NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN: HANGİ GÜVENLİK (14. 08. 2015)

199

Geçici hükümet gerek sürdürdüğü operasyonlar gerekse hız kesmeyen sınıf politikalarıyla işçi ve emekçiler üzerinde kalıcı tahribatlar yaratmaya devam ediyor. 13 yıllık iktidarında yaklaşık 16 bin iş cinayetine seyirci kalan, grev yasakları ve sendikasızlaştırma bakımından 12 Eylül koşullarıyla yarışan AKP Hükümetinin yürüttüğü her nevi “güvenlik” politikası işçi sınıfını tehdit etmeyi sürdürüyor.
Devam eden operasyonlar kapsamında özellikle Kürt işçiler kimi zaman, Hakkari’de olduğu gibi, devlet şiddetinin doğrudan hedefinde yer alıyor, kimi zaman ise gücünü ve cesaretini sürdürülen güvenlikçi politikalardan alan ırkçı saldırılara maruz kalıyor.
AKP’nin Meclis grubu terör olaylarını araştırmayı reddetti. Bununla beraber geçici AKP hükümetinin terör operasyonları hız kesmiyor. Bu çerçevede araçsallaştırılan güvenlik tehdidi; temel hak ve hürriyetlerin gerekçesiz askıya alınması, muhalif medyanın susturulması ve toplumsal muhalefetin her cephesini sindirmenin başlıca argümanı olarak kullanılıyor. çatışmasızlık dönemindeki kamu düzeni “ihtiyacı”nın “makul şüpheli”si durumundaki muhalif işçiler artık potansiyel “terörist” adayları. Milli güvenliği tesis etmek için uygulanan grev yasakları ise yerini yüzüstü yatırılıp elleri arkadan kelepçelenen işçilere bırakmış durumda.
Ancak AKP’nin güvenlik politikalarından işçi sınıfının payına düşen bu kadarla da sınırlı değil. “özgürlük- güvenlik dengesi” diyerek tüm hak ve özgürlükleri kolaylıkla askıya alabilen, demokrasinin en sığ, biçimsel niteliklerini bile ortadan kaldırabilen, toplumdaki hukuk algısını “şeyhimin Cumhurbaşkanına selamı var” düzeyine indiren AKP iktidarı söz konusu üretim- güvenlik dengesi olunca ise meselenin güvenlik tarafını bütünüyle yok sayabiliyor. İşte buna da devletin sınıf karakteri diyoruz.
Geçici hükümetin madenlerde güvenli biçimde sertifikalandırılmış techizat kullanımı zorunluluğunu erteleyen bakanlar kurulu kararı bunun bir yansımasıdır. Bu çerçevede Soma sonrası işçilerin can güvenliği bulunmadığı gerekçesiyle kapatılan birçok maden hiçbir iyileştirme yapılmaksızın açılacak ve üretime devam edecektir.
Kömür madenleri için patronların talebiyle alınan bu kararın, sermaye örgütlerinin hükümetin savaş politikalarına topyekün destek vermesinin ardından çıkmış olması da ayrıca dikkat çekicidir.
İş güvenliği konusunda geçici hükümetin aldığı bu karar bir kez daha göstermektedir ki; AKP’nin dengesi kendinden menkul “güvenlik” anlayışı aynı zamanda işçi ölümlerine davetiye çıkartan sınıfsal bir reflekstir. Buna karşılık halkın güvenliğinin ve barışın başlıca teminatı ise işçilerin birliğidir.
14. 08. 2015 – EVRENSEL