ERKAN AYDOĞANOĞLU : AKP’NİN GÜCÜ, MÜCADELENİN YÖNÜ (12. 03. 2015)

174

Bir toplumda yaşayan bireylerin mevcut ekonomik-toplumsal sistemden ve onun yürütme organı olan hükümetten memnun olmasının önkoşulu, o an için geçerli olan ekonomik-toplumsal sistemin toplumun geniş kesimlerinin en temel ihtiyaçları ve beklentilerini az da olsa karşılayabilmesidir. kckheader

İktidar, en genel anlamıyla herhangi bir birey veya topluluğun başka birey veya topluluk üzerinde kendi istediklerini yapabilme veya yaptırabilme gücü olarak tanımlanıyor. Bir sınıfın ya da onun siyasal temsilcisinin gerçek anlamda iktidar olabilmesi, mevcut iktidarını sürdürebilmesi, toplumun büyük bölümünü politikaları ile memnun etmesine ve yaptıklarının doğru olduğuna inandırmasıyla mümkün.
Tarih boyunca egemen olmuş her sınıf, kendi çıkarlarını tüm toplumun yararınaymış gibi gösterebildiği oranda iktidarları koruyabildi. Sahip olduğu gücü, toplum üzerindeki etkilerini bu şekilde güvence altına alırken, özellikle toplumun örgütsüz kesimleri karşısındaki üstünlüğünü
ancak bu şekilde sürdürebildi.
Ekonomik ve toplumsal sorunların derinleşmesi, çalışma ve yaşam koşullarının ağırlaşması, işsizlik ve yoksulluğun belirgin bir şekilde artması gibi durumların geniş toplum kesimlerini etkilediği koşullarda bireylerin içinde bulunduğu koşulları sorgulaması, iktidarı eleştirmesi hatta bir şeyleri değiştirmek için harekete geçme ihtimali belirgin bir şekilde artar.
Karşıt çıkarlara sahip sınıflar arasındaki mücadelede önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmek için sadece haklı olmak, gerçekleri ve doğruları savunmanın yeterli olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye’de 2002’den bu yana yaşanan seçimler öncesinde yaşananlar ve seçim sonrasında ortaya çıkan tablo, bu tespitimizi doğruluyor. AKP’nin bugüne kadar elindeki gücü kullanarak geniş toplum kesimlerini istediği gibi yönlendirebilme olanaklarına sahip olması, karşısında halka, emekçilere dayanan güçlü bir muhalefet olmaması, her seçim sonrasında benzer sonuçların ortaya çıkmasına neden oldu. Türkiye gibi ülkelerde iktidar gücünü elinde bulunduranların karşısına gerçek ve güçlü bir alternatif ile çıkılmadığı sürece, örgütsüz ve günlük çıkarlarıyla hareket eden geniş kitlelerin, güçlü olana destek verme eğilimini engellemenin hiç de kolay olmadığının, tıpkı bir deney gibi, defalarca test edildiğini gördük.
Kuşkusuz bir toplumda egemen olan sınıf ve onun siyasal temsilcileri, sorunlarını daima içinden çıktığı ve hizmet ettiği sınıfın çıkarları açısından çözmek ister ve bunun için sahip olduğu bütün araçları, iktidar olmanın verdiği diğer olanaklarla birlikte, en etkili şekilde kullanmaya çalışır. AKP’nin yaptığı gibi, kimi zaman “umut tacirliği” yaparak geniş toplum kesimlerini ikna eder, kimi zaman da ikna olmayanları düşman ilan edip, “iç güvenlik paketi” gibi düzenlemeler üzerinden otoriter, baskıcı politikaları gündeme getirir.
İnsanlar, belli bir amacı gerçekleştirmek ya da önceden belirlenmiş bir hedefe varmak için kararlı olduklarında ve kendi yaşamlarını doğrudan kendi denetimleri altına almayı öğrendiklerinde normal koşullarda olduğundan çok daha güçlü olurlar. Bunun için öncelikle haklı olduğuna inanan ve bu uğurda mücadele yürütenlerin küçük hesapları bir yana bırakarak, birlikte hareket etmesi, ekonomik ve siyasal örgütlülüğünü güçlendirmesi ve gücünü doğru ve etkili bir şekilde kullanması gerekir.
Gücünüz varsa ve bu gücü kendi sınıfsal, örgütsel çıkarlarınız doğrultusunda kullanabiliyorsanız taleplerinizi gerçekleştirme olasılığınız her zaman vardır. 7 Haziran seçimleri süreci ve sonrasında mücadelenin ne yönde gelişeceğini bir taraftan her fırsatta iktidarı eleştirirken, diğer taraftan iddiaları ve hedefleri ile yaptıkları birbirini tutmayanlar değil, hedeflerini ve iddialarını, başta yoksul emekçiler olmak üzere, geniş halk kesimleri içinde somut olarak örgütleyenler belirleyecek. 12. 03. 2015 – EVRENSELkck/header