KAMİL TEKİN SÜREK: GECİKMİŞ ADALET (13. 08. 2015)

169

Gecikmiş adalet, adalet değildir. Bu çok bilinen söz Anayasa Mahkemesi’nin grev ertelemesi ile ilgili son kararında yeniden gündemimize girdi.
Neydi olay? Kısaca hatırlayalım. Cumhuriyet Gazetesi olayı şöyle özetlemiş.
“Geçtiğimiz sene Haziran ayında Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A. Ş (ŞİŞECAM) ile Kristal-İş Sendikası arasında yapılan 24. dönem toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamamış, sendika, Şişecam’a bağlı 10 fabrikada grev kararı almıştı. Bunun üzerine sendika 23-27 Haziran arasında greve gitmişti.
Bir hafta sonra Bakanlar Kurulu’nun ‘genel sağlığı bozduğu ve milli güvenliği tehdit ettiği’ gerekçesiyle grev, 60 gün süreyle ertelenmişti. Sendikanın, kararın yürütmesinin durdurulması ile ilgili açtığı dava ise Danıştay tarafından reddedilmişti. Sendika, bunun üzerine grev hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. “
Anayasa Mahkemesi, grevin ertelenmesi kararını bir hak ihlali saydı. Erteleme kararının haklı bir gerekçesinin olmamasını gerekçe gösteren AYM, sendika ve grev hakkının ihlal edildiği sonucuna vardı.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı kimseyi şaşırtmamıştır herhalde. Daha Bakanlar Kurulu kararı açıklandığında herkes bu kararın Anayasa’ya İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne ve ILO kurallarına aykırı olduğunu biliyordu. Hatta, bu kararı veren Bakanlar Kurulu da…
öyleyse, neden böyle bir karar alında? Neden, bu kararı Danıştay iptal etmedi?
çünkü, ülkemizde hukuk yok. Bakanlar Kurulu karar alırken Danıştay’ın kararı iptal etmeyeceğini biliyordu. Danıştay, karar hukuka aykırı olmasına rağmen hukuku hiçe sayarak kararı iptal etmemişti.
Peki, Anayasa Mahkemesi neden böyle bir karar verdi?
Daha önce birkaç kez yazmıştık. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruları kabul etme uygulaması AİHM’ne yapılan onbinlerce başvuruyu engellemek içindi. AİHM’ne yönelen seli AYM barajı ile durdurmaya çalıştılar. Bunda başarılı da oldular. AİHM’ne yapılan başvurularda büyük bir azalma oldu. Böylece hem uluslararası alanda prestij kaybı bir nebze önleniyordu, hem de verilen tazminatların bir kısmından devlet kurtuluyordu ve son olarak
AİHM’de kabul edilebilecek davaların bir kısmı AYM tarafından ret edilerek başvuran yoruluyor, vazgeçirilmeye çalışılıyor, ısrarlı ise de en azından 4-5 sene kazanılıyordu. Bu arada, “hamamın namusunu kurtarmak” babında, AİHM tarafından hak ihlali sayılacak/sayılan bazı konularda da AİHM gibi kararlar veriliyordu. İşte, grev erteleme kararı da böyle bir karar. AİHM’ne gitse yüzde yüz kazanılacak bir dava daha hafif hasarla AYM tarafından atlatılmış oldu.
Şimdi ne olacak? Bundan sonra Danıştay’ın Kristal-İş, Birleşik Metal-İş vb grevlerini erteleme kararlarını iptal davalarını ret etmemesi gerekir. Aslında, Bakanlar Kurulu’nun da böyle erteleme kararları vermemesi gerekir. Fakat, ben eminim ki Bakanlar Kurulu yine erteleme kararları verecek. Danıştay, yine iptal davalarını ret etmeye çalışacak. Ret edemez ise, karar sürecini uzattıkça uzatacak. AYM kararını üç ertelemeden birine uygularsa, ikisine uygulamayacak.
Nereden mi biliyorum? AİHM ve AYM kararlarının geçmişteki etkisinden.
13. 08. 2015 – EVRENSEL