MUSTAFA SÖNMEZ: RTE DESPOTLUĞUNA İSTANBUL RANTI’ (11. 07. 2014)

170

RTE’nin İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan, Başbakanlık koltuğuna geçişi ve 12 yıllık hegemonyasının ardından Cumhurbaşkanlığı’na heves etme serüveni, bütün dünyada ilgiyle izlenen bir öykü. Bu uzun soluklu tırmanışı besleyen ekonomik zemin de, bir o kadar merak ediliyor. özellikle de inşaat, hele ki İstanbul rantının rolü veyeri…
Bunu konu edinmiş sadece dünyanın önemli üniversitelerinde sürdürülen 5 doktora çalışması biliyorum. çeşitli düşünce kuruluşu (think-thank), vakıf, üniversite, medya bu konuyu bilimsel olarak araştıranlara, ciddi katkılarda bulunuyorlar. Kapımızı çalan araştırmacıların en çok merak ettikleri konu TOKİ ve hemen onun yanında boy atan Emlak Konut. özellikle İstanbul’da bütün dikkat çeken yapılarda bu kurumların logolarını gördükleri için, haklı olarak, “nedir TOKİ?” sorusunu yöneltiyorlar. Aldıkları cevaplar karşısında ise hayretlerini gizleyemiyor ve kurulan tezgahın bu kadar engelsiz, denetimsiz nasıl bunca yıl döndüğüne hayret ediyorlar elbette.
İstanbul rantı…
AKP’nin ve RTE’nin iktidara gelişini ve despotik bir lidere dönüşünü hazırlayan ekonomik zeminde elbette İstanbul rantı ve onun fütursuzca sömürüsünün çok önemli bir yeri var. Toplu Konut İdaresi (TOKİ), özal’ın kurdurduğu mütevazı bir kuruluş iken onu alıp ekonominin lokomotif gücü haline getirmek, bir RTE “becerisi”dir. TOKİ’nin Başbakanlığa bağlı ve bütçeden neredeyse kuruş kullanmayan bir yapı olduğunu söylediğinizde, birçok insan hayret ediyor. İyi ama bu sermaye nereden? Tabi ki kamu arsalarından…
TOKİ’yi TOKİ yapan ve onun üstünden RTE için büyük bir kaldıraç haline getiren hamle, uçsuz bucaksız kamu arsalarını yöneten Arsa Ofisi’ni TOKİ’ye bağlayan hamleydi. Bir anda, inşaatta en önemli girdi olan oldukça değerli arsaların sahibi yapıldı TOKİ. Yapacak tek şey kalmıştı; bu son derece değerli İstanbul arsalarını müteahhitlere teklif etmek ve yapılacak inşaatların gelirini paylaşacak sözleşmeler yapmak. Bunun için de kapatılan devlet bankası Emlak’tan kalan Emlak Konut’u, bir ticari aktör olarak yeniden örgütlemek yetiyordu.
81 proje…
AKP’nin iktidar olduğu 2003’ten bugüne bakın ne oldu; tam 81 projenin ihalesi tamamlandı TOKİ’ye bağlı Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı üstünden. Bunlardan 45 tanesi tamamlandı, 36’sı da sürüyor. Ali Ağaoğlu, Varyap, Aşçıoğlu, Kuzu, Dumankaya, İhlas, Soyak gibi büyük müteahhitlik gruplarıyla gerçekleştirilen bu projelerin değeri 25 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Düşünün, TOKİ, hepimize ait kamu arsasını, diyelim Ataşehir’dekini alıyor piyasadaki şirketi Emlak Konut’a veriyor. O da müteahhit Ali Ağaoğlu’na, arsa benden, yapmak senden, geliri paylaşacağız, diyor ve böyle böyle ortaya 25 milyar TL’lik bir gelir çıkıyor 10 küsur yılda.
Bu mekanizma ortaya nasıl bir yandaş inşaatçı grubu çıkardı, nasıl AKP’ye “yardım-bağış” adı altında avanta çıkardı, nasıl bal tutanların parmaklarını balla donattı, varın siz düşünün…


Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) verilerine göre, 2013 sonu itibariyle 30 GYO’nun aktif büyüklükleri 37. 5 milyar, 2013 sonu piyasa değeri de 20 milyar TL’yi buldu.
Son 12 yılda İstanbul’da konut, ofis, AVM, kentsel altyapı, donatı vs. yatırımlarıyla sektöre hükmeden gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO) içinde Emlak Konut, toplam GYO’ların aktif büyüklüğünün yüzde 36’sına, piyasa değerinin de yüzde 47’sine tek başına sahip. İkinci sırada RTE’nin kadim dostu Torunlar var. Bu aile, Torunlar GYO ve Yeni GİMAT GYO ile yüzde 21’lik paya sahipler. Şahenkler’in Doğuş’u ve Saf, izleyen GYO’lar…
Tayyip Bey bilir…
On küsur yılda 25 milyar TL değerinde 81 proje başlatıp bunun 45’ini tamamlayan Emlak Konut ve onun patronu TOKİ, bağlı bulunduğu makamın, Başbakan’ın bilgisi olmadan iş yapmış mıdır sizce? 17-25 Aralık rezaletleriyle ortaya dökülen tapeler de gösterdi ki, bütün bu işlerle RTE, bire bir ilgili. Kime inşaat verileceği, kiminle iş paylaşılacağı hep bilgisi dahilinde. Ortaya çıkan her imar pürüzüne anında müdahil. Hatta bu konuda meseleler kendi belediyesinin meclisine bile takılmasın diye 2011 sonrası yeni bakanlık kurdurdu, çevre ve Şehircilik Bakanlığı… Başına da TOKİ’de yıllarca kendisine büyük sadakat ile çalışmış Erdoğan Bayraktar’ı getirdi. İmar işleri belediyelerde sapmaya uğramasın diye, yeni bakanlığı, belediyenin yetkilerine hakim kıldı ve kararları Ankara’dan vermeye başladı. Belediye’de emsal alan, yükseklik hedefine ulaşamayan sorunu Ankara’ya RTE’ye götürerek aşabiliyordu ama Ali Ağaoğlu’nun deyişiyle, “Kesilen cezayı ödeyerek”. Bu ceza, son zamanlarda RTE’nin ailesiyle kurduğu TüRGEV’e arsa bağışı biçiminde olabiliyordu, nakit para da olabilirdi pekala…
Kamu arsasının üstüne, müteahhide inşaat yaptırıp gelirini paylaşmak, TOKİ-Emlak Konut ikilisinin en çok bilinen “iş yapma modeli” ama bir tek bu değil. Bir de kamu arsasını geliştirip satma var. Arsayı TOKİ, Emlak Konut’a verir, o da belediyeden en iştah açıcı emsalleri, ruhsatları alır ve arsayı vitrine koyar, istediğine satar. Böyle bir ballı börekli satışın öyküsünü de yarına bırakalım…
11. 07. 2014 – SÖZCÜ