ERKAN AYDOĞANOĞLU: METAL DİRENİŞİNİN GÖSTERDİKLERİ (21. 05. 2015)

181

İşçilerin kendilerini en güçlü hissettikleri dönemler, kendilerinden çok üstün ve güçlü gördükleri patronlarına karşı, hakları ve talepleri için diğer işçilerle birlikte hareket ettikleri ve direnişe geçtikleri dönemlerdir. Günlerdir Bursa’da başta Renault ve TOFAŞ olmak üzere, otomobil fabrikalarında ve yan sanayinde çalışan 15 bine yakın işçi, son derece makul ve somut taleplerle kitlesel olarak direnişe geçtiler.
Aynı işi yapan metal işçileri arasındaki ücret düzeyi ve çalışma koşulları açısından yıllar içinde oluşan farklılıklar, son olarak 3 yıllık imzalanan sözleşme ile yeni bir boyut kazandı. Aynı sendikanın otomobil fabrikalarında imzaladığı sözleşme ile Bosch’ta imzaladığı sözleşme arasında saat ücreti başına 2 TL fark oluşması (aylık 500 TL), yıllardır bıçak kemikte çalışan binlerce işçinin içinde biriken öfkenin patlamasına neden oldu ve işçilerin tepkisi dalga dalga diğer fabrikalara yayılmaya başladı.
İşçilerin taleplerine kulak vermesi gereken sendikanın, patron sözcüsü gibi davranarak işçilerin tazminatsız işten atılma riskini hatırlatıp işçileri korkutarak sindirmek istemesi, yıllardır gözler önünde olan patron-sendika işbirliğinin üzerine tüy dikilmesinden başka bir şey değil.
15 bin metal işçisinin büyük bir cesaretle, kendi öz gücüne güvenerek direniş kararı alması, işçilerin içine itildikleri yoksulluğa, ekonomik kriz koşullarına ve patron-sendika tehditlerine rağmen kesinlikle şapka çıkarılması gereken bir durum.
ülkede neredeyse bütün ekonomik ve siyasal koşullar işçi sınıfının aleyhine olmasına rağmen Türkiye’nin her biri “ihracat devi” olan koca koca otomobil fabrikalarında çalışan ve görünürde sendikalı olan, fakat 1500 TL’ye mahkum edilen, muhtemelen her biri borç batağında olan metal işçilerinin günlerdir gösterdiği direniş, öyle herkesin kolay kolay cesaret edebileceği bir iş değil kesinlikle.
Normal koşullarda patronların “köleleri” olarak görülen işçileri güçlü yapan, daha doğrusu gerçek gücünü açığa çıkaran temel unsur birlikte hareket etme ve kolektif mücadele yeteneği ile kendi içlerinde gösterdikleri sınıf dayanışmasının düzeyidir. Tarih, büyük işçi direnişlerinin, işçilerin gözünde çoğu zaman “yenilmez” gibi görülen koca koca patronları nasıl hizaya getirdiğinin örnekleriyle doludur. Bu durum bir taraftan işçilerin sınıf kimliği kazanmasına ve sınıf bilincini geliştirmeye doğrudan etki ederken, diğer taraftan işçilerin taleplerinin gerçekleşmesi için daha fazla direnç göstermesini sağlar ve onlara gerçekte olduğundan çok daha fazla cesaret verir.

Sermaye ve onun çeşitli türden temsilcilerinin yıllardır güçlü bir toplumsal direnç olmaksızın “tıkır tıkır” sürdürdüğü sömürü düzenine yönelik bu güçlü direnişin yaygınlaşması işçi sınıfı ve onun örgütlü mücadelesi üzerindeki tahribatı tersine çevirebilecek olanakları da arttıracak olanakları içinde taşıyor. Metal işçilerinin direnişi ile somut dayanışma örnekleri gösterilmesi, işçilerin üç temel talebinin öne çıkarılması ve onları bölmeye yönelik girişimlerin boşa çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.
Metal işçilerinin bu haklı direnişi, farklı sektörlerde, işkollarında, özellikle işçi ve kamu emekçileri hareketiyle birleşerek ilerleyebildiği ölçüde güçlenebilir ve başarılı olabilir. Bu noktada sadece destek çağrıları yapmamak, direnişin olduğu bütün fabrikalar önünde diğer işkollarından işçilerin, kamu emekçilerinin yöneticileriyle, üyeleriyle, önlükleriyle direnişçi işçilerin yanında olması, onlara çıktıkları bu yolda yalnız olmadıklarını göstererek güç ve moral vermesi, birleşen işçilerin asla yenilmeyeceğinin dosta düşmana gösterilmesi açısından ayrı bir önem taşıyor.
21. 05. 2015 – EVRENSEL