ERK ACARER: YAŞAR KEMAL’İN GÖZLERİYİZ (29. 02. 2016)

177

Rıfat Ilgaz, oturduğu kahvehaneden Babıâli yokuşunu seyre dalar bir akşamüstü. Hayaller kurduğu esnada, kol kola girmiş iki kişinin ağır aksak hareketlerle, tramvaya yetişmekte olduğunu fark eder. Birbirlerine tutunarak yürümeye çalışanlar, âşık Veysel ve Yaşar Kemal’dir. Ilgaz neden sonra tanır… Bir tebessümle bakar gidenlerin ardından. “Yarabbim” der “İki adama bir gözü anca vermişsin…”

• • •

Yaşar Kemal’in vasiyetidir…
“Bir; benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olmasın.
İki; insanın insanı sömürmesine karşı çıksın.
Kimse kimseyi aşağılayamasın,
Kimse kimseyi asimile etmesin.
İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
Benim kitaplarımı okuyanlar bilsin ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar.
Yoksulluk bütün insanlığın utancıdır.
Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar…”

• • •

Sunay Akın, muhteşem bir adamın öyküsünü, muhteşem bir dille anlatır… Hikâyeye özettir:
Anadolu’nun orta vilayetlerinden birinde bir adam bir kadını sever. İkisi de başkalarıyla evlidir, kaçarlar… Arkalarından bin yıllık gelenekler, töre cinayetleri gelir. Köyden uzaklaştıklarında biraz soluklanmak için bir ağacın altında dururlar. Kadınının ayakkabısının içinde evden çıktığından beri onu rahatsız eden bir şey vardır. çıkarır bakar. Bir tomar para… Kocası her şeyin farkındadır…
Parayı da o koymuştur. “Bunca yıl yemeğini yedim, sırtımı keseledi, çamaşırlarımı yıkadı. Hakkı geçmesin, gideceği yerde mağdur olmasın. ” İstediği budur!
O adam âşık Veysel’dir.

• • •

âşık Veysel; naif ifadelerle toprağı kutsar: “Bir tohum attım, dört bostan verdi. “

• • •

Bir savaştayız şimdi…
‘Emri veren pervasızın’ karanlık gölgesinde çocuk ölümlerine aşinayız.
İnsanın kiralanabildiği yasayla işçinin köleleştirileceği çağdayız!
Memleketin; öte yarısında, bodrumlardan gelen çığlıklarla birlikte, annelerin, “Ne olur çocuklarımı kurtarın” diye yalvarışlarını duyuyoruz.
‘Altın arayacağım’ diye, bakmaya kıyamadığın resme, siyah fırça darbeleri atmaya çalışanları, onları koruyanları, halkı uyutanları tanıyoruz.
Günde, ortalama üç kadının öldürüldüğü, üç gelinden birinin çocuk olduğu ülkede… Şiddeti hafife alan riyakârlığın, kravat indirimiyle sulandırılıp meşrulaştırılan istismarın öfkesindeyiz.
‘Namus’ diyerek, namussuzluğun yayıldığı sistemin hesabındayız.

• • •

Bir savaş bu!
Ustanın söylediği türden… Yaşar Kemal’in kitaplarını okuyanlarla, ‘ancak kendisine okunan kitap özetleriyle yetinenin’ dizayn ettiği ‘ruhsuz, boş, kendine yontulmuş bir fikrin’ savaşı…
İnce Memet’le Abdi Ağa’nın kapışması…

• • •

Yaşar Kemal aramızdan ayrılalı bir yıl oluyor. Nam-ı diğer ‘Kör Yaşar’. Gönül gözüyle gören, “Barış, emek, eşitlik, özgürlük” diye diye ölen ‘bin Yaşar’. Sanki bin yıl oldu!
İki adam, biri anımsanınca diğeri de gönle düşüyor işte…
Bir tebessümle bakıyor insan gidenlerin ardından.
Bu bir savaşsa tarafımız belli; âşık Veysel’in tohumları, Yaşar Kemal’in gözleriyiz!
29. 02. 2016 – BİRGÜN