CAN DÜNDAR: FAZİLETİN ÖLÜMÜ (31. 10. 2014)

191

“Bir devletin baştaki
yöneticilerinin çoğu
namussuz olsun da, aşağı
tabakada bulunanlar iyi
adam olsunlar; bu güçtür. “Bu cümle,
İsmail Hakkı
Babanzade‘nin “Anayasa
Hukuku” kitabının 119. sayfasında geçiyor.
Mustafa Kemal,
kitabı 1923’te, Cumhuriyet hazırlıkları sırasında okumuş. Okurken bu cümlenin altını çizmiş.
Kitap halen, çankaya Köşkü Kütüphanesi’nde 620 kayıt numarasıyla korunuyor.
Köşk, içinde barındırdığı bu türden sakıncalı yayınlar nedeniyle de “müze” olmaya müstahak(!).

***

Daha Soma’nın acısı dinmeden Ermenek’te 18 işçi kâr hırsında boğuldu.
Soma’dan sonra madenlerde yaşam odalarının zorunlu tutulmasına ilişkin yasa teklifini Meclis’te reddeden çalışma Bakanı, dünkü
Vatan‘da muhalefet lideri gibi konuşuyor:
“Küçük madenlerde
işveren fazla kâr uğruna
iş güvenliğine yatırım
yapmıyor. Hepsikapatılmalı. İçim yanıyor. “
Evet; bu feryadı çalışma Bakanı’na duyurmak gerek(!).
Tabii
Babanzade‘nin kitabını anımsayarak…
Tarihte görülmedik boyutta yolsuzluk iddialarına muhatap olmuş, yandaşlarına rant dağıtımıyla nam salmış bir iktidarın, her faciadan sonra işletme sahiplerini rant düşkünlüğüyle suçlaması inandırıcı mı?
“Sen kendine bak”
demezler mi?

***

Babanzade‘nin kitabından devam edelim. Fransız düşünürü
Montesquieu‘ye atıf yaptığı bir bölümde diyor ki:
“Kavimler başlangıçta
bir tek kişinin gücüne
bağlıydılar -ki
buna
‘despotizm’
denir. Daha sonraları ise
yalnız kendi yaptıkları
yasalara uydular -ki buna
‘cumhuriyet’denir. “
Gazi, 115. sayfadaki bu cümleleri de işaretlemiş.
Birkaç sayfa sonra şu satırların altını çizmiş:
“Cumhuriyet
ve
demokrasileri
yaşatan genel
kural, siyasal
fazilettir. “
14 Ekim 1925’teki İzmir ziyaretinde bu cümleyi kullanmış:
“Sultanlık korku ve
tehdide dayalı bir idaredir.
Oysa Cumhuriyet,
fazilettir. “

***

Ocak göçtüğünde, iskele çöktüğünde, asansör düştüğünde işverene parmak sallamak, isyan edeni tekmeleyip tokatlamak, despotik rejimlerin işidir.
Cumhuriyet ise, faziletle ve kanun hâkimiyetiyle yürür. Kural koyar, denetler, önlem alır. Beceremeyen, faziletle istifa eder.
Sultan özentilerinin anlayamadığı bu…
Adalet, hakkaniyet, hürriyet kalmayınca, fazilet, maden suları altında kalınca, memlekette büyüme oluyor; kalkınma olmuyor.
İstikrar oluyor; huzur olmuyor.
Saray oluyor; kutlamak nasip olmuyor.
“Yemeği ocakta yiyin” baskısının yol açtığı facia yüzünden Ak Saray’da ziyafet çekmek kısmet olmuyor.

***

Aynı günden iki haber:
Türkiye’de 1 milyar doların üzerinde serveti olan aile sayısı 10 yılda 24’ten 57’ye çıktı.
Aynı Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa’da 1. , dünyada 3. sıraya çıktı.
Anlamı şu:
ölerek, öldürerek zenginleştiriyoruz.
Kölelik düzeninde, enkaz üzerinde bir servet büyütüyoruz.
Ve
Erdoğan, 29 Ekim konuşmasında,
“Türkiye
Cumhuriyeti, 77 milyonuncumhuriyetidir. Her bir ferdi
bilaistisna bu cumhuriyetin
öz evladıdır”
diyor.
öyle hissedip hissetmediklerini, göçmüş madenlerin, çökmüş inşaatların, yere çakılmış asansörlerin yetimlerine, dullarına sormak lazım.
Biz yine
Babanzade‘nin kitabından, altı çizilmiş bir cümleyle bitirelim:
“Zorba hükümetler,
ne şekilde olursa olsun,
payidar olamaz, ayakta
kalamazlar. “

31. 10. 2014 – CUMHURİYET