NİLAY ETİLER: AVRUPA’YA TAZE KAN (29. 09. 2015)

192

Suriyeli “sığınmacılar” Edirne sınırına dayanmış, otobüslerle hatta yürüyerek her çeşit yolu kullanarak gelmişler. Yunanistan’a, oradan da göçmen alacağını ilan eden Avrupa ülkelerine gitmek için mücadele veriyorlar.

Bir kısmı Suriyeli, Hırvatistan sınırına kadar gidebilmiş.
çoğu, Ege Denizi’nde kırık dökük takalarla karşı kıyıya geçmeyi deniyor, ölüm pahasına bu şanslarını kullanıyorlar.

Suriyelileri götüren teknelerde Afganlar olduğunu öğreniyoruz, hayret ediyoruz.
Diğer yandan Fas’tan Cezayir’den yine salkım saçak
insanları taşıyan tekneler İtalya kıyılarına gitmeye çalışıyor.

ABD – Meksika sınırına kilometrelerce tel yapmışlar. çünkü Meksikalılar ABD’ye geçmek istiyor.

Bir de az gelişmiş ülkelerin okumuş çocukları var, Kanada’da ABD’de Avrupa’da yeni yaşam fırsatları arıyor.

Kısaca, öteki dünyadan insanlar “merkez kapitalist dünya”ya akın ediyor.

Bundan 500 yıl öncesine gidelim. Dünyanın bilinmeyen yerlerinin keşfedildiği, madenlerinin yağmalandığı, insanlarının köleleştirildiği zamanlara. . .
Her bir ülkenin diğer bir ülkenin sömürgesi olduğu zamanlara. . .
Dünyanın kabaca ikiye ayrılıp, bir kısmının diğer kısmının “kalkınma”sı için nasıl
kullanıldığını hatırlayalım.

Bu kez dönelim 300 yıl öncesine. . .
Amerika kıtası keşfedilmiş, ele geçirilen ganimetler paylaşılmış, yerlilerin bir kısmı katledilmiş, kalanlar köleleştirilmiş. El konulan geniş topraklar pay edilmiş ancak ekip biçecek insan sayısı az.

Afrika’dan avlanıp yakalanan insanlar, gemilere doldurulmuş. Hayvandan daha değerli olmayan Kunta Kinte’ler, geniş toprakları ekip biçmek için Amerika kıtasına götürülüp köle yapılmış. Yüzyıllarca da insan haklarından mahrum, kölelik yapmışlar.
Aradan geçen bunca zamanda ne değişti diye bakıyoruz. Dünya üzerinde bu eşitsizlikler yüzyıllardır sürüp gidiyor.
2000’lerin dünyasına geldiğimizde, Afrika, “Kara Afrika” olarak anılıyor. Ortadoğu, her zaman kan gölüdür. Güney Asya, açlıktan ölen çocukların coğrafyasıdır. Güney Amerika, hâlâ yoksulluğun kıtasıdır.

Modern dünyanın yaptığı dört başı mamur kurallar, Milenyum Hedefleri vs. bu coğrafyalar için durumu değiştirmiyor. Süslü adları olan uluslararası programlarla ya da sosyal sorumluluk projelerinde konu olmaktan öte gidemiyor. Eşitsizlik baki kalıyor. Yüzyılların eşitsizliği üzerine oturmuş bir düzen var artık. Daha da ötesi bu düzen, eşitsizlikten beslenir, eşitsizliğin bitmesini değil sürdürülmesini ister.
Ortadoğu’da yerlerinden yurtlarından edilen milyonlarca insandan hiç biri bu savaştan sorumlu değildir. Savaşın sorumlusu o bölgeyi kendilerine göre düzenlemeye çalışan merkez kapitalist ülkelerdir. Aynı ülkeler sebep oldukları bu duruma karşı “göçmen krizi” diyebiliyor! Oysa bu krizin kaynağı doğrudan sizsiniz!
Aylan Kurdi kıyıya vuran ilk çocuk cesedi miydi? Bu korkunç manzara üzerine Avrupa’da yürekler yumuşadı ve Avrupa bu insanlık dramına karınca kararınca katkıda bulunmak istedi. Şimdi bazı Avrupa ülkeleri almayı planladıkları mülteci sayılarını açıklıyor. öyle mi?

Oysa Avrupa ülkelerinde yaşlanma nedeniyle genç iş gücü azalıyor. Hem de eğitim düzeyinin yüksek olmasından dolayı, vasıfsız işlerde çalışan bulunamıyor.
Ve bir şekilde Avrupa’ya kapağı atanlar vasıfsız, ucuz iş gücü olarak Avrupa’nın yeni köleleri olacak. , canlarını kurtardıkları için. Kalanlar ise ölüm, açlık ve sefaletle hayatta kalmaya çalışacak.

29. 09. 2015 – EVRENSEL