ERGİN YILDIZOĞLU: SIRA ‘ÖTEKİNİN’ DİLİNİ KESMEYE GELDİ (10. 12. 2014)

184

AKP döneminde,
“pasif devrim”
modeli içinde ilerleyen bir geçiş sürecindeyiz. Busiyasal İslamın, liderliğini yapan Sünni-Müslüman entelijansiyanın simgesel üretim araçlarına sahip olma özellikleri-ne göre şekillenmiş
totaliter
bir kapitalist devlet biçimine
geçiş sürecidir.

Bu sürecin üzerinde düşünmeden, Latin harf-lerine geçişle ilgili olarak,
“bir gecede halkı/milleti/toplumu cahil bıraktılar”
yakınmasının kini,
“Osmanlıca eğitime, Arapça harflere dönme”
arzuları tam olarak kavranamaz.

üretim araçları yalnızca, kazma, kürek, makine, bilgisayar gibi nesnelerden oluşmaz. Bilgi de olmazsa olmaz bir üretim aracıdır. Sermayenin simgesel üretimi (kültürü) birikim sürecinin içine giderek daha fazla çektiği son 50 yılda, üretim, yeniden üretim araçlarının içinde bilginin yeri, önemi giderek artmıştır.

‘Bilgiye’ dayanarak sömüren bir ‘sınıf’

Müslüman entelijansiya da (ulema) Osmanlı toplumunda, bilginin (bu üretim aracının) mülkiyetini, üretimini ve yeniden üretimini, toplum düzenini koruyacak, sultanın iktidarını meşrulaştıracak biçimde kontrol ediyor; toplumsal artık üründen bu yolla pay alarak halkı sömürüyordu.

Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin kaldırılması, Latin harflerine geçiş, tekkelerin kapatılması, unvanların, statü belirten giysilerin yasaklanması, kadın-erkek eşitliğinin, kadın haklarının yasalaştırılması ama
özellikle de Latin harflerine
geçiş, bu tabakanın elinden
ekonomik artığa ulaşmasına olanak veren, ona özgün üretim araçlarını, sömürü mekanizmasını
aldı.

Pazartesi günü
Orhan Bursalı‘nın yazısında da ayrıntılarıyla vurguladığı gibi böylece “mülksüzleştirilen” (“cahilleştirilen”)
aslında toplumun son derecede ufak bir kesimiydi. Radikal bir jestle bir gecede
“cahilleştirilen”
bu tabakanın konumunu korumak için halka/topluma dayanamamış olması da ayrıca anlamlıdır.

Ne ki bu
“cahilleştirilen”
entelijansiya yok olamamış, çok özel konumundan (soğuk savaşın emperyalist desteklerinden de) yararlanarak, dinci muhafazakâr çevrelerde varlığını, merkezi siyasi iktidarın dışında kalmasına karşın, yerel düzeyde
“mikro”iktidar alanlarında sürdürebilmiştir. AKP ile birlikte Müslüman entelijansiya, liberal entelijansiyanın da katkılarıyla devletin yönetimini yeniden ele geçirdi.

Bu entelijansiya, bir tür (dini-ahlaki) bilgisinin üretiminin, yeniden üretiminin, giderek de güncel yaşamın bilgisinin (haber ve yorumların) dolaşım kanallarıyla araçlarının, kendi tekelinde toplanmasının,
varoluşunun
önkoşulu, toplumsal
ekonomik artığa, kapitalist birikim süreçlerine
ulaşmasının aracı olduğunu biliyor.

Tekeline almaya çalıştığı bu özel bilginin, toplumun simgesel evrenini tüm farklı söylemleri (ulusal kimlik, etnik-dini aidiyetlerden, komünizme kadar) dışarı atarak doldurması, ait olduğu
hakikat rejiminin
tamamen egemen olması için, devletin disiplin, cezalandırma araçlarının (yargı ve güvenlik güçleri) kontrolünü elinde topluyor.

İkincisi, devlet, bu entelijansiyanın elinde bir dönüşüm geçirirken, bu
“yeni düzene”uygun
yeni bireyin üretimini
(nüfus-eğitim-sağlık politikaları), yeniden üretimi (aile-cinsel pratikler, tercihler),
bedenleri
denetleyen, yeniden şekillendiren birbiyopolitik
rejimini kararlılıkla inşa ediyor.

Bu proje, demokrasinin seçimlere, siyasi iktidarın hükümete, hükümetin, hatta hukukun da liderin iradesine
indirgendiği, yalnızca
“egemen hakikat rejimiyle”çelişen değil, lideri eleştiren, hükümetin uygulamalarını, bu
sınıfın
sömürü yöntemlerini sorgulayan seslerin de
susturulduğu, devlet-toplum
ayrımının
kalktığı bir
organik
yapı kuruyor.

Bu
“organik yapıda”,
Müslüman entelijansiyanın, iktidarda kalma, toplumsal artığa ulaşma olanaklarını garanti altına alması, bu olanağı kullanarak servet yığması, medya vb. kültürel araçların neyi ne zaman, nasıl, hatta hangi dille ve simgelerle ifade edeceğine karar verebilecek güce sahip olmasına bağlıdır.

Bu nedenle, şimdi sıra son derecede önemli bir düğümü çözerek,
düşünmenin ve konuşmanın araçlarını, dili,
yeniden bütünsel bir kontrol altına almaya, denetim altındaki alanın dışında kalanları susturmaya olanak verecek, Sünni Müslüman olmayan
“öteki”nin dilini kesecek bir kültür ortamını yaratmaya geldi.

Böylece Müslüman entelijansiya, kendi dışındaki herkesin, toplumun hemen tamamının elindeki en önemli simgesel (kültür) üretim aracını gasp ederek, onları”cahilleştirerek”,
bilgiyi yeniden tekeline
alıp Cumhuriyetle birlikte kaybettiği iktidarı restore etmeyi amaçlıyor.
10. 12. 2014 – CUMHURİYET