MEHVEŞ EVİN: AYNA, AYNA! SÖYLE BAŞBAKAN’A, KAÇ ÇOCUĞUN KANI ELLERİNDE’ (03. 02. 2016)

179

Pek farkında olmayabilirsiniz ama bu ülkede bir başbakan var, adı da Ahmet Davutoğlu.
Kendisi, bir zamanların fıkra konusu başbakanı Yıldırım Akbulut’a rahmet okutacak kadar renkli, şen ve lastik gibi… Nereye çeksen gidiyor.
Misal,

ni

Aralarında ölmek üzere olan iki çocuk da var. Biri 13, diğeri 15 yaşında!
Başbakan bir daha aynaya baktığında onların isimlerini yüksek sesle söylesin, sonra paylaşsın duygularını. Bakalım aynı huşuyu yakalayabilecek mi?
Aynı rahatlıkla
“Elimizde masumların kanı yok”
demeye devam edebilecek mi?
Faşizmi bilen Davutoğlu’na okuma parçası
Suçluluk psikolojisi böyle bir şey. Kendini savunabilmek, aynaya bakabilmek için kişi, hem kendine, hem de çevresine mütemadiyen yalan söylemek zorunda.
Davutoğlu, AKP’nin ülkeyi 12 Eylül zihniyetinden kurtardığını ve her vatandaşı faşizme, Stalinizme karşı koruyabileceğini bile iddia edebildi.
Bunları söylerken yüzünde yapıştırılmış gibi duran o tatlı sırıtış var mıydı? Muhtemelen. .
Faşizmin ne olduğunu bildiğini iddia eden Davutoğlu’na küçük bir test. Metindeki
‘X’
ve
‘Y’nin yerine ne kullanacağını eşi benzeri olmayan ilüzyon dünyasına bırakıyorum:
– ülkenin en üst makamına gelen X; örgütleri, siyasi partileri ve belediyeleri kendi liderliği altında toplanmaya zorlayan toplu bir‘senkronizasyon’
politikasına girişti. Kültür, ekonomi, eğitim ve hukuk, kontrolü altına girdi.
– X’in partisi Y, ülkede izin verilen tek siyasi parti olmuştu. Parlamento, diktatörlüğe doğrudan onay veren bir kurum hâline gelmişti. X’in iradesi, hükümet siyasetinin temeli olmuştu.
– Hükümet kadrolarına Y parti üyelerinin atanması ile X’in devlet yetkilileri üzerindeki otoritesi arttı. Y partisinin liderlik ilkesine göre, otorite yukarıdan aşağı doğruydu. Ve hiyerarşinin her düzeyinde üstüne mutlak itaat esastı. Kısacası X, ülkenin tek adamıydı.
– Temel özgürlükler ortadan kaldırıldı ve ırkçı, otoriter fikirlerle bir
‘halk’
topluluğu yaratmaya girişildi. Teorik olarak,
‘halk’topluluğu tüm sosyal sınıfları ve bölgeleri, lider X’in ardında birleştiriyordu. Gerçekte ülke, hızla bireylerin keyfi tutuklamalara ve hapis cezalarına maruz kaldığı bir polis devletine dönüştü.
– Demokrasiye son verip, ülkeyi tek parti diktatörlüğüne dönüştürmeyi başaran X, halkın sadakati ve işbirliğini kazanmak için geniş çaplı bir propaganda harekâtı başlattı.
– Gazete, dergi, kitap, halk mitingi ve toplantısı, sanat, müzik, sinema ve radyo gibi her türlü iletişim aracının kontrolünü ele geçirdi. Herhangi bir şekilde Y inançlarına ya da rejime karşı tehdit oluşturan görüşler, sansüre uğradı ya da tüm medyadan kaldırıldı.
Aman Tanrım! Yoksa bu yazılanlar, adı R ile başlayan bir kişinin, A ile başlayan partisinin yönetiminde, T ile başlayan ülkesinde mi olmuş?
Korkmayın canım, rahatlıkla bakın aynanıza! Cumhurbaşkanınızın açıkça örnek gösterdiği 1933 Hitler Almanyası’nın anlatımı bu sadece…03. 02. 2016 – DİKEN