DR. MURAT ÖZVERİ: İŞÇİSİ DİRENİŞTE FORD, RENAULT, TOFAŞ, TÜRK TRAKTÖR’ İHRACAT ŞAMPİYONU (15. 07. 2015)

175

Türkiye İhracatçılar Meclisi, 2014 yılında ihracat şampiyonu olan, kârlarını büyütüp zenginleşen firmaları açıkladı.
TüPRAŞ, Ford , Oyak Renault, Vestel Ticaret, Kibar, Arçelik, TOFAŞ, Toyota Otomotiv, Habaş, Bosch ilk ona giren firmalar.
Açıklamanın yapıldığı gün, ürettiklerini yurt dışı pazarlarda satıp kârına kâr katarak ihraç şampiyonu olan bu ilk 10 fabrikadan 4’ünde, haklarını alamayan işçiler direnişteydi.
Metal sektöründe işçi eylemlerinin ilk başladığı yer olan Renault, 3 milyar 20 milyon dolarlık ihracat ile listenin üçüncü sırasında yer aldı.
Renault’dan sonra işçilerin iş bıraktığı Ford, 3 milyar 465 milyon dolar ihracat ile ikinci oldu. İşçilerin eyleme çıktığı TOFAŞ, bir milyar 916 milyon dolarlık ihracatı ile 7. ‘liği elde etti. Türk Traktör 26. ,
Arçelik LG 190. , Enpay 264. , çoşkunöz 433. sırada yer aldılar.
Bu firmalar kendi sektörlerindeki sıralamada ise ilk 10’un içerisinde yer aldılar. Otomotiv sektöründe Ford, en çok kazanan birinci firma oldu.
Aynı sektörde Renault 2. , TOFAŞ 3. oldu.
Türk Traktör kendi traktör sektöründe 1. oldu, Arçelik LG ise sektöründe 3. oldu.


Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden yararlanarak hazırlanmıştır. (http://www. tim.org. tr İn. T. 11. 07. 2015)
ülkenin ihracat şampiyonu olmuş, kârını sürekli büyüten işyerlerinde, işverenle iş birliği içerisinde olan sendika ortaklığı ile yoksullaşan işçiler işten atılmayı göze alarak topluca işi bıraktılar.
ülkenin siyasileri, ülkenin ekonomistleri, ülkenin hukukçuları, ülkenin sendikacıları bu işçiler ne istiyor diye soracaklarına, herkes sıraya girmiş işçilere olmazı gösteriyorlar. İşçiler yasa dışı grev yapmakla suçlanıp, yasa dışı grevin sonuçlarıyla tehdit ediliyor.
Nasıl olsa, hükümet grev ertelemesi adı altında grev yasaklarıyla işverenlerin arkalarında.
Eğer hükümet, hukuku ve devletin zor gücünü sadece işverenler için devreye sokuyorsa, işçilerin örgütlenme hakkını tanımıyorsa, özgür toplu pazarlık hakkı yoksa böyle bir siyasal sisteme demokrasi denilemeyeceği anımsanmalıdır.
İşçilere olmazları değil, olması gerekeni önermek, özgür toplu pazarlık düzenini işçilerle birlikte yeniden oluşturmak ise olanaklıdır.
Anayasa’nın 90. maddesine göre; usulüne uygun onaylanmış uluslararası sözleşmelerle iç hukuk çatıştığında uygulanması gereken hukuk uluslararası hukuktur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre de (AİHM) uluslararası sözleşmeleri somutlayan, uluslararası sözleşmelere göre kurulmuş denetim organlarının içtihat niteliğindeki kararları da bağlayıcıdır. Bu kararlar, işverenden bağımsız olmayan, işverenle organik bağ içerisindeki bir sendika hukuki ve sosyolojik anlamda sendika değildir demektedir.
İşverenden bağımsız olmadığı kanıtlanan sendikaya sendika denilemeyeceğine göre, bu sendikanın imzaladığı toplu iş sözleşmesine toplu iş sözleşmesi denilemez.
Türk Metal Sendikasıyla işveren ve işveren sendikası MESS arasındaki organik bağ dikkate alındığında, yani bu sendikayı işverenin kurdurduğu herkesin malumuyken, işçilerin uymakla yükümlü oldukları bir toplusözleşmeden bahsetmek olanaklı değildir.
Uluslararası çalışma örgütü (ILO)
Sendika özgürlükleri Komitesi (SöK) kararına göre; ILO 98 sayılı Sözleşme’nin 4. maddesi uyarınca toplu pazarlık düzeyinin taraflara bırakılması ve taraflar dışında yasayla ve idarenin müdahalesiyle belirlenmemesi gerekir. Belirli bir düzeyde toplu pazarlık yasağı, örneğin iş kolu düzeyinde pazarlık yasağı, 98 sayılı Sözleşmeye aykırıdır. (ILO, 2006, paragraf, 988-991. )
Bu durumda örgütlenme haklarının yok edilmesine karşı direnen işçilere kulak verip, işçilerin temsilcileri ile, uluslararası hukuka uygun yeni toplu iş sözleşmeleri imzalamak tek gerçekçi çözümdür.
çok kazanmanın, çok kâr etmenin Türkiye’de ihracat şampiyonu olmanın, sektöründe lider olmak kadar net bir göstergesi herhalde yoktur. İşverenlere kârı kazandıran işçileri yok saymak, onların haklarına sırtını dönmek ise tam bir insafsızlıktır.
15. 07. 2015 – EVRENSEL