AHMET YAŞAROĞLU: DİRENİŞ FİLİSTİN’İN MEŞRU HAKKIDIR (01. 08. 2014)

213

Filistin’e yönelik İsrail saldırısı tüm gaddarlığı ve kan dökücülüğü ile devam ediyor. Gazze’de İsrail tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı 1300’e yaklaştı. Bombardımanlar nedeniyle şimdiye kadar 5 bin ev kullanılamaz hale geldi, 26 bin ev ise hasar gördü. Hastaneler, okullar, elektrik santralleri vuruluyor, sivil halk çocuk, kadın, yaşlı, genç katlediliyor. Filistin halkının direnişi olmasa İsrail bölgeyi bütünüyle insansız hale getirecek.
Filistin halkının İsrail devletine karşı mücadelesi hiç tartışmasız haklı bir mücadeledir. Ortada toprakları işgal edilmiş, her geçen gün daha küçük bir alana sıkıştırılmaya çalışılan bir halk var. İşte bu halk şimdi bir ölüm kalım mücadelesi veriyor. Ama bu mücadele emperyalist propaganda merkezleri ve onların suyunda giden “politik gözlemciler” ve kimi yazar çizer tarafından “terörü kullandıkları” gerekçesi ile mahkum edilmeye çalışılıyor. Bunlar Filistin halkının ve davasının açık düşmanları.
Diğer taraftan sözde hümanist lafların, barışçı söylevlerin ardına gizlenerek nasıl öldürüldükleri karanlık olan birkaç İsrail vatandaşı kullanılarak üstü örtülü Filistin karşıtı bir propaganda yürütülüyor. Bu kara propaganda Hamas’ın dinciliğini de gerekçe göstererek, Filistin halkının mücadelesinin ulusal bir mücadele olmaktan çıktığını, amacından saptığını vb. ileri sürüyor ve Filistin halkının haklı meşru mücadelesine gölge düşürmeye çalışıyor. Bunlar da Filistin halkının ve davasının gizli düşmanları.
Ulusal mücadeleler hakkında politik önderliklerinin niteliklerine bakılarak bir karar verilemez. Yeter ki bu önderlikler ulusal amaç, hedef ve çıkarlardan vazgeçmemiş olsunlar. Bugün ne ortada Filistin’deki belirleyici örgütlerin, ne de herhangi bir örgütün bu hedeflerden vazgeçtiğine ilişkin bir belirti bulunmaktadır. Eğer bir örgüt bu hedeflerden vazgeçerse onunla hesaplaşma işi de bütünüyle Filistin halkının görevidir ve bu durum hiç bir şekilde Filistin’in haklı davasını karalamak, haksız göstermek ve engellemek için bir gerekçe olarak ileri sürülemez. Filistin halkının mücadelesi hangi gerekçe ile karalanmak istenirse istensin haklı ve meşru bir mücadele, İsrail’in mücadelesi ise hangi gerekçelerin ardına sığınılarak aklanmaya çalışılırsa çalışılsın haksız ve gayrimeşru bir saldırıdır.
Filistin’e dışarıdan bakan kişi ve politik hareketler Filistin önderliğinin şu ya da bu yönde ilerlemesi gerektiğine ilişkin düşüncelere sahip olabilirler, Filistin’de kendilerine yakın gördükleri örgütleri, hareketleri vb. destekleyebilirler. Ancak bütün bunlar hiç bir şekilde Filistin halkının kendi kaderini özgürce tayin etmesi mücadelesinin önüne geçemez, geçirilmemelidir. Filistin’in haklı davasına destek vermek, onunla dayanışma içinde olmak, büyük emperyalist devletlerin, İsrail’in ve bölgenin diğer gerici devletlerinin Filistin halkının mücadelesini darbeleyen müdahalelerine engel olmaya çalışmak özgürlük severliğin, ezilen ve mazlum halklarla dayanışma içerisinde olmanın temel bir gereğidir.
Bugün bölge büyük bir çalkantının içerisinden geçiyor ve Rojava halkının mücadelesi de bölgenin ve bölge dışının büyük güçleri tarafından, önderliğinin çizgisi gerekçe gösterilerek bastırılmaya çalışılıyor. Bu mücadelelerin birisine karşı çıkanların altı biraz kazındığında halkların ortak düşmanlarının kanlı yüzü açığa çıkıyor. İşte bu nedenle bugün Filistin’i, Rojava’yı savunmak halkların özgürlüklerini ve temel çıkarlarını savunmak, bölgenin ve emperyalist güçlerin gerici oyunlarını bozmak, barış ve kardeşlik için mücadele etmek anlamına geliyor. Eğer iki yüzlü ve adi bir yalancı değilse hiç bir kişi ve politik kurum; Filistin’i savunup Rojava’yı savunmamak, Rojava’yı savunup, Filistin’i savunmamak gibi bir yaklaşıma sahip olamaz.
01. 08. 2014 – EVRENSEL