ERKAN AYDOĞANOĞLU: NEDEN BÖYLE OLDU’ (05. 11. 2015)

176

Bireylerin içinde bulundukları koşulları ve yaşadıkları sorunları (ekonomik istikrarsızlık, baskı, şiddet, kaos, gelecek korkusu vb. ) dikkate alarak karar verdikleri ve kendisine sunulan seçenekler arasında bir kez daha güçlü olandan yana tercih yaptıkları bir seçimi daha geride bıraktık. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar geçen 5 aylık bir sürede, AKP’nin oylarını yüzde 41’den yüzde 49’a çıkarması, başta AKP’liler olmak üzere herkeste büyük bir şaşkınlık yarattı.
Türkiye’de parti-devlet bütünleşmesinin büyük ölçüde tamamlanmış olması, devlet mekanizmasının bütün kademelerinin iktidarın denetiminde olması ve geçtiğimiz 5 ay içinde yaratılan olağanüstü koşulların seçim sonuçlarına doğrudan etkisini görmek mümkün. Sadece devlet mekanizmasının değil, aynı zamanda sendikaların önemli bir bölümünün, patron örgütlerinin, kendisini “sivil toplum örgütü” olarak tanımlayanların büyük ölçüde AKP’nin çizgisinde olması, bütün göstergeler aleyhinde olmasına rağmen,13 yıldır tek başına iktidar olan bir partinin nasıl yüzde 49. 4 gibi yüksek bir oranda oy alabildiğini, sadece sonuca bakarak değerlendirmenin yeterli olmayacağını gösteriyor.
Normal koşullarda AKP gibi bir parti ile yollarının kesişmesi mümkün olmayan pek çok kesim, içinde bulundukları olumsuz koşulların yaratıcısı olan bir partinin elindeki bütün imkanları seferber ederek başarılı bir şekilde organize ettiği, istikrarsızlık söylemi ve gelecek korkusu üzerine kurulan seçim kampanyasından da etkilenerek, bir kez daha güçlünün arkasında saf tuttu. Seçim sonuçları, aynı zamanda, örgütsüz, günlük ve kısa vadeli çıkarlarıyla hareket eden, her açıdan sindirilmiş, şiddet ve kaos ile korkutulmuş bir toplumun güçlü olana destek verme eğilimini engellemenin ne kadar zor bir iş olduğunu gösterdi.
AKP’nin, sandıktan kendisine çıkan her oyu bugüne kadar yaptıklarına ve politikalarına güvenoyu anlamına geldiğini düşünerek, önümüzdeki dönemde eskisinden daha büyük bir cesaretle hareket etmesi ve saldırılarını arttırması sürpriz olmayacaktır. AKP’nin sandıktan istediği sonucu çıkarmış olmasının sonuçları önümüzdeki süreçte daha somut olarak görülecek. Ancak geçmiş 13 yılda yaşananlara bakıldığında, mevcut sorunları ve çelişkileri çözmekten çok yeni sorunlar yaratan, toplumdaki kutuplaşma ve ayrışmayı gidermek bir yana, daha da derinleştirmeyi esas alan bir dönemin bizi beklediği gün gibi ortada.
Ekonomiden iç ve dış politikaya kadar bütün alanlarda büyük tehlike ve tehditlerle karşı karşıya olan bir iktidarın yine kendisinin yarattığı olağanüstü koşullarda ülkeyi nasıl ve ne kadar yönetebileceğini göreceğiz. Ancak işlerinin hiç de kolay olmadığını, tek başına iktidar olmak için attıkları bütün adımların önümüzdeki dönemde ayaklarına dolanması kaçınılmaz.
1 Kasım seçim sonuçları, karşıt çıkarlara sahip olan siyasal güçler arasındaki mücadelede önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmek için haklı olmanın, doğruları ve gerçekleri savunmanın yeterli olmadığını bir kez daha gösterdi. Haklı olduğuna inananların, yaşamın her alanında örgütlenip somut hedefler doğrultusunda ortak mücadeleyi örmedikçe güçlü olmasının ve gerçek bir alternatif haline gelmesi sağlanmadıkça ortaya çıkan tabloyu değiştirmek mümkün görünmüyor.
Yıllardır benzer koşullar altında inatla ve kararlılıkla sürdürülen mücadelelerin her seçim döneminde olduğu gibi “sağ” ya da “sol” şeklindeki kutuplaşma ya da saflaşmanın bir tarafına sıkıştırılmasına karşı çıkmadıkça ve mevcut koşullarda sınıfsal temelli bir ayrışma yaratılması için seferber olmadıkça daha çok seçim sonucu yorumlar, neden böyle oldu sorusuna daha çok yanıt ararız.
05. 11. 2015 – EVRENSEL