BÜLENT FALAKAOĞLU: BÖYLE GELECEK OLUR MU’ (18. 05. 2015)

177

Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Bu vesileyle Türkiye İstatistik Kurumu bir veri yayınlamış.
‘İstatistiklerle Gençlik, 2014’ başlığını taşıyan çalışma gençliğin hiç de bayram yapacak halinin olmadığını ortaya koymuş.
O çalışmaya göre gençlerin gelecekten umudu azalmış.
15-24 arasındaki yaş grubundakiler genç kabul ediliyor. İnsanın hayata en toz pembe bakması gerektiği bu yaşlarda nasıl olur da geleceğe dair umut azalır?
Lakin hayatın gerçeklerine baktığımızda görüyoruz ki soru şekle dönüşüyor: Gençler nasıl umutlu olsunlar ki?
Soru neden değişti, hayata baktığımızda ne görüyoruz, rakamlar bize ne anlatıyor?
ATIL GENç NE DEMEK?
Ne yana baksak hayat bize gençliğin cendere içinde olduğunu ve bataklıkta yaşam kavgası verdiğini söylüyor.
İşsizlik batağı: Genç nüfus (15-24 yaş arasında) yaklaşık 12 milyon 800 bin. Bunların 3 milyon 200 bini işsiz. Her dört gençten biri işsiz. Giderek iş bulmak zorlaşıyor. Dünyanın dört bir yanında kapitalist sistemin yaşadığı krizden dolayı genç işsizlik artıyor.
Yok sayılma batağı: Bir de devletin işsiz saymadığı gençler var. Ne işte, ne stajda, ne de askerde. . .
1 milyon 150 bin genç bu durumda. Tembellik hakkını mı kullanmışlar, buhar mı olmuşlar yoksa hayatın bir kenarına mı itilmişler? Kimsenin umurunda değil!
İşsizleri ve bu gençleri topladığımızda sayı 4 milyon 350 bin ediyor. Ve küçük bir ülke nüfusu toplamını bulan bu kadar genç istatistiklere ‘atıl gençler’ olarak kaydediliyor.
Ucuz işçilik batağı: Türkiye’de ücret ortalaması 1000-1100 lira civarındayken genç işçilerde bu oran asgari ücret düzeyine iniyor. İlerleyen yıllarda da pek artmıyor. Türkiye’nin gözde sektörü olarak bilinen otomotivde bugünlerde yaşanan, dalga dalga yayılan işçi eylemleri de bize bu gerçeği anlatıyor. Eylemlerdeki taleplerden biri de genç işçilere verilen düşük ücret uygulamasının sona erdirilmesi. . .
Uyuşturucu batağı: İstanbul Adliyesi’nde, günde çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu 15 bonzai dosyası inceleniyor. Yasa dışı madde kullanım oranı gençlerde yüzde 3’e dayanmış durumda. Bu yüz binlerce genç demek. Uyuşturucu maddeyi ilk kez kullanma yaş ortalaması 14 olmuş.
Uzmanlar genel olarak uyuşturucuya yönelmenin pek çok nedeni olduğunu vurguladıktan sonra en görünür nedenleri şöyle sıralıyorlar: Maddi ve manevi yoksunluğa bağlı yetersizlik duygusu, hayatından memnun olmama, kabul görme, sevgisizlik. . .
Eğitimsizlik batağı: Orta eğitime gitme oranı yüzde 56. Yani sadece her iki gençten biri orta eğitime devam ediyor. Üniversiteye gitme oranı yüzde 18.
Her 10 gençten 1’i, ailesinin farklı sebeplerle okumasını istememesinden. . . Her 10 gençten 3’ü okul masraflarını karşılayamamaktan ve çalışmak zorunda olmaktan. . . Her 10 gençten 5’i ise okula ilgi (ki yüzde 60’ı yoksul ailelerinin çocukları) duymamaktan. . . Okula gitmiyor.
Şiddet batağı: Son 12 ay içerisinde eşinden ya da birlikte yaşadığı kişiden fiziksel şiddet gören kadın oranı yüzde 13,7’iken, bu oran genç kadınlarda yüzde 21,3’ü buluyor.
Tüm bunlara toplumsal şiddeti eklediğinizde hiç de iç açıcı bir tablo çıkmıyor ortaya.
Savaş batağı: Ortadoğu’da süren savaşlara giden gençlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Ortadoğu gibi kaynayan bir bölgeye komşu olmanın ötesinde birçok sosyal sebep gençleri savaşa itiyor. örneğin son dönem zenginleşen muhafazakar ailelerin çocuklarının, zenginleşirken manevi açıdan tatmin olamamaları sonucu oluşan boşluğu cihada katılmakla doldurma istekleri gibi. . .
BAYRAM MI DEDİNİZ!
Gençlerin ülke içinde seyahat edip etmedikleri ile ilgili araştırmadaki rakam çok çarpıcı: Gençlerin yüzde 52’si maddi imkansızlıktan dolayı seyahat edemiyor.
üniversiteyi bitirmek sonucu çok değiştirmiyor. Üniversitelilerin yüzde 10’u işsiz. Bitirdiği bölüme uygun iş yapma çok düşük. İŞKUR’un sitesine bakarsanız ne iş olsa yaparım diyen birçok üniversite mezunu görürsünüz. ‘Son ütücü olurum’ diyen yüksek lisans mezunu bile bulursunuz.
ülkede genç nüfus çok olmasına rağmen spor yapma, yaşadığı kentte spor komplekslerine sahip olma oranları çok düşük.
İşsiz olmak! Bulduğun işlerde ucuza kölece çalışmak hatta ölmek. Her yıl ortalama 1800 işçinin iş cinayetine kurban gittiği bu ülkede ölen işçilerin yüzde 5’i çocuk ve genç.
Spor ve Gençlik Bayramı mı dediniz?
Geçiniz!

ATIL OLMAK DEĞİL ATILMAK LAZIM!GENçLİĞİN durumu bir yazgıymış gibi sunuluyor. IMF ve Dünya Bankası yetkilileri geçmiş karşımıza diyor ki, yeni gerçek şu: Dünya ekonomisi uzun süre düşük tempoda seyredecek. Bu gerçeği kabullenelim.
Kimin gerçeği bu.
Neden gençlik kayıtlarınıza ‘atıl genç’ olarak geçmeyi kabul etsin. Türk Dil Kurumu ‘atıl’ kavramını şöyle tanımlıyor: Tembel, işsiz, aylak, etkisiz, işe yaramaz.
Gençlik mi böyle olmayı tercih etti?
Yoksa kurduğunuz sistem mi gençliği bataklığa itti?
İyi yaşamak için üretimi artırmanın gerekli olduğunu söylerken, yaşam kalitesini artırmayı hiç tartışmadığınızı. . .
üç kuruşa yerin dibine (madene) girmeyi istihdam diye pazarlarken asıl olanın yaşanılası bir ücret ve çalışma koşulu olduğu gerçeğinin üzerinden atladığınızı. . .
üreticilerin amacının kâr maksimizasyonu olduğunu, kârdan daha önemli şeylerin olabileceğini unutturduğunuzu. . .
Ve daha pek çok şeyi gençliğin belleğinden silmeye çalıştığınızı sorgulamadan geleceğe umutlu bakmak mümkün mü?
Kurtulmak için sorgulamak, atıl değil atılgan olmak lazım. Türk Dil Kurumu atılganlık için şu tanımı yapıyor; Yılmadan kendini tehlikeye veya güçlüklere atan, girişken.
Atılgan olmak lazım öyle değil mi?
18. 05. 2015 – EVRENSEL