BÜLENT FALAKAOĞLU: TATİLE GİDEMİYORSAN TATİLCİ SANA GELECEK (23. 06. 2014)

167

1800’li yıllar… İnternet yok. Televizyon yok. İnsanların başka kıta ve ülkelerdeki insanlar hakkında hiçbir fikri yok!
Almanya’da dahiyane(!) bir iktisadi akıl ortaya çıktı. Ve insanların uzak diyar insanları hakkındaki bilgi yoksunluğunu fırsata çevirdi.
Almanlar da, starları yakından görmek isteyen hayranlar misali teşhir alanlarına aktı. Hayvan gibi teşhir edilen bir Eskimoyu, Kızılderiliyi, Afrikalıyı görmeye. Ya da teşhir organizatörlerinin eline düşmüş her kimse onu…
19’uncu yüzyılda başlayıp 1930’lu yıllara dek sürdü bu insanlık suçu.
Sonra kapitalizm iyice gelişti. İktisadi aklı da daha bir modern oldu!
Nereye para harcayacağını şaşıranlara…
Deniz ve kumsaldan sıkılan burjuvalara…
1990 yıllarda keşfedilen kabileleri pazarladı. Bazı seyahat acenteleri, kabileleri görme vaadiyle seyahatler düzenledi. Söz konusu bu seyahatler zamanla utanç verici safarilere dönüştü.
Bu seyahatlere katılanlar… Karşılaştıkları kabile üyelerine hayvanat bahçesindeki hayvanlara verircesine ikram ettikleri yiyecekler karşılığında… Kendileri için dans etmelerini istemekten her türlü şaklabanlığa bir dizi talepte bulundular.
2000 yıllarda, yani günümüzde ise işler daha da kapsamlı bir organizasyona dönüştü.
Kapitalizm, kendi yarattığı açlığı ve yıkımı basbayağı satmaya başladı.

FAKİR SEMTLERE SAFARİKapitalizmin bu yeni ticari aklı, 2008 tarihli ve halen aşılamamış olan büyük ekonomik krizi sonrası ortaya çıktı.
İngiltere merkezli ‘Politik Turlar’ organizasyonunu belki duymuşunuzdur.
Şirket, Londra şehrinin en fakir semtlerine geziler düzenliyor. Zengin müşterilerine ekonomik kriz ile boğuşan yoksul aileleri gözlemleme imkanı sunuyor.
Tabi bu hizmetin(!) bir de uluslararası olanı var.
Yunanistan turuna katılıp ister Yunanistan’ın dış borçlar ile nasıl boğuştuğuna dair tecrübe edinirsiniz… İsterseniz, Avroyu neler bekliyor onun analizini yapabilirsiniz!
Yarattığın feci yoksulluğu turistik gözlem malzemesine çevirmek. Kapitalizme özgü bir ticaret başarısı işte!
Bir yanda emeğini ucuz işçi olarak pazarlamak zorunda olanlar… çaresizlikten bedenini satanlar… çöpten ekmek toplamak zorunda kalanlar… Oynamak yerine çalışmak durumunda kalan çocuklar…
Diğer yanda tüm bu yoksulluğu gözlemlemek için tonlarca para akıtanlar.
Kapitalizm işte.

üZüLME TüRKİYE!
Tatil aylarındayız.
Türkiye’de durum ne acaba?
“çok şükür! Bizde herkes tatilini ailecek, keyifle yapabilir” diyebilecek durumda mıyız acaba?
Ne mümkün.
Yoksulluktan tatil yapamayanlar ezici çoğunlukta.
Bu ülke vatandaşının yüzde 86’sı evden uzakta bir hafta tatili karşılayamıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun, Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi kapsamında… “Evden uzakta bir haftalık tatili karşılayabiliyor musunuz?” diye sorulmuş.
Bu soruya yüzde 85,9’un “Karşılayamıyorum” yanıtını verdiğini açıklamıştı Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz.
Hem de “Allah aşkına bu nasıl bir kalkınmışlıktır” demeden. Hiç de hicap duymadan.
Ama sen üzülme ülkemin yoksulu.
Bu ülkede kapitalizm geliştikçe… Ne bileyim belki 2023’te yani Cumhuriyetin 100. yılında…
Belki ondan da yakın…
Hem de üç kuruşa satarak… üstelik üç çocuk yaparak nasıl yaşadığını gözlemlemek için dünyanın öbür ucundan seferler düzenlenecek!
Sen tatile gidemeyeceksin ama tatilci ayağına gelecek. öĞRETMEN EK İŞTE, öĞRENCİ TEZGAH BAŞINDABağımsız Eğitim-Sen araştırması diyor ki…
Türkiye’de birçok aile okulların kapanmasıyla birlikte tatil planları yapmaya başlarken öğretmenler bu yıl da tatili evlerinde geçirecek.
öğretmenlerin yüzde 70’i maddi durumları el vermediği için tatillerini evlerinde veya memleketlerinde tamamlayacaklar.
İki öğretmenden biri bugüne kadar hiç tatile gitmemiş. Gidenlerin de çoğu tatile düşük bir bütçe ayırabilmiş.
Ucuz oteller revaçta.
Bu arada ikinci yaz tatili boyunca ek geçim kaynağı için ikinci bir iş arayışına koyulanlar da var. Araştırma kapsamında görüşülen öğretmenlerin yüzde 34’ü yaz tatilinde ek iş yapacağını belirtmiş.
Yaşıtları tatil köylerinde, deniz kıyılarında günlerini geçirirken…
Okulların kapanmasıyla birlikte ailelerinin bütçesine katkıda bulunmak amacıyla, tarlada, tezgah başında çalışmak zorunda yüz binlerce çocuk olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı?KİMİMİZ MEKKE OTELE KİMİMİZ MEDİNE’YE SüRGüNEGazete ve internet ilanlarına bakınız!
Şatafatlı “İslami tatil” kampanyalarını göreceksiniz.
Türkiye’nin en nadide koylarında, müthiş doğal güzellikleri içinde İslami tatil çağrıları…
Parası daha çok olan İslamcılar ise başka kıtalara açılıyor.
Milliyet’in haberine göre, Ortadoğu’da ve Türkiye’de gayrimenkul çözümleri sunan Mresco, Mekke’nin en büyük rezidans kulelerinden Hacer Tower’ın uzun dönem kiralamasında Türkiye’den rekor talep topladı. Uzun dönem kiralama sistemiyle sunulan Hacer Tower’a bir haftada 500’ün üzerinde kişi başvurdu.
Kapitalizm geliştikçe bu işler böyle olur. Kimimiz Mekke Rezidans’a… Kimimiz Medine’ye ya da köyünde topraktan koparılıp Soma’da madene sürülürüz.
İslamcı kapitalistin yoksullarla derin uçurumunu haftaya, Ramazan yazısına bırakalım.
23. 06. 2014 – EVRENSEL