MUSTAFA YALÇINER: KİZİROĞLU DAVUTLARIN AHMET’ PEH PEH PEH’ (29. 12. 2014)

190

Gençliğimin türküsüydü. Şüphesiz daha eskiydi; ama Ruhi Su üstadımız o güzelim söyleyişiyle güncellemişti. Davudi sesinin kulağımızın pasını silen, dillerimize düşen çekiciliğiyle söylerdi: “Kiziroğlu Mustafa Bey. . Peh peh peh!”
Şimdi yeniden güncellenmiş. Ayna: “Davutoğlu Ahmet Hoca, bir bilge adam, bir yiğit adam. ” Bağlamayı unutmuşlar: “Peh. . peh. . peh. “
Gerçekten yiğittir! Kudüs’ü aldı alacaktır. önce Hamas’ın Meşal’ini alıp getirmiştir. Sonra. . Halit Meşal Bey’in AKP Kongresi’nde dediği gibi: “Nasıl ki geçmişte sizin halkınız Kudüs’ü, Aksa’yı, Filistin’i koruduysa, umutluyum, gelecekte de Filistin’i, Kudüs’ü tekrar kurtaracağız inşallah”! Yüreklerinin yağı erimiştir. Tabii ki kurtaracaktır! Kongre salonu tekmil haykırmıştır: “Hamas, sana canım feda!”
üstelik Kiziroğlu Davutların Ahmet, tabii Recep Tayyip Beyin inayetiyle, vakti olur alır ya da sıkışıklığa gelir almaz; ama Müslüman Kardeş Meşal umutlu olmak zorundadır, başka çaresi yoktur. Müslüman Kardeşliğin en büyük destekçisi Katar “yamulmuş”, Suudi baskısından bunalıp, neredeyse yüz yılın ardından zar zor ele geçirdiği yönetimini devirip tarumar ederek “çanına ot tıkadığı” Sisi’nin Mısır’ıyla anlaşıp, para değil baskı karşılığı olsa bile, Müslüman Kardeşlik davasını satmış. . “Kardeşlik” Suriye’de de bir baltaya sap olamayıp, başlangıçtaki etkinliğini baştan ayağa Bağdadi’nin Selefi İslam Devleti’ne (IŞİD) kaptırmış. . Bir diğer “yamulma” Tunus’ta En Nahda’nın payına düşmüş ve Gannuşi’nin Müslüman Kardeşliği, halk ve Halk Cephesi karşısında ben Ali kalıntısı neoliberal laikçiler ve örgütleri Nida’yla uzlaşıp anlaşma yoluna girerek uzun dönemde etkisini koruma adına güncel belirleyiciliğinden geri basmışken. . Müslüman Kardeşliği davasının bayrağını yükseklerde tutan ülke olarak bölgede tek kalan “Kiziroğlu Türkiyesi”ne. . Doğrusu, “yeni Türkiye”nin asıl reisi “dava adamı” Recep Beyin şefkatli kollarına sığınmayacak da ne yapacaktır?
İsrail karşısında Lübnan Hizbullahı ve İran tarafından destekleniyorken, Suriye’ye Esad rejimini hedef alan emperyalist müdahale başladığında on yıllardır yaşadığı Şam’dan Katar’ın başkenti Doha’ya taşınmaya “ikna edilen” Meşal’in, arkadaşlarının “sınır dışı” edilmelerinin ardından Mısır’la anlaşan Katar Hamas’a mali yardımını da kesince, “yeni Türkiye”den başka tutunacağı dal kalmamıştır.
Şimdilik yeterince güvenilir tek “sığınılacak liman”dır. Yoksa Meşal de, Tayyip Beyin çok fazla zorladığını, üstelik bunca zorlamaya rağmen istediklerinin çoğunu elde edemediğini görmekte, dolayısıyla kalıcılık-gidicilik katsayısının hesaplanmasının fal açmaya kaldığını en azından hissetmektedir, ancak çaresizdir.
Ortadadır. Beyefendi ne kadar “gazeteciymiş, elindeki sadece kalem değil ki” diye başlayıp “başka tutuklamalar da olabilir” açık sözlülüğüyle talimat verse de, olmamakta, bir yıldır “paralel aşağı paralel yukarı” propaganda-direktiflerine rağmen ancak 5-10 kişi “içeri” alınmaktadır. Oysa Davutların Ahmet’in görev getiriliş kriterlerinin bile en önde geleni “paralelle uzlaşmazlığı”ydı. Güç eksikliği açıkça görünmektedir ki, şimdiki pozisyon gücün doruğudur, bundan sonrası eksilmenin ilerleyişidir, düşüşe geçiştir, düşüştür.
Ancak yine de şimdilik “iyi”dir. Baksanıza, Bartın ME Müdürü’nün ardından İstanbul Müftüsü de “yılbaşı kutlamaları”nı “gayrımeşru” sayan hutbeyi patlatmıştır. Güç etkeni midir güçsüzlük katsayısını artırıcı mı tartışılır bile değildir. Sıra milyonlarla mütedeyyini de kapsayarak mahalle aralarından yükselen “birinci çinko. . tombala” seslerini bastırmaya gelmişse, vay o AKP ve “tek adam-tek parti diktatörlüğü” hülyalarına!. .
29. 12. 2014 – EVRENSEL