NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN; İŞSİZLİK RAKAMLARI NE GÖSTERİYOR (17. 07. 2015)

179

TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre 15 yaş ve üzerindekiler için işsizlik yüzde 9,6 düzeyinde gerçekleşirken tarım dışı işsizlik ise yüzde 11, 6’ya yükselmiş.
DİSK-AR tarafından açıklanan geniş tanımlı işsizlik rakamlarına göre ise bu oranlar çok daha yüksek. Buna göre işe başlamaya hazır olduğu halde işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 16’ya, eksik ve yetersiz istihdam edilenler de ilave edildiğinde ise yüzde 19,3’e çıkıyor.

Kadınlar açısından bakıldığında ise resmi olarak yüzde 11,5 düzeyinde gerçekleşen işsizlik oranı tarım dışında yüzde 15,9. DİSK- AR’ın açıkladığı geniş tanımlı işsizlik oranı ise kadınlar için yüzde 22,7. Ancak 14- 24 yaş arasındaki genç kadınlar için işsizlik oranı TÜİK’in ortaya koyduğu resmi rakamlara göre bile yüzde 20,5. Geniş tanımlı işsizlik söz konusu olduğunda bu oran yüzde 32’ye yükseliyor. TÜİK verilerine göre kadınların işgücüne katılma oranı geçen yılın aynı dönemine göre artmış olmakla beraber yüzde 31,4 düzeyinde.

Hazırlanan birçok akademik rapor Türkiye’deki işgücüne katılım oranının istenilen düzeye ulaşamamasının nedeni olarak kadın katılımının düşüklüğüne işaret ediyor. Oysa bu bir “neden” değil. Devletin “sosyal politika” adı altında sürdürdüğü kadın emeğini ve kimliğini görünmez kılmaya yönelik toplumsal cinsiyetçi politikaların doğrudan bir sonucu. Bir yandan kadınlara dört duvar arasında kalmaları koşuluyla verilen yardımlar işgücüne katılmamayı teşvik ederken, diğer yandan 1929 buhranındaki işsizlik düzeylerine ulaşan kadın işsizliği kadın emeğinin görünür hale gelmesini her gün daha fazla engelliyor. Devlete kamusal bakım hizmetlerinin maliyetine katlanmak yerine ev içinde ucuza kadın çalıştırma olanağı veren bu politikalar, gerçekte Türkiye’nin yüz yüze olduğu işsizlik krizinin büyüklüğünü saklayabilme imkanı da yaratıyor. Kadınların işgücüne katılımı baskılanabildiği ölçüde istihdam yaratma olanaklarının ne kadar kısıtlı olduğunu gizleyebilmek kolaylaşıyor.

Başta nüfus ve eğitim politikaları olmak üzere sürdürülen sosyal politikaların iflası anlamına gelen bir başka veri de genç işsizliği. “Fırsat penceresi” tezlerine dayandırılan 3 çocuk politikası ve anneliği teşvik paketleri hala gündemdeyken TÜİK’in açıkladığı genç işsizliği oranı yüzde 17. DİSK-AR’a göre ise geniş tanımlı işsizlik bakımından bu oran yüzde 26. Üstelik de yeni işsizlerin yarısı üniversite mezunu.

Yani ayrıntısı ihtilaf konusu olsa da paralı olacağında mutabık kalınan rekabetçi eğitim sistemi, çocukları depresyona sokan TEOG kabusu ve her mahalleye bir üniversite projeleri sonucunda işsizler içindeki eğitimlilerin payı giderek artıyor.

Son olarak işsizlik rakamlarının ortaya koyduğu belki de en önemli sonuç; işsizliği ortadan kaldırma bahanesiyle dayatılan geçici/güvencesiz istihdam politikalarının iflası. çünkü işsizler arasındaki en ağırlıklı kesimi geçici bir işte çalışıp iş bittiği için işsiz kalanlar oluşturuyor. Yani esneklik stratejisi iddia edildiği gibi işsizliği azaltmıyor. Bilakis işsiz kalmayı ya da işten atılmayı kolaylaştırıyor.
17. 07. 2015 – EVRENSEL