsanız ne fayda? Türk tipi başkanın Türk tipi ailesinde, Türk tipi kocanın sözünden çıkmayacaksınız. Türk tipi mahallede Türk tipi muhtarın ve Türk tipi polisin mıntıkasında hak mak talep etmeyeceksiniz. öyle başörtünüze ya da anneliğinize güvenip iktidarın “Türk tipi” uygulamalarına onay vermezseniz, elde edebileceğiniz tek hak yerlerde sürüklenmek,
ya da Kürt illerinde olduğu gibi cenazenizin 7 gün sokakta bekletilmesi, evinizin başınıza yıkılması olacaktır.
Kadının “yeter” diyen sesi yükselirse ne olur peki? Türk tipi aile ve toplum yapısına ters düşmenin cezasını çeker. Türk tipi kocanın makbul olmayan kadını öldürmesinin cezası Türk tipi yargıçlar eliyle kuşa çevrilir. Eğer bu sesi sokakta çınlatırsa, Türk tipi polisler Türk tipi başkandan aldıkları destekle “ne işiniz var eylemde, siz gidin kocalarınız gelsin” diyerek sopa atar. Maksat, Türk tipi hayat sorunsuzca devam etsin! Erdoğan bir ara kızıp “Biz zaten fiili olarak o sisteme geçtik”demişti, ‘Türk Tipi’leri toplayıp önümüze atarak. Şimdi “Türk Tipi kadın hakları” söylemiyle, harıl harıl inşa ettiği toplumsal ve ekonomik yapının ihtiyaç duyduğu kadın modelinin adını koymuş oldu aslında. Biz de içine sığmayacağımız kabın darasını bir kez daha görmüş olduk.
14. 03. 2016 – EVRENSEL