ÇİĞDEM TOKER: ÜÇ ORDU (15. 02. 2016)

179

Sabah uyanıp duş-tıraş-giyinme faslıyla mesaiye hazır hale geldikten sonra, sadece ülkesini değil, bütün bölgeyi ateşe atacak bir savaşa girmekten, gündelik ritüelin devamı gibi söz edebilmek, nasıl bir ruh halidir?

Uğruna yaşam vermeye değecek bir bağımsızlık savaşının koşulları yokken ortada; beğenmeseniz de uluslararası hukuk zemininde halen egemen olan bir devlet topraklarına girme niyetini, kahvaltı masasındaki zeytine çatal uzatma rahatlığında söyleten nedir? Ve kılına zarar gelse çılgına döneceği, kapıdan çıkmadan sarıldığı çocuklarının, bu cümlenin sonuçlarından etkilenmeyeceğine dair sonsuz güveni nasıl duyar bir insan?

Ona dokunulmazlık kazandırmış statüsü mü, korumalar mı, ömür boyu sağlık garantisinin yol açtığı bir illüzyon mu, yoksa bunların tümünü birden kaybetme ihtimalinin dayanağı olan kalp ve zihin ipoteği mi?

Yarım yüzyıldır soluk aldığım bu hayatın içinde, böylesi soruları hâlâ sorabiliyor olmanın naifliği belki de “güç zehirlenmesi”
kavramıyla birlikte dün kutladığımız “öykü” sanatının alanına giriyordur.

Benim bu soruları soruyor olmamdan daha önemli olan ise Suudi’lerle Suriye’ye ortak operasyon yapılabileceği açıklanmasından sonra yaşanan haber kirliliği.

Asıl kirli olanın, ortaklığın kendisi olduğunu düşünsek de kıyısına sürüklendiğimiz savaşa dair haberler, “Savaşta önce
gerçekler ölür” sözünü her gün doğruluyor.

***


İncirlik üssü’ne ilk kez NATO üyesi olmayan bir ülkenin savaş uçaklarının inmesi bakımından tarihsel önem taşıyan haberi önce
Al Jazeera Türk
geçti.

13 Şubat, saat 22. 42’de duyurulan habere göre, Suudi jetleri üsse “konuşlanmıştı”. Kaynak, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Danışmanı
Asiri‘ydi.

Bu kritik gelişme hakkında, devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı’nın (AA) haberi ise, Al Jazeere’den 13 saat sonra geldi.

Dün 11. 15’te geçilen haber Riyad mahreçliydi. Kaynak, yine Asiri idi. “Küçük” bir farkla: Al Jazeera haberinde “danışman” olarak anılan Asiri, AA’nın haberinde bakanlık müsteşarı olmuştu ve Tuğgeneral Asiri, net bir dille jetlerin üsse vardığını açıklıyordu.

Haber üzerine Ankara’daki bürolar seferber oldu. çok izlenen bir TV ile çok okunan bir gazetenin savunma alanını izleyen meslektaşlar, “askeri kaynaklar”ın bu iddiayı kesin dille yalanladığını aktarıyordu. Yanı sıra, Suudi jetlerinin İncirlik’e gelişinin “iki üç haftayı bulabileceği” gibi önemli bir detayı da.

***


Askeri bir üsse inmiş ve sayısı en az 10 olarak “telaffuz”
edilen savaş uçaklarını “saklamanın” ne kadar kolay olup olmadığını bilmemiz mümkün görünmüyor.

Ama “normal koşullar altında”, -ABD kullanımında olsa da- İncirlik üssü’nün yönetim ve denetim hakkının sahibi TSK kaynaklarının yalan söylemeyeceğini varsaymamız gerekiyor, öyle değil mi?

Peki, “askeri kaynaklar” yalan söylemiyorsa, jetlerinin İncirlik’e konuşlandığı gibi son derece kritik bir bilgiyi veren Suudi general mi gerçekdışı bilgi veren, yoksa bu bilgiyi aktaran AA mı, yoksa Al Jazeera mi?

(Başbakanlık’a bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) 2014 yılı raporuna göre, AA’ya son beş yılda 538 milyon TL kaynak aktarıldı. Yedek ödeneklerle birlikte 743 milyon TL. Bu ödeneğin kaynağı ise bütçe. )

Son 24 saatlik gelişmelere bakarsak, bir kaynağın gerçek bilgi vermediği kesin. Ama bunu yapanın kim olduğunu bulup çözmek şimdilik haber almak isteyenlerin çabasına bırakılmış görünüyor. “Şimdilik” diyoruz çünkü Suudi savaş uçakları konusundaki gerçek, er ya da geç ortaya çıkacak.

Yalan pazarına taraf olanların hatırlaması gereken asıl gerçek ise yüzyıllar önce söylenmiş:
“Her savaştan geriye üç ordu
kalır: ölüler ordusu, yas tutanlar ordusu,hırsızlar ordusu. “
15. 02. 2016 – CUMHURİYET