MİNE SÖĞÜT: SELFİE CANDIR (18. 09. 2015)

178

Cumhurbaşkanı, kendisinin asker cenazesi önünde selfie çekerken montajlandığı kapağı nedeniyle polis baskınına uğrayan ve dağıtımı yasaklanan Nokta dergisinden bahsederken parlamış.
“Hayatımda selfie yapmış değilim”
demiş.
“Bazı insanlar bunu yapabilir, ben yapmıyorum”
demiş.
Belki de sorun budur bayım; belki de şimdi artık bir selfie yapmanızın tam zamanıdır.
Hiç korkmayın, selfie candır.
Bence cebinizdeki telefonu elinize alın kolunuzun uzunluğu selfie için büyük avantaj onu uzatabildiğiniz kadar uzağa uzatın, kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın ve kararlılıkla tuşa basın.
Bu arada yan gözle de arkanıza bakın.
Şehit tabutu gerçekten var mı yok mu mesela; bir de kendiniz anlayın.

Ya da küçük mülteci bir bebeğin cesedi hâlâ yüzükoyun yatıyor mu kıyılarda.

Bombalar, havan topları, cesedi sokaklarda kalmış yaşlı bir amca, kolu kopmuş bir çocuk, ağlamaktan kaskatı kesilmiş şehit anneleri de olabilir.
Camı çerçevesi kırılmış gazete binaları, tehditle sindirilmeye çalışılan medya çalışanları, TIR’lar, silahlar falan. . .
Belki gizli pazarlıklar görürsünüz.
Hesaplar uçuşuyordur arkanızda, neden olmasın!
Gizli kayıtlar, şantajlar, anlaşmalar, bozuşmalar, kaçışmalar falan mesela.
Yan gözle bir bakın arkanıza; bunlar varsa kadraj değiştirin hemen.
Kendi fonunuzu kendiniz seçebilirsiniz; selfie’nin en avantajlı yanı budur.
Muhtarları alın arkanıza; ya da ailenizi; ya da yandaş gazeteciler dursun arkada.

Bir kutsal kitap da olabilir; ya da kutsal bir mekân. . .
Şatafatlı bir saray yerleştirin mesela fona; daha önce yapmadığınız şey değil.
Sonra birtakım uygulamalar var o telefonlarda, belli ki onlardan da bihabersiniz.
Mesela beğenmediğiniz görüntüyü netlikten çıkarıp flulaştırabilirsiniz.
İstediğiniz renkleri patlatıp, istediklerinizi soluklaştırabilirsiniz.
Bunlar hep gerçek hayatta ustası olduğunuz şeyler, fotoğrafta da eminim kısa zamanda ilerlersiniz.
çok selfie çekmiş deneyimli biri olarak size bir de sır vereyim.
O an aslında arkanızda ne olduğunun zerre kadar önemi yok.
Selfie’de mühim olan bir tek sizsiniz.
Selfie çekerken arkanızdakileri külliyen unutuyorsunuz.
Belki küçük bir kadraj ayarlaması yapıyorsunuz ama o kadrajda neler olup bittiğiyle aslen hiç ilgilenmiyorsunuz.
Selfie’cinin aklı baştan ayağa kendinde.
Kendinize başkalarının gözüyle değil kendi gözünüzle bakıyorsunuz.
Kendinizden anca kolunuzun uzandığı yere kadar uzaklaşabiliyorsunuz.
Doğru açıyla mümkün açının peşine düşüyorsunuz.
Onların kesişmesindeki mükemmelliği yakalıyorsunuz.
Sonra titreyen parmaklarınızla telefonun fotoğraf tuşuna basıyorsunuz.
O anda valla dünya bir yana siz bir yana. . .
çok kolay aslında selfie çekmek; sanırım ülke yönetmeye benziyor. . .
Sadece kendinizi düşüneceksiniz ve
“Benden sonra tufan”
diyeceksiniz, olup bitecek. Ama içinizden.
Dışınızdan
“Chesee”
ya da
“üç yüz otuz üç”
demeniz daha doğru.
Zor olan selfie çekmek değil, çektiğiniz selfie’yle yüzleşmek.
Selfie bir yandan da tuhaf bir yalnızlık demek.
Arkanıza kalabalıkları da alsanız bir; çölün ortasında tek başına dursanız da bir.
Yalnızlığının dibi selfie.
Başkasının değil kendi gözünüzün içine bakıyorsunuz ve arkanızda mahşeri bir kalabalık bile olsa nihayetinde kendi kendinizle yüzleşiyorsunuz.
Günahlar veballer hep boynunuza boynunuza geliyor.
Bilmiyorum, ülke yönetirken de aynısı oluyor mu?
Neyse.
Bu arada selfie çubuğu diye bir şey de var ama ona burada hiç girmeyeceğim.
18. 09. 2015 – CUMHURİYET