AKP’NİN GÜÇ SARHOŞLUĞU DEVAM EDİYOR: KATLİAMI YAPMAK, ÖLDÜRMEK SERBEST, KATLİAMA KARŞI EYLEM YAPMAK YASAK!

211

AKP Hükümeti, 10 Ekim katliamı sonrasında tuttuğumuz yasa bile saygı göstermeyerek, faşizan uygulamaları ile emek ve demokrasi güçclerine gözdağı vermeye çalışmaktadır.
Son 10 gün içerisinde, 10 Ekim Ankara mitingi öncesi ve katliam sonrası yapılan eylem ve etkinliklerle ilgili adli ve idari soruşturmalar artarak devam etmektedir.
Konu ile ilgili 19. 11. 2015 Perşembe günü Genel Merkezimizde basın toplantısı düzenlenmiş, arkadaşlarımıza uygulanan hukuksuz uygulama protesto edilerek, artan bu zulüm düzenine karşı birlikte mücadele etme çağrısı yapılmıştır.


207px; Genel Başkanımız Fikret Aslan’ın okuduğu açıklama aşağıdadır:
BASINA VE KAMUOYUNA
AKP 1 Kasım genel seçimleri sonrasında ” Güç Sarhoşluğu” hastalığına yakalanmıştır. Sahip olunan güç ve elde edilen büyük başarılar yüzünden kibir sahibi olma, akla mantığa ters kararlar alıp başkalarını umursamadan mağdur edebilme durumu, aşırı güven, akıl tutulmasının neden olduğu ileriyi görememe sendromu ve şiddet bağımlılığı başta olmak üzere ” Güç Sarhoşluğu” hastalığının tüm emareleri AKP’de mevcuttur.
7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasında başarı için her yol mubah anlayışı ile tüm devlet imkânlarını AKP için seferber eden, toplumu kutuplaştırmak için her türlü baskı aygıtlarını devreye sokan AKP,
işi 10 Ekim katliamından sonra oylarımız arttı deme aşamasına kadar götürmüştür. 10 Ekim katliamında yitirdiğimiz kardeşlerimizin kanı üzerinden siyasi hesaplar yapanların seçim zaferi Pirus Zaferi’nden öte bir şey değildir. Seçim süreçleri ve sonrasında toplumun hali ortadadır, ilk olarak 10 Ekim katliamı sonrasında Konya’da milli maç esnasında yapılan saygı duruşu manzarası, son olarak Paris katliamı sonrasında İstanbul’da mili maç esnasında yapılan saygı duruşunda ortaya çıkan tablo sözün bittiği yer olup, kutuplaşma noktasında toplumun geldiği yeri de ortaya koymaktadır.
10 Ekim katliamı sonrasında acılarımızın tazeliğini koruduğu bir dönemde, yaralarımızı sarmaya çalışırken, AKP’nin 10 Ekim sonrası KESK-DİSK-TMMOB ve TTB’nin ortak kararı doğrultusunda yapılan eylem ve etkinliklerle ilgili adli ve idari baskı ve soruşturmalara her gün bir yenisi eklenmektedir.
17 Kasım tarihinde Adana’da 10 Ekim Ankara mitingi öncesi yapılan çağrı eylemi gerekçe gösterilerek çoğunluğu kamu emekçisi olan 14 arkadaşımızın, düzenlenen bir şafak operasyonu evleri basılarak gözaltına alınması, flamalarımıza taktığımız plastik boruların silah olarak addedilmeye çalışılması, sonrasında 15 gün adli kontrol şartı ile serbest bırakılmaları, bir yandan yargının içinde bulunduğu durumu gösterirken diğer yandan ancak faşist yönetimlerde karşılaşılabilecek bir uygulama olarak karşımıza çıkmıştır.
AKP 10 Ekim katliamı sonrasında tuttuğumuz yasa bile saygı duymayarak, faşizan uygulamaları ile emek ve demokrasi güçlerine gözdağı vermeye çalışmaktadır. Asgari ücret tartışmaları bir yana emek piyasasını esnekleştirme, kıdem tazminatlarının gaspı ve kamu emekçilerinin iş güvencesini kaldırma gibi hazırlıklar içerisine giren AKP şimdiden muhalefeti sindirme çabasına girmiştir. AKP’ye yönelik yapılan eleştiriler sözde tarafsız Cumhurbaşkanı’na hakarete kadar götürülmekte her gün onlarca yurttaşımıza dava açılmaktadır. Sosyal medya hesapları üzerinden tüm muhalefet izlenmekte ve fişlenmektedir.
Son 10 gün içerisinde 10 Ekim Ankara mitingi öncesi ve katliam sonrası yapılan eylem ve etkinliklerle ilgili adli ve idari soruşturmalar artarak devam etmektedir. 10 Ekim katliamı sonrasında yaşanan can kayıpları ve onca yaralının tedavisinin sürdüğü bir dönemde katillerin peşine düşmek yerine, katliamdan sağ kurtulanları suçlayanlar, 10 Ekim yürüyüşünü yapanları gözaltına alarak, hangi tarafta olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.
üyelerimize Yapılan Adli ve İdari Soruşturmalar:

Adana’da, 14 kişi şafak operasyonu ile evlerine baskın yapılarak gözaltına alınmış, 15 günlük adli kontrol şartı ile serbest bırakılmış olup davaları devam etmektedir.
– Adana’da, İŞKUR İl Müdürlüğü’nde 10 Ekim sonrası eylemlere katıldıkları gerekçesiyle 25 kişiden savunma istenilmiş olup, idari soruşturma süreci devam etmektedir.
– Muş’ta, 12 Ekim’de yapılan yürüyüş ve basın açıklaması sonrasında içerisinde İl Sekreterimiz A. Rahim Dinçer’in de bulunduğu onlarca kişiye adli soruşturma başlatılmıştır.
– Mardin’de, 11-12-13 Ekim’de yapılan basın açıklamaları ve yürüyüşlerle ilgili 3 gün için ayrı ayrı 2911 sayılı Yasaya muhalefet ve Cumhurbaşkanına hakaretten, aralarında Şube Başkanımız ve KESK Dönem Sözcüsünün de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır.
– Adıyaman’da, 10 Ekim katliamını protestoları sonrasında İl Sekreterimiz Abdurrahman Kılavuz hakkında Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla gözaltı işlemleri uygulanmış olup, adli soruşturması devam etmektedir.
– Mersin’de, üyemiz Muhbet Taş, 13 Ekim 2015 tarihinde yapılan grevde “Katil, Hırsız Erdoğan” sloganı nedeniyle hakkında adli soruşturma başlatılmıştır.
– Mersin’de, Cumhuriyet Başsavcılığı’nda çalışan eski Şub Yönetim Kurulu üyemiz Osman Aşan, sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında ihbar var denilerek evinden gözaltına alınmış, serbest bırakıldığı halde açığa alınmıştır.
– Antalya’da, 12-13 Ekim grevine katıldıkları gerekçesiyle 6 üyemiz hakkında idari soruşturma başlatılmıştır.
– Zonguldak’ta, içinde Şube Başkanımız Zuhal Engiz’in de bulunduğu onlarca kişi 10 Ekim sonrası yapılan eylemlerden dolayı emniyete ifade vermeye çağrılmışlardır.
– Balıkesir’de, Şube Yönetim Kurulu üyemiz özgül Erdem Coşar’a, 13 Ekim grevi gerekçe gösterilerek kınama cezası verilmiştir.
– Ankara’da, Ankara Adliyesi çalışanı üyelerimiz Fatma Ekin Narin, Turgay Akçay ve Esin Alkan hakkında, 12-13 Ekim tarihlerinde yapılan eylemler gerekçesiyle haklarında idari soruşturma başlatılmıştır.
– Ankara’da Cumhuriyet Vergi Dairesi’nde görev yapan üyemiz Yavuz Koçak hakkında, mükellefin şikayeti üzerine, devlet büyüklerine hakaretten dava açılmıştır.
– Ankara’da İŞKUR’da görev yapan üyemiz Güneş Almak Şişman, greve katıldığı gerekçesiyle uyarma cezası almıştır.
– Bursa Şube Yönetim Kurulu üyelerimiz Aysun Torun ve Yavuz Bilir’e 12-13 Ekim grevine katıldıkları gerekçesiyle idari soruşturma başlatılmıştır.
çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğinden kaygı duyan herkesi, her geçen gün artan bu zulüm düzeni karşısında omuz omuza olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırıyor, arkadaşlarımıza uygulanan bu hukuksuzluğa son verilmesini istiyoruz.

MERKEZ YÖNETİM KURULU