NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN: PANOSUZ DEMOKRASİ (26. 10. 2015)

194

Ankara katliamı sonrası sendikaların anma etkinliklerini engelleyen devlet otoritesi, Eğitim Sen’in okullarda hazırladığı anma panolarından da rahatsız.

Sendikanın yaptığı açıklamaya göre; kütüphane açılışı için Akşemseddin İlkokuluna gelen Küçükçekmece kaymakamı daha sonra okul müdürünü arayarak Eğitim Sen’in anma panosundan duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor. Okul müdürünün “Neden rahatsız oldunuz” diye sormasına karşılık da, ilçe milli eğitim müdürü ve ilçe emniyet müdürüyle beraber okulu ziyaret edeceklerinin bilinmesine rağmen panonun neden kaldırılmadığını soruyor. Okulda inceleme başlatacağını söyleyerek, Eğitim Sen’in Akşemseddin İlkokulu işyeri temsilcisinin adını istiyor.
Kaymakamın bu telefonu; hem kamu gücünü kullanarak sendikal faaliyeti engelleme hem de yasal güvence altındaki işyeri sendika temsilcisine açıkça gözdağı verme çabası. Bırakın uluslararası normları, onların çok gerisindeki ulusal mevzuat açısından bile suç. Ama daha da önemlisi; “Geleceğimizi bildiğiniz halde nasıl kaldırmazsınız” sorusu.

Bu soru; iktidarın 13 yıldır her türlü baskı ve dayatmayla sürdürdüğü sendikasızlaştırma politikasının, nasıl olup da hala daha beklenen otokontrolü sağlamamış olmasından duyulan şaşkınlığın ifadesi.

Kaymakamın telefonunun ardından Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürü de harekete geçiyor ve okullara “sendikaların üyelerinin özlük hakları dışında siyasi içerikli faaliyetlerde bulunması, açıklama yapması, yazı- afiş yayımlaması hukuken mümkün değildir” diyen bir yazı gönderiyor. Beklenen hususlara dikkat edilmemesi halinde ise sendika temsilcileri ile beraber okul- kurum müdürlerinin de birinci dereceden sorumlu tutulacağını belirtiyor. Yani açıkça kurum müdürlerini sendikal faaliyeti engellemeye zorluyor.
Sendikal mücadeleyi siyaset alanı dışında tutma çabasının başlıca nedeni; siyasetin tümüyle egemen sınıf çıkarları doğrultusunda biçimlenmesini güvence altına almak. Nitekim siyasetin, hükümet politikalarına destek vermek için patronlarla beraber eylem yapan sendikalara değil de, muhalif sendikalara “yasak” edilmesinin sebebi de bu.
Kaldı ki; sendikaların barış talebi ve bu konuda sürdürdüğü mücadele ne kadar siyasi içerikli ise, kolektif nitelikli bir dayanışma hakkı olan barış hakkını sendikal faaliyet dışında saymak da aynı ölçüde siyasi içerikli.
Hukuka aykırı olan ise sendikaların hak talebi değil. Devletin bunu engelleme gayreti. çünkü evrensel hukuk, devletleri, hem sendikal hakların hem de barış hakkının korunması bir yana en ileri seviyede sağlanması ve geliştirilmesinden de sorumlu tutuyor.
26. 10. 2015 – EVRENSEL