MİNE SÖĞÜT: GÖZDAĞI SİZİN Mİ, YOKSA LENS Mİ’ (02. 10. 2015)

179

Resmen kabadayılıkla yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Eskiden Kasımpaşalılıkla övünenler palazlanıp anca mafya babası olurlardı.
Artık cumhurbaşkanı bile oluyorlar.
Kasımpaşalılığın temsil ettiği kabadayılık mahallesinden çıktı, devletin tepesine yerleşti.
Şimdi de doğal olarak oradan sokaklara sirayet ediyor.
Ortada hem dünya politikalarını hem de yerel politikaları, ona buna dayılanarak sürdürmeyi marifet sayan kontrolsüz bir güç var.
Bu güç, yardakçılarına fazla cesaret verdi.
Ama iktidar yanlıları tarafından tehdit edildiği için koruma isteyen muhalif bir gazeteciye koruma vermedi.
önüne gelenin gazetecileri tehdit etme cüreti, iktidarın bir madalyon gibi göğsünde taşıdığı bu küstah tavrından besleniyor.
İktidar, kürsüden duydukları her şeye inanan ve işaret edilen düşmanı hemen hedefine alan yığınla tehlikeli insana güvenerek esip gürlüyor.
Galeyana getirdiği kalabalıkları, demokrasinin yıkıntıları arasında direnmeye çalışanlara hunharca saldırmaya teşvik ediyor.
İktidar. . .
Herkes sussun bir kendisi konuşsun istiyor.
İşte biz buna faşizm diyoruz.
Sinek gibi ezmeler, merhamet etmeler, evlerinin önüne gitmeler derken. . .
Sokaklar artık kendi dilini buldu.
Bundan sonra hayat kıran kırana. . .
Gücü gücüne yetene. . .
Küfür kıyamet. . .
Cam pencere indirerek. . .
Tekme tokat girişerek. . .
Tepede can havliyle saldırganlaşan bir iktidar; eteklerinde onun adına kendini ortaya atan saldırganlar. . .
Kaybettikçe öfkelenen ve ona buna efelene efelene ülkeyi yönetenler kükredikçe, muhalif gazetecilerin, normaldir işgüzarlar tarafından yolu da kesilir, kaburgaları da kırılır.
Yarın bakarsınız bir diğerinin gözü çıkarılmış.
öbür gün bir başkasının dili koparılmış.
Eskiden “karanlık” iktidarlar adına “karanlık” güçler gazetecileri gizli gizli tehdit ederdi.
Artık bu işi mevcut iktidarlar adına gönüllü politikacılar, gönüllü gazeteciler açık açık yapıyor.
Doğru bildiğini söylemekte direnenlerin bu ülkede can güvenliği hiçbir zaman yoktu.
Artık “hiç” yok.
Ama âdettendir; onlar gözdağı verirler.
Siz almazsınız.
Olur biter.
O tehditleri savuranlar, bu meselede istedikleri kadar masum olsunlar, bir gazeteciye saldırıp kaburgalarını kıranları kınasınlar, ortalara çıkıp “Bizim şiddetle işimiz olmaz” desinler, geçmiş olsun dilekleri göndersinler. . .
Nafile.
Adama sorarlar:
“Gözdağı sizin mi, yoksa lens mi?”
02. 10. 2015 – CUMHURİYET