NİLAY ETİLER: BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ (28. 07. 2015)

189

2015’in Temmuz ayının son günleri. Türkiye’de savaş var.
Suruç’ta onlarca gencin bedenlerini paramparça eden, 31 kişinin katledildiği saldırının ardından ortalık toz duman oldu.
Herkesin hemfikir olduğu bir şey var: 7 Haziran seçimlerini sindiremeyen, oyunu bozulan bir AKP var. Teröre açtığı savaşın kendisine oy getirmesinden medet umuyor, erken seçim hazırlığı yapıyor.
Başka sorular var yanıtlanması gereken.
Suruç saldırısı ile ilgili CHP raporunda da belirtildiği gibi, basın açıklaması sırasında sivil ya da resmi hiçbir polis olmaması son derece kuşku verici bir durumdur. Hepimizin bildiği gibi, basın açıklamalarında bazen açıklamayı yapanlardan daha fazla sayıda polis olur, polis kamerası olur, bazen keskin nişancılar bile olur. Sıkça bahsedildiği gibi demek ki “istihbarat zafiyeti” yok, tam tersine güçlü bir istihbarat var.
Suruç katliamı ve ardından gelen saldırı ve ölümler sonucunda, Hükümet terörle mücadele programı uygulamaya başladı. Medyanın vatandaşa aktardıklarına göre, yurdun dört bir yanında operasyonlar sürüyor, Suriye ve Irak’taki IŞİD ve PKK hedefleri vuruluyor. Konuyu başka kanallardan da takip edenler bunun böyle olmadığını biliyor ama her akşam televizyonun karşısında haberleri seyreden bir vatandaşın aldığı bilgi bu. Hükümetimizin yılanın başını ezdiği mesajı veriyor.
Madem Hükümet IŞİD ile mücadelede bu kadar kararlı, MİT TIR’larını durduran savcıların casusluktan yargılanması konusu ne olacak? Bu da yanıtlanması beklenen sorulardan biri.
Diğeri ise: bugüne kadar bine yakın gözaltı yapıldı. Bunların kaç tanesi IŞİD’li? üç gün boyunca havuz medyasında Ebu Hanzala ve eşinin gözaltına alınışı görüntüleri döndü. Peki başka kimler alındı, kaç kişi alındı? Basında hangi örgütten kaç kişinin gözaltına alındığı bilgisinin verilmediği dikkat çekiyor. İl temelinde haberlerde anlıyoruz ki, çoğu PKK operasyonu kapsamında gözaltına alınmalar.
Kampların bombalanmasına gelince, TSK, PKK hedeflerini, IŞİD hedeflerini ise koalisyon güçleri vuruyor.
Yani, bugüne kadar IŞİD’e toz kondurmayan AKP yine aynı tavrını sürdürüyor. Ama ahlaksızca ulusal ve uluslararası kamuoyunu “Terörle mücadele ediyorum” diye kandırıyor, aldatıyor.
Bu manzara karşısında vakit, herkesin, sıradan insanların, koşulsuz barış talep etmesi vaktidir. Sivil toplumun savaş karşıtlığı, barış ekseninde birleşmesi gerekir. Her ne kadar sivil toplumu sindirmek için demokratik kitle örgütlerine, sendikalara hukuksuz operasyonlar düzenliyor olsa da, bunun araçlarını yaratmak hâlâ mümkün.
Kentlerde, mahallelerde barış girişimleri kurulmalı, farklı siyasi görüşlere sahip olsa da herkesin barışa sahip çıkmasına olanak tanıyacak, vicdanı olan herkesi kapsayacak birliktelikler oluşmalıdır. Suruç Katliamı’nın ertesinde sokaklara dökülenler, barış paydasında bu birlikteliğin insanlarıdır.
Savaşın ne haklısı ne haksızı vardır. Ne de kazananı!
Bir Kızılderili atasözünün dediği gibi: Beyaz adam savaşı kazandı ama barışı kaybetti.
Barışı kaybetmeyelim.
28. 07. 2015 – EVRENSEL