ERKAN AYDOĞANOĞLU: KADINLARA ‘ESNEK’ TUZAK (28. 01. 2016)

181

Esnek çalışmanın asıl hedef kitlesi olan kadınlara yönelik yeni tuzaklar içeren ve Mecliste görüşülmeye başlanan ‘torba yasa’ ile çalışan kadınlara doğum yapmaları halinde analık izni sonrasında birinci doğumda iki ay, ikinci doğumda dört ay, sonraki doğumlarda ise altı ay süreyle günlük çalışma süresinin yarısı kadar, mali ve sosyal haklarda herhangi bir kesinti yapılmaksızın çalışma imkanı sağlanarak, kadınların ‘iş, aile ve evdeki görevlerini’ birlikte yürütebilmelerinin önü açılıyor.

Meclis gündemindeki düzenleme ile bir taraftan ‘en az üç çocuk’ politikası desteklenirken, diğer taraftan kadınların kısmi süreli istihdam üzerinden ‘çalışıyor gibi’ görünmeleri ve kadın istihdamının oransal olarak arttırılması hedefleniyor. Kadınların kısmi süreli, evden çalışma, uzaktan çalışma gibi esnek çalışma uygulamaları üzerinden istihdam edilerek, istihdamda ‘kısmi’ ya da ‘eksik’ yer almaları, bu şekilde aile içindeki ‘asli görevleri’ni aksatmamaları hedefleniyor.

AKP Hükümeti sorunun bu yönünü gizleyerek, ‘en az 3 çocuk’ fantezisini hayata geçirmek için esnek çalışmanın hedef kitlesi olan kadınların ev ve iş arasında esnek çalışacağını, böylece hem çalışıp, hem de çocuklarına bakabileceğini, çocuklarına ve ‘ev işlerine’ daha fazla zaman ayırabileceklerini propagandasını yapıyor. Ancak nedense bu şekilde çalışacak kadınların belirtilen süreleri tamamladıktan sonra, kısmi süreli çalışmaya devam etmeleri durumunda ücret, sigorta ve sosyal haklar bakımından tam zamanlı çalışanlardan daha sınırlı haklara mahkum edileceklerinden hiç bahsetmiyorlar.

Avrupa’da çalışan kadınların Hollanda’da yüzde 61’i, İsviçre’de yüzde 46’sı, Avusturya’da 42’si, Almanya’da yüzde 38’i, İtalya’da yüzde 33’ü, Fransa ve İspanya’da ise 23’ü kısmi zamanlı olarak çalışıyor. Kısmi süreli çalışan kadınlar, tam zamanlı çalışanlara göre dünyanın her yerinde daha düşük ücret alıyorlar ve daha sınırlı sosyal haklara sahipler. Ücret ve sosyal haklar “kısmi” olunca, kadınlar ikinci, hatta üçüncü bir kısmi süreli iş yapmak zorunda kalıyorlar.

Türkiye’de esnek çalışmanın oldukça yaygın olduğu kayıt dışı sektörlerde çalışanların önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de esnek çalışma (kısmi süreli çalışma) oranı erkeklerde yüzde 6 civarında iken, kadınlarda oran 4 kattan fazla (yüzde 25). Dolayısıyla esnek çalışma uygulamalarının kadınları ve erkekleri aynı derecede etkilediğini söylemek mümkün değil. Yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi, çalışma yaşamında da kadınlar, erkeklere göre daha dezavantajlı durumdalar. Hükümetin kadın istihdamını teşvik adı altında yapmak istediklerinin bu durumu düzeltmek bir yana daha da kötüleştirmesi kaçınılmaz.

Kadınların ‘aile’ yaşamıyla çalışma yaşamının dengelenmesi adına önerilen kısmi süreli ya da evden çalışma uygulamaları çalışma ilişkileri içindeki mevcut cinsiyetçi yapıyı daha da katılaştırması kaçınılmaz. Kadınların esnek çalışmalarından kaynaklı olarak alacakları ücretin ‘aile ekonomisine katkı’ olarak görülmesi, ekonomik bağımlılıklarını, dolayısıyla hem ‘aile içi’, hem de toplumsal düzeyde itaat ilişkilerini yeniden üretmekten başka bir sonuç ortaya çıkarması mümkün değil.

Esnek çalışma biçimlerinin en yaygını olan kısmi süreli çalışma ile tam zamanlı çalışan kadınların bile zaten düşük olan ücretlerinin, kısmi süreli çalışma ile daha da düşmesinin önü açılacak. Bu durumu, hükümetin patronların sırtındaki işgücü maliyetlerini aşağıya çekme yönündeki diğer adımları ile birlikte değerlendirdiğimizde, kadınlar için olumlu gibi görülen bir düzenlemenin arkasında bile kadın istihdamını daha da güvencesiz hale getirme ve kadın emeğini daha da ucuzlatma hesaplarının son derece tehlikeli ve geri dönüşü çok zor olan bir tuzak olduğunu görmek ve göstermek gerekiyor.
28. 01. 2016 – EVRENSEL