DR. MURAT ÖZVERİ: HÜKÜMET HUKUKU ASKIYA ALARAK KENDİ MEMURUNA SAVAŞ İLAN ETTİ (13. 09. 2014)

165

Torba Yasa 10 Eylül 2014 tarihinde TBMM’de kabul edilerek yasalaştı ve İş Yasası’ndan ilçe sınırlarının değiştirilmesine kadar biz dizi hüküm getirdi. Cumhurbaşkanı da hızla onayladı ve malum Torba Yasa artık “6552 Sayılı Kanun” olarak hayatımızda. *
Bu hükümler de, birbirinden ilgisiz onlarca konunun tek bir kanunda ele alınmasının kendisi de hukuk skandalı. İçinden, hukuk devleti açısından tüyler ürpertici olanı ise bir grup kamu görevlisi için yargı kararlarının uygulanmayacağını belirten 100. Madde.
Torba Yasa’nın 100. Maddesi çok açık;”Ancak, 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı bakanlıklar ve bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna Ekli (1) ve (2) sayılı Cetvellerde gösterilen unvanları taşıyan görevler” diye başlıyor, “sivil memurlar hariç kolluk teşkilatlarının kadroları” diye devam ederek bir grup kamu görevlisini tanımlıyor ve bu görevliler için yargı kararlarının uygulanmayacağını belirtiyor.
Yani hükümet, çıkardığı Torba Yasa’nın 100. Maddesi’yle bir grup memuruna (Kanunda söz edilen cetveldekileri aşağıda sıralıyorum) diyor ki:
Ey Valiler; Büyükelçiler, Daimi Temsilciler, Daimi Delegeler;Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Diyanet İşleri Başkanı ve Yüksek Din Kurulu üyeleri; Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri” (23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı bakanlıklar ve bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna Ekli (1) sayılı Cetvelde yer alanlar, ey “Müsteşar ve yardımcıları (Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri ve Yardımcıları dahil); Genel Müdür ve Yardımcıları (Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Genel Sekreteri ve Yardımcısı, Hazine Genel Müdürü ve Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri ve Yardımcısı. . . . “(23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı bakanlıklar ve bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna Ekli (2) sayılı Cetvelde yer alanlar) ve sivil memurlarının dışındaki kolluk teşkilatında yer alanlar, yani ey destan yazan polisler, ben sizin için hukuk devleti ilkesini askıya aldım. Anayasa’nın “yargı kararları yasama- yürütme ve yargı organlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlar kuralı”nı uygulamıyorum.
Yani hükümet, Torba Yasa’da tanımlamış olduğu bu kamu görevlilerini kendisine yandaş olmadığı için, şu hatırlı kişinin ricasını yasaya aykırı bulup yerine getirmediği için veya görevini gerektiği gibi yapmadığı iddiasıyla görevden alıp bir başka bir ile, ilçeye atayabilecek.
Bu atama karşısında hakkında işlem yapılan görevli yargıya başvurup, yürütmeyi durdurma kararı veya iptal kararı aldığında idare bu kararı hemen değil, iki yıl içerisinde uygulayabilecek. Üstelik kararı, aynı göreve değil görevlinin “kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya” atayarak uygulayacak.
İki yıl sonra uygulanacak bir yargı kararının üstelik kazanılmış hak derecesine uygun bir başka göreve atanarak yerine getirilmesini yargı kararının uygulanması olarak kabul etmek, her şeyden önce mantık kurallarına aykırıdır.

Hükümet hukuku askıya alarak kendi memuruna savaş ilan etmiştir.
Bu Torba Yasa’yla hukuk askıya alınmıştır, çünkü idari yargıda hangi durumların telafisi güç zararlara yol açacağının takdiri yargıca bırakılmıştır. Torba Yasa, iktidarın atama yapması durumları için yargıcın takdir yetkisini ortadan kaldırmaktadır. 100. Madde’de yer alan”Kamu görevlileri hakkında yapılan bu tür idari tasarruflar, telafisi güç veya imkansız zararlar doğurmaz” hükmü gereği, atanan memurun aile düzeni parçalanmış olsa da, çocukları okullarından, eşi işinden olsa da bu durum yasa buyurduğu için telafisi güç zarar olarak nitelendirilemeyecektir.
Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için, “telafisi güç” veya “imkansız zarar” ve “açık hukuka aykırılık” unsurlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Torba Yasa atama kararının telafisi güç ya da imkansız zararlara yol açamayacağı hükmünü getirerek, gerçekte atanma kararlarında idarenin yürütmeyi durdurma kararı vermesini olanaksız hale getirmektedir.
Yasada unvanı geçen kamu görevlileri kendileri hakkında yapılan idari işlemleri iptal ettirseler dahi idare yargı kararını uygulamayabilecektir. Yargı kararını uygulamayan kamu görevlisi ise ceza kovuşturmasına tabi tutulamayacaktır.
Kısaca bu ülkede iktidarda olanların belirlediği düşmanlara göre hukukun yok sayılmasına ilişkin kadim gelenek devam ettirilmektedir. Dün komünistler, Kürtler, için askıya alınan hukuk, bugün “paralel yapı” için askıya alınmaktadır. Zaman değişmekte,”düşman”ların ismi değişmekte ama hep bir “düşman” gerekçesiyle hukukun askıya alınması geleneği sürmektedir. Bu ülkeyi yönetenlerin hukuk korkusu, bu korku üzerinden baskı uygulaması, bu baskının kurbanı olanların hep birlikte artık yeter dediği güne kadar devam edecektir.
(*) 6552 Sayılı Kanun (İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı başıklı Torba Yasa)
13. 09. 2014 – EVRENSEL