10 EKİM KATLİAMININ 90. GÜNÜNDE BARIŞ KARANFİLLERİMİZİ ANDIK!

215


10 Ocak Pazar günü saat 10. 04’te Ankara Tren Garı önünde “10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”nde
yaşamlarını yitiren Barış Karanfillerimizin aileleri,
Konfederasyonumuz-DİSK-TMMOB-TTB ile siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin de katılımıyla anma gerçekleştirildi.
Saygı duruşuyla başlayan anmada kurumlar adına ortak açıklamayı Eş Genel Başkanımız Şaziye Köse okudu. Açıklamanın ardından Emek, Barış ve Demokrasi Meydanı’na karanfiller bırakıldı. Açıklama metni aşağıdadır.


376px; 10 Ekim Katliamı 90. Gününde!
Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamının üzerinden tam üç ay geçti. Hala ilk günkü gibi yüreklerimiz acıyor, yüreklerimiz yanıyor. Her gün yitirdiğimiz yeni canların acısı acımızı da, isyan ve öfkemizi de büyütüyor.
İsyandayız, çünkü katliamın katillerini tanıyoruz ve katiller aramızda dolaşmaya devam ediyor.
öfkeliyiz, çünkü aklımızla alay edercesine katliam adli bir olaya indirgenmeye ve zamana yayılmaya çalışılıyor.
Bizler yeni katliamlar yaşanmaması için konuyu sürekli gündemde tutmaya çalışırken katliama zemin hazırlayanlar unutturmaya, gözden kaçırmaya çalışıyorlar. Daha da vahimi bizleri susturmak için yargı ve güvenlik güçleri üzerinden saldırı üzerine saldırı geliştiriyorlar.
“Biliyoruz ama harekete geçmeden bir şey yapamayız” diyerek katilleri seyrettiklerini itiraf edenler katliamı kınamamızı bile istemiyorlar. İlan ettikleri ulusal yasın da ne kadar göstermelik olduğu gerçekleştirdiğimiz greve katılanlar hakkında açtıkları yüzlerce soruşturma ile iyice açığa çıkmıştır.
Kokteyl saldırı diyerek büyük bir karartma uygulayanlar katliamdan bu yana şehit yakınlarımızın aileleri de dâhil olmak üzere onlarca insanımızı, sendika yönetici ve üyelerini, avukatları, kadınları gözaltına aldılar,
davalar açtılar. Katledilen oğlu, kardeşi ile ilgili yaptığı açıklamadan dolayı bir babaya, bir kardeşe dava açmak insanlıktan nasibini almamış olmayı gerektiriyor. Nitekim içinden geçtiğimiz süreç de insanlık değerlerinin ayaklar altına alındığı, aklın devre dışı olduğu, kandan, gözyaşından beslenilen bir süreçtir.
Bizler her fırsatta ve her zeminde katliamda saldırının emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, geleceğe umutla bakanların barış talebine yönelik olduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz. Küçücük bir ilçeye bugün on bin askeri, özel timi, polisi ve nereye bağlı oldukları bilinmeyen özel birimleri yığanların niçin o gün alana bir tek polis bile dikmediklerini hatırlatmaya devam edeceğiz.
Bugün Sur, Cizre, Silopi, Yüksekova ve daha birçok kentte her gün çocukların, kadınların, yaşlıların öldüğü bu savaş görüntülerinin yaşanmaması için mitingimizi yapmıştık. Mitinge saldırı olmasaydı savaş siyasetinde ısrar edenler amaçlarına ulaşamayacaktı. Miting sonrasında savaş, çatışma, kutuplaşma, gerginlik siyaseti gerileyecek, bugünkünden çok daha farklı bir atmosfer oluşacaktı. Ancak barış çığlığını büyütmek için düzenlediğimiz “10 Ekim mitingi”nde bir katliamla yüz yüze kaldık.


Hala en ufak bir demokratik tepkiye, mitinge ya da etkinliğe izin verilmemesinde kimin çıkarı varsa katliama da zemin hazırlayanların onlar olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Onlar unutturmaya çalıştıkça bizler unutturmamak için mücadeleyi yükseltmeye, onlar susturmaya çalıştıkça bizler sesimizi daha gür çıkarmaya, onlar savaşta ısrar ettikçe bizler barış için ne bedel ödenmesi gerekiyorsa ödemeye devam edeceğiz.
Kamuoyunca da paylaşılan açık, tarafsız ve adil bir soruşturma yürütülmesi noktasında haklı kuşku ve endişelerimiz var. Pazartesi günü savcılıkla görüşüp, bu kaygılarımızı kendileriyle de paylaşacağız. Geçmiş onlarca örnekten de çok iyi biliyoruz ki, gizlilik kararı konan tüm davalar ya zaman aşımına uğramış ya da zamana yayılarak sonuçsuz bırakılmıştır. Bizler buna izin vermeyeceğiz.
Diyarbakır’ın, Suruç’un, Tahir Elçi’nin ve daha birçok dosyanın hali ortada iken 10 Ekim Katliamının planlayıcılarının, zemin sunanlarının, gerçek katillerin açığa çıkarılmasını beklemek en hafif deyimiyle saflıktır, siyasi körlüktür.
Yargının siyasallaşmada zirve yaptığı, Cumhurbaşkanının, siyasi iktidar yetkililerinin her gün anayasayı ayaklar altına alarak yargıya “şunun yargılanması gerekir, şunların tutuklanması gerekir” dediği böylesi bir süreçte kimse bizden adalete güven beklemesin.
Bu nedenle öncelikli talebimiz bağımsız, özerk kuruluşlarca objektif ve insan hakları etiğine uygun bir soruşturmanın yürütülmesidir. Bu talebimizin karşılık bulması için çabamız ve girişimlerimiz devam etmektedir. Yarın bu konuda Meclis’te de kimi görüşmeler gerçekleştireceğiz.
Katliama ilişkin uluslararası emek ve demokrasi güçleri nezdinde de çeşitli girişimlerimiz devam etmektedir. En son üç gün önce DİSK ve KESK’in de katıldığı Fransa’da bulunan 5 sendika konfederasyonu tarafından düzenlenen etkinlikte tüm katılımcılar Ankara ve Suruç katliamında ölenlere başsağlığı ve dayanışma dileklerini ilettiler. Etkinlikte Suruç, Ankara ve Paris’te yitirdiklerimiz anıldı. Talebimiz doğrultusunda ITUC işçi hakları ve insan hakları ihlallerini gözlemlemek üzere Türkiye’ye bir heyet göndereceğini aktardı. ETUC ise yapılacak ilk yönetim kurulu toplantısında bu taleplerin görüşülüp karara dönüştürüleceğini beyan etti.
10 Ekim katliamının bir-iki maşanın üzerine yıkılıp dosyanın kapatılmasını engellemek için kaç yıl sürerse sürsün davanın peşini bırakmayacak, takipçisi olacağız. Katillere ve katliamlara inat; yılmayacağız, sinmeyeceğiz, geri çekilmeyeceğiz. Biz bıkmadan, usanmadan tüm ülkeye gerçekleri anlatacağız.
Bu vesileyle bir kez daha Barış Karanfili yoldaşlarımızı, kardeşlerimizi, canlarımızı saygıyla, minnetle anıyor, bize miras bıraktıkları barış mücadelesi bayrağını yükseltme sözümüzü yineliyoruz.