AKADEMİSYENLERİN GÖZALTINA ALINMASI TÜM BARIŞ SAVUNUCULARINA YÖNELİK BİR GÖZDAĞIDIR! KINIYOR, PROTESTO EDİYORUZ!

217


220px; Bugün (15 Ocak) Konfederasyonumuz ve sendikalarımızın Yürütme Kurulu üyeleri ile Konfederasyonumuz Merkezi’nde gerçekleştirilen basın açıklamasını Eş Genel Başkanımız Lami özgen okumuştur. Eş Genel Başkanımızın açıklamasından sonra sendikamız Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca da kısa bir açıklama yapmıştır. Basın açıklaması metni ve video kaydı aşağıdadır.

Akademisyenlerin Gözaltına Alınması Tüm Barış Savunucularına Yönelik Bir Gözdağıdır!
Kınıyor, Protesto Ediyoruz!


Her gün yeni ölüm, patlama, çatışma ve gözaltı haberleriyle uyandığımız son aylarda bugüne de aydınlara, akademisyenlere yönelik cadı avı haberi damgasını vurdu. 12 Eylül’de bile böylesi bir pervasızlık, böylesi bir faşizm görülmedi.
Akademisyenleri mandacı olmakla suçlamaktan tutalım, Sultanahmet patlamasıyla bağlantılı olmaya kadar akıllara ziyan, özel savaş propagandasıyla hedef haline getirmenin faturası korkarız ki çok ağır olacaktır.
AKP yıllarca “bireyi esas almayan devlet anlayışını yıkacağız” diyerek toplumun farklı kesimlerinin desteğini almaya çalıştı. Şimdi de “devlet elden gidiyor” yalanıyla faşizan politikaları etrafında bir savaş cephesi oluşturmaya çalışıyor. Ne yazık ki, en sıkı AKP karşıtı geçinen bazı kesimler de bu cepheye koşarak dahil oldular. Böylece bunların da gerçek yüzleri ortaya çıkmış oldu.

“Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” bu ülkenin yüz akıdır, vicdanıdır. Son aylarda yaşananlara karşı yeterli tepkinin gelişmemesi karşısında insanlığın ölmediğinin, üniversitelerde hala özgür ve onurlu duruşa sahip yüzlerce akademisyen olduğunun kanıtı oldular. Barışa dair ses ve umut oldular. Akademisyenlere yönelik linç ve baskı tam da büyüyen bu sese ve umuda yönelik gerçekleşmektedir.
Bundan dolayı bir toz bulutu yaratılmaya, “hain” yaftasıyla gerçeklerle yalanlar birbirine karıştırılmaya, milliyetçi duygularla güvenlikçi politika etrafında bir kenetlenme yaratılmaya çalışılmaktadır. Konuşması, sesini yükseltmesi gerekenler konuştukça Cumhurbaşkanı ve Hükümet daha çok saldırganlaşıyor, havada uçuşan hakaretlerle susturmaya çalışıyorlar.
Akademisyenlerimiz ne dediler de “hain” ve “mandacı”, “mütareke döneminin sözde aydın kalıntıları” olarak ilan edildiler?
çocuklarımız öldürülmesin” dediler…


öldürülmeye devam mı etsin” demeliydiler!? Bakınız Cumhurbaşkanının akademisyenleri hain ilan ettiği saatlerde ve dün Diyarbakır çınar’da 3, Cizre’de 2 çocuğumuz öldürüldü. Akademisyenlerimize yönelik linç kampanyası örgütleyeceklerine bildiride de vurgulandığı üzere barış ve diyalog yolları açılmış olsaydı en azından bu beş çocuğumuzu yitirmemiş olacaktık. çatışmada ısrar ederek yeni ölümlere, acıya ve gözyaşına neden olanlar akademisyenlerimizi hedef haline getirerek kendi suçlarını gizleyemezler!
“çatışmalar dursun” dediler…
ülke kan gölüne döndü. Yaşamını yitirenler sayıdan ibaret kılınır hale getirildi. Sokağa çıkma yasağı adı altında sıkıyönetimi aşan uygulamaların başladığı 16 Ağustos 2015 ile 7 Ocak 2016 tarihleri arasında 134 sivil yaşamını yitirmiştir.
Son bir haftaki sivil kayıplar bu rakamlara dâhil değildir. Bu korkunç tabloya itiraz edip çatışmaların durmasını istemek temel insani görevdir.
çatışmaların olduğu bölgelere bağımsız heyetlerin gitmesine izin verilsin, dediler…
Herhalde AKP nezdinde en büyük suçları da bu oldu! Konfederasyonumuz da dahil sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlere kimsenin gitmesine izin verilmiyor. Yaralı kadına müdahale ederken katledilen sağlık emekçisi Aziz Yural adlı üyemizin cenazesini almamızı bile engellediler. Cenazeler evlerde, market dolaplarında, sokaklarda bekletildi. Şu saatlerde bile ilçeler ağır silahlarla, tanklarla yerle bir ediliyor. Eğer devlet böyle bir şeyin olmadığını iddia ediyorsa neden bağımsız heyetlerin gidişine izin vermiyor?
Eğer bunlar suç ise biz bu suçları ısrarla ve kararlılıkla işlemeye devam edeceğiz. Bunun somut ifadesi olarak Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın tüm şube başkanlarıyla birlikte akademisyenlerimizi ve bildirilerini sahiplendiğimize dair açıklamamızı da en kısa sürede kamuoyu ile paylaşacağız. Hükümetin; içeriğini tartışmayı bir yana bırakarak, çarpıtarak ve “hain” yaftasıyla kriminalize ederek bildiriyi gözden kaçırması tam da suçlu durumunu gizlemeye yöneliktir. Dünyanın hiçbir yerinde barış istemek, çocuklarımız öldürülmesin demek suç değildir, olamaz.
Kocaeli üniversitesinde 15 akademisyenle başlayan gözaltı furyasına her saat yenileri ekleniyor. Birçok tüm üniversitede soruşturmalar açıldı, kimi akademisyenlerin görevine son verildi, kimisi bölüm başkanlığından alındı. Daha da vahimi onlarca üniversitede örgütlü şekilde akademisyenlere yönelik odalarına bırakılan notlarla ve sosyal medya üzerinden tehditler yağdırılmaktadır. Akademisyenlerimize yönelik gelişebilecek farklı saldırı ve yönelimlerin tek sorumlusunun Hükümet olacağını bir kez daha hatırlatıyoruz. İşler kontrolden çıkmadan bu linç kampanyası durdurulmalıdır.
Aralarında Sendikamız EĞİTİM SEN ve SES üyelerinin de olduğu gözaltına alınan akademisyenler derhal serbest bırakılmalı, cadı avına son verilmelidir.
YÜRÜTME KURULU
kckiframe allowfullscreen= frame0 =315 src=https://www.youtube.com/watch?v=FS7DHMM5gPg 560kck/iframe
kckiframe allowfullscreen= frame0 =315 src=https://www.youtube.com/watch?v=kS2QhH9bUbY 560kck/iframe
kckiframe allowfullscreen= frame0 =315 src=https://www.youtube.com/watch?v=bfE6T6-qF34 560kck/iframe